Turizm, insanların sürekli ikamet ettikleri, çalıştıkları ve her zamanki olağan ihtiyaçlarını karşıladıkları yerlerin dışına seyahatleri ve buralardaki genellikle turizm işletmelerinin ürettiği mal ve hizmetleri talep ederek geçici konaklamalarından doğan olaylar ve ilişkilerin bütünüdür.

Turizm, öncelikle bir seyahat olayıdır. Ancak buradaki seyahat; ticari ve siyasi bir amaçla yapılmamaktadır.

Eğlence, spor, sağlık, eğitim, kültür, tarihi yer görme ve yaşanan çevreden uzaklaşma, yeni yerler bulma ve görme amacıyla yapılan seyahatlerlerdir.

Seyahat edilecek yerin imajı ve kimliği önemlidir. O şehrin tercih nedeni ise, oranın klasik şehircilik dışında ayrıca bir kimliği olmasıdır.

örneğin; New York, Paris, Barcelona gibi şehirler, turistik ve insanların aklında çağrışımlara yol açan markalardır.

New York denildiğinde, iş dünyası, Wall Street ve kalabalık bir metropol gelir aklınıza. Paris, aşk ve moda şehridir. Barcelona, ünlü futbol takımının yanı sıra kentin tarihi dokusu, Gaudi mimarisi gelmektedir.

Peki, bu çağrışımların bizlerde oluşması raslantısal mıdır? Tabi ki değil. Bilinçli bir şekilde yürütülen çalışmalar sonucudur bu algı.

Dolayısıyla o kentlerin turisti çeken bir özelliği vardır.

OLİMPİYAT TURİZMİ

Son yıllarda turizmin getirilerinin en önemlilerinden biri de spor turizmidir. Spor turizmi; kente hem imaj, hem de turist ve gelir getiren bir özelliğe sahiptir. örneğin;

1982 yılında İspanya’da düzenlenen dünya kupasını 2.1 milyon kişi izledi.

1986 yılında Meksika’da düzenlenen organizasyonda bu rakam 2.3 milyona ulaştı.

1990 yılında İtalya’da 3.5 milyon kişiyle Dünya Kupası izleyici rekoru kırıldı.

1994 yılında Amerika’da yapılan Dünya Kupası’nı 3.4 milyon kişi izledi.

1998’de Fransa’da düzenlenen organizasyonda  2.7 milyon izleyici vardı.

2006’da Almanya’nın ev sahipliği yaptığı kupayı 3.3 milyon kişi tribünde izledi.

2010’da Güney Afrika’da düzenlenen organizasyonu 3.1 milyon kişi takip etti.

Brezilya’daki organizasyon için ise 3 milyon bilet basıldı.

Keza, 2010 yılı Whistler’deki Kış Olimpiyatları’nı yaklaşık 250 bin kişi tarafından izlendi ve Kanada’nın Vancouver kenti  bu organizasyondan tam 10 milyar dolarlık gelir yarattı.

 2002'de Kore Cumhuriyeti ve Japonya'da düzenlenen Dünya Kupası’nın bu iki ülke ekonomisine katkıları yaklaşık 9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşirken,  2006'da Almanya’da düzenlenen Dünya Kupası ise 12 milyar dolarlık katkı yaptı.

Örneğin, 2010'da Güney Afrika'da düzenlenen Dünya Kupası'nın ise Güney Afrika ekonomisine etkisi yaklaşık 5 milyar dolar düzeyinde.

2014 Dünya Kupası'nın, ev sahibi Brezilya ekonomisine etkisi 14 milyar dolar düzeyinde.  FIFA ,   4 milyar doları aşan kazanç elde etti. FIFA, bu gelirin 476 milyon dolarını, 32 takıma ödül parası olarak dağıttı.

Brezilya bu organizasyonda 3.7 milyon turist ağırladı. sadece turistlerden 3 milyar dolar parayı kent ekonomisine soktu.. 2018 Dünya Kupası'nın Rusya'ya yaklaşık 1 milyon istihdam ve 527 milyar ruble civarında (18 milyar dolar) gelir sağlayacak.

Dolayısıyla, spor organizasyonlarının o kente hem gelir, hem turist hem de imaj kazandırdığı çok açıktır.

FUTBOL VE KENT İLİŞKİSİ

Spor turizminde en yüksek imajı ve girdiyi futbol organizasyonları ve futbol takımları oluşturmaktadır. Dünya insanlarının çoğu bazı kentleri futbol takımlarıyla özdeşleştirerek tanır.

Liverpool, Barselona, Madrid, Hamburg, Marsilya, Manchester,  Arsenal, dinemo kiev, bayern münih, napoli, sevilla, valencia, malaga, milan, roma, gibi şehirler diğer özelliklerini bir yana bıraksak dahi, sadece fotbol takımlarının marka değeri, imajı ve popülaritesi, bu kentleri tanımamız için yeterlidir.

 Dolayısıyla futbol takımının marka değeri, kentin marka değerini yükselten, ona kimlik kazandıran bir özelliğe sahiptir.

TÜRKİYE'DE SPOR TURİZMİ

Türkiye'de de Spor Turizminin son yıllarda turizm sektörü içerisinde yıldızı parlayan dallardan birisi olarak öne çıktığını görüyoruz. 2015 yılının verilerine göre dünya genelinde 180 milyar dolarlık büyüklüğe sahip olmasının yanında, her yıl yüzde 14 oranında büyüme kaydediyor. Bazı ülkelerde turizm gelirlerinin yüzde 25’ini oluşturacak kadar büyük bir sektör durumuna gelen spor turizmi ülkemiz için de önemli bir gelir kaynağı olarak göze çarpıyor.

2014 yılının sonunda Türkiye’de spