banner262

Bu haber kez okundu.

‘Biyonik Adam’ın Gözü Olimpiyat’ta

İKBAL TURAN

O'nun adı Berkay Ömer Öğretir. Kendisi Türkiye'nin yüzme sporundaki yüz aklarından. Doğma büyüme Bursalı olan Milli Takım yüzücüsü, 100 metre kurbağalamada 59.54'luk derecesiyle Tokyo Olimpiyatları'na vize almayı başarırken, aynı zamanda Türkiye rekorunun da sahibi oldu. Zor ve meşakkatli bir hayat hikayesinin baş kahramanı. Lise yıllarında o kadar çok yarışıyormuş ki okul müdürü ona "Biyonik Adam" lakabını takmış. Hayatındaki en değerli kişi ise annesi Elif Köymen. Sıkı bir Bursasporlu. Takımının ligden düşmesini "kalpteki yara" olarak tanımlayan başarılı yüzücü, "Süper Lige çıkacağız" diyor.

LEVENT KIZIL’A ÇAĞRI

59.54'lük rekoruyla adından söz ettiren Berkay Ömer Öğretir, bu saniyelere ulaşmak için 8 yaşından bu yana yüzüyor. Tam 13 yıl boyunca kendisine ve yeteneğine inanan antrenörü Eray Açıkgöz'ün de büyük desteğiyle hedefe kitlendi Berkay. 2020 Tokyo Olimpiyatları için yoğun bir antrenman programı geçiren başarılı yüzücü, Bursa'nın kendisine sahip çıkmasını beklerken, Levent Kızıl'a da "sponsorum olun" çağrısında bulundu. Gelin bu değerli sporcunun hayatına hep beraber mercek tutalım.

-Berkay Ömer Öğretir kimdir?

Bursa Osmangazi'de doğdum. Doğma büyüme Bursalıyım. Babam Arnavut kökenli, annem Bursalı. Ben annemle beraber büyüdüm. Onlar ben küçükken ayrıldıkları için. 

-Yüzme yolculuğun nasıl başladı?

6 yaşında başlamıştım Bosch Spor'un yaz okullarında.  O zaman kolay hasta oluyorum diye bırakmıştık.Sonrasında da site havuzunda yüzerken bir de boğulma tehlikesi atlattım. Ondan sonra sudan korkmaya başladım. Annem hem onu yenmemi hem de yüzme sporu iyidir diye başlattı. Ondan sonra yüzme de kaldık.

-O sürecin hikayesini paylaşır mısın?

Şu an beraber yüzdüğüm antrenörüm Eray Açıkgöz, altyapısında olduğum Bosch Spor'un antrenörlüğüne getirildi. Onlar beni altyapıya seçtiler. Kışın da devam etmeye başladım. Eray abiyle beraber 13 yıldır devam ettik. Annemle beraber gidip geliyordum beni hiç yalnız bırakmadı sağolsun.

-8 yaşındaki Berkay'a sorayım ben. Bugünü tahmin edebilir miydin?

Bu kadar yüzeceğimi tahmin bile edemiyordum. Boğulma tehlikesi yaşadıktan sonra büyük bir korku atlatmıştım. Bu kadar ağır bir spor olduğunu bilmiyordum. Ben bir işe başladıktan sonra yapabileceğimin en iyisini yapmak için çabalıyorum. Başladıktan sonra da bırakamadım.

-İlk aldığın madalya?

Bosch spor da 4- 5 sene yüzdüm sanırım. Liseye kadar orda yüzdüm. 25 metre kurbağada ya da serbest de  ilk madalyamı almıştım

-Ne hissettin o kürsüye çıktığında?

Zaten o kürsü, bir sonrakini yapana kadar seni taşıyor zaten. Onun verdiği haz ve mutluluk anlatılamaz. O madalyayı alıp ailene arkadaşlarına gösterme mutluluğu çok güzeldi. Ve böyle ilerledik. Bir süre sonra Bursa'da madalya almak rutine döndü. Çünkü yaş ilerledikçe yüzen sayısı da azalmaya başladı. Çok bırakanlar oldu. Ucu daraldıkça madalya almak da zorlaştı.

-Yüzmeyi sen neden bırakmadın? Diğerleri neden bıraktı?

Genelde ya yüzmeyi sevmedikleri için bırakıyorlar. Ya da okulla beraber devam etmek zorlaşıyor. Okula ağırlık vermek için. Ben neden bırakmadım. Yüzmeyi çok sevmiyordum, bırakmak istemedim. Etrafıma baktığıma okula ağırlık vermek için bırakanlar yüzmeyi bırakmalarına rağmen okullarına da ağırlık vermediler. Bunu bende düşündüm. Yüzmeyi bıraktığında kalan zamanı derse de ayırmıyor. Gene rahat takılıyor. Önümde böyle bir örnek varken bende öyle yapacağımı düşündüm. Okulumda da başarılıydım. İkisi beraber gidiyorken neden bırakayım dedim. Liseye kadar hiçbir sıkıntı yaşamadım zaten. Lisede de Şahinkaya Kolejine geçtim. Onlar bana yüzme bursu verdiler. Spor bursu ile liseyi okudum Şahinkaya Koleji'nde. Orda da yardımcı oldular. Sabah antrenman yapıyordum, oradan çıkıyordum derse gidiyordum. Bir buçuk yılım böyle geçti.

-Sosyal aktivite?

Sıfır. Hafta sonu çıkarsam çıkıyordum. O da genelde zaten ailemle beraber oluyordum. Onları da neredeyse görmüyordum. Eve gelir gelmez yemek yiyor direk uyuyordum. Dayanılacak bir tempo değil.

-Çok disiplin gerektiren bir spor değil mi?

Bireysel sporlar bence takım sporlarına göre daha zor. Bir de yüzme de kondisyon denen şey çok önemli.  Bir gün iki gün antrenman yapmayıp ertesi gün girince hiç yüzmemiş gibi oluyorsunuz. O su hissiyatını o enerjiyi kaybediyorsunuz. O nedenle antrenman devamlılığı çok önemli. Yüzmede Michael Phelps idol.

-Ama seni de küçük yüzücüler idol alıyor. Onlara neler söylemek istersin?

İnanılmaz bir duygu benim için. Ben hep ikinci üçüncü sırada kalan adamdım. Son bir kaç yıla kadar. Birincilik kürsüsünde değildim Türkiye çapında. Hep öyle biz başkalarına bakarken şimdi başkaları bana bakmaya başladı. Çok mutlu oluyorum tabi. Hareketlerimizin ve davranışlarımızın da ona göre olması gerekiyor. Örnek olmamız gerekiyor. Bunlara dikkat etmeye çalışıyorum. Benim küçüklere söyleyeceğim tek şey antrenmanı düzenli yapsınlar.  Ondan sonra başarı mutlaka geliyor.

Yüzme sporu Bursa'da istenilen düzeyde mi?

İstenilen düzeyde değil bence ama Türkiye'de en iyi illerden de biri. Yüzme tarihinde de çok başarılı sporcular çıktı Bursa'dan da. Her dönemde sporcu çıkıyor ama bu sayının artması lazım tabi ki.

-İlk ciddi madalyalar ne zaman geldi?

Türkiye'de ilk madalyamı sekizinci sınıfın sonunda 15 yaşıma girerken aldım. Sonrasında derecelerim de çok gelişti. Milli Takıma girdim ve Türkiye dereceleri de devam etti sonrasında.

-Bırakırım dediğin bir an oldu mu?

2017'nin yazında oldu aslında. Bu kadar diyordum. Tamam Türkiye'de alıyordum ama Uluslararası seviyeye de çok fazla çıkamıyordum. Yaşım geldi Avrupa gençler, dünya gençler şampiyonalarına katılamadım.  Benim galiba küçük yaşta katılamayıp büyük yaşta katılan çok sporcu da yok galiba. Hatta olimpiyata geçen hiç yok. İlk defa oldu. Ben biraz geç bir gelişim gösterdim. Katılamadığım için bu yarışta olmaz ise Avrupa kısa kulvar barajını geçemezsem bırakacağım artık. Zorlamanın anlamı yok demiştim.  Ama şansıma o yıl geçtim. Barajı geçmişken devam edeyim ondan sonrasına bakarız demiştim.  Derecelerimi geliştirdim. 2018 'in ortalarına doğru. İlk Çevre Mühendisliğini kazandım ama spor ile beraber yürümediği için bölüm değiştirdim. Beden Eğitim Öğretmenliğine geçtim. Tam o zamanda; kırılma noktasında da 2018'in nisan ayında ilk Türkiye rekorum geldi. O yarıştan sonra Akdeniz oyunları vardı. 100 metre kurbağalamadan gidecektim. Bir arkadaşım 100 metre kurbağalamada beni geçince dışarıda kaldım. Ertesi gün 200 kurbağa var. 200 kurbağalamayı da pek sevmiyorum. Eray abi gitmek istiyorsan yüzeceksin dedi. Ertesi gün yüzdüm ve az bir fark ile arkadaşımı geçtim. Ben katıldım. Ama asıl hedefim benim 100 metre. Akdeniz Oyunları'nda 100 metre yüzdüm İlk ciddi madalyamı aldım. Orada bayrak yarışında takım olarak üçüncü olduk. Bu sporda hataya yer yok.

-Olimpiyatlara bakışın neydi? Yapacağını düşünüyor muydun?

Ben olmaz diyordum. Benim dışımda herkes olur diyordu. Bunu yapacağım edeceğim demektense genelde yapamayacağım deyip yapmak benim için daha önemli. İnsanları hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum çünkü. 5-6-7 nisan tarihlerinde yarışlar vardı. Ben 5 nisan da 200 kurbağa yüzdüm 02.11.09 yüzdüm. 02.10.75 barajdı. 70 salise ile barajı kaçırdım. Ertesi gün 100 kurbağa vardı. 100 kurbağa 01.00.00 yüzdüm. Baraj 59.93’tü. 7 salise ile kaçırdım. Ben üzüldüm tabi. Bir çıktım herkes kafasını duvarlara vuruyor. Ben de şimdi olmadı ama daha zamanım var diye düşünüyorum. Eray abi geldi dedi ki ‘yarın bir daha yüzeceksin.’  Kaldım tamam abi dedim. Ben hayatımda böyle bir şey görmedim. İnanılmaz bir şans. İnanılmaz gurur duydum. Bütün havuz yarışa katılan herkes yarışı olan olmayan herkes beni destekledi. Tek başıma yüzdüm. O stresle başa çıkamayıp kasılıp kalabilirdim. Ama şans benden yanaydı.

-Depar taşına giderken neler hissettin?

Depar taşına giderken bir bağırdılar dizlerimin bağı çözüldü zaten orada. Atlayamayacağım galiba dedim.  Sonra üstümü çıkardım bekliyorum. Anonsumu yaptılar.  Bir daha bir bağırdılar. Ağzım düştü ağlayacağım. Bakıyorum herkes beni izliyor. Dedim Berkay yapacağın bir şey yok. Ne geliyorsa yap. 100 metrenin ilk 50'sini bir dönmüşüm öncekinden 30 salise falan daha iyi. Bayağı hızlı başladım. Yüzüyorum 75 metreye geldim. Bir baktım 25 metre daha var. Dedim ki olmayacak, yarış bitmeyecek. Giderek duvar uzaklaşıyor benden. En son bitirdim. Daha oraya bakmadan sesleri duydum tamam dedim. Baktım 59.54. Döndüm rahatladım. Destekleyenleri selamladım. Onlar olmasaydı geçemezdim. Sonra annemin yanın çıktığım zaman ipler koptu. Annemde gelmişti Edirne'ye. Onu gördüm o ana kadar hiçbir şey yok. Gülüyorum falan. Annemi bir gördüm. Tutamadım kendimi. Beraber sarıldık ve ağladık.

-Çalışmalar hız kesmiyor, hedefe kitlendin mi?

Olimpiyata yönelik çalışmaya başladık. Geçtiğimiz aralık ayında 200 metreyi denedim tekrar. 02.10:64 yüzdüm. Baraj 02.10.35.29. İnşallah olimpiyata kadar deneyeceğim. Onu da geçmeye çalışacağım. Dünya seviyesi çok ilerde. Türkiye olarak yavaş yavaş gelişiyoruz. Bu olimpiyatta realist olarak hedefim yarı final, final. İlk 16'ya girip kendimi ilk 8'e atmak istiyorum. Önemli olan ilk aşamada ilk 16'ya girmek. Her ülkeden en iyi iki kişi geliyor.

-Sponsor dessteği var mı?

Benim sponsorum yok. Yüzme bireysel bir spor olduğu için mi bilemiyorum sponsorluk konusunda sıkıntı yaşıyoruz. Sponsor olunması ve sporcunun desteklenmesi çok özel bir şey. Bursa'nın önde gelenlerinden sponsorluk desteği bekliyorum. Levent Kızıl'ı basketbol maçlarında görüyorum. Güzel destek veriyor. Aynı desteği ben de kendisinden bekliyorum. O Bursa markası, ben de Bursalıyım ve Bursasporluyum bu şehrin çocuğuyum. Levent Kızıl'dan destek bekliyorum. Bu çıtayı daha yükseklere çıkarmak için buna ihtiyacım var. Uzattığım elimi tutarsa çok mutlu olurum.

-Yüzme sporu sana ne kattı?

En başta disiplin kattı. Bir işe başladığım zaman bırakmamam gerektiğini öğrendim. Bırakmadığım zaman bir şeyler başarabileceğimi de öğrendim. Kolay şartlarda gelmediğim için bu başarının tesadüf olmadığını ve çok değerli olduğunun farkındayım.

-Bursasporlusun?

Aileden küçükken Galatasaraylıydım. Annem babam GS’lıydı. Seçme şansım olmamıştı. Dayımla arada maçlara gidiyorduk. O Atatürk Stadyumu'nun atmosferi beni büyülüyordu. Maçına gidemediğim, sadece formasını alarak destekleyebildiğim bir takım olmamalıydı. Bir doğum günümde Bursaspor formalarıyla baştan aşağıya donattı. O günden sonra diğer takımı tutmanın bir anlamı yoktu benim için. Üstüne şampiyonlukta gelince tadından tuzundan yenmedi. O günden bugüne Bursasporluyum. Galatasaray'da yüzüyorum o benim işim. Ama aşkla işi ayırt etmek gerekir.

-Ligden düştük?

Evet kalbimizde bir yara. Ama süper lige çıkacağımıza çok inanıyorum. Aksini asla düşünmüyorum. Çıkabilecek gücümüzde var, kadromuzun da güçlü olduğunu düşünüyorum bu lige göre. İnşalah sezon sonunda güleriz.

-Minik sporculara neler söylemek istersin?

Daha çok ailelere söylemek isterim. Antrenörlerine güvensinler. Bir işi yaptırıyorsa ona bıraksınlar.  Kendilerinin bazı şeyleri yapması ve yaptırması iyi olmuyor. Aile ailenin yerinde, antrenör de antrenörün yerinde kalmalı. Bu çok önemli bir çizgi bence, çünkü aileden gelen bir baskı olduğunda da çocuk için iyi bir şey olmuyor bu. İllaki geri tepiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254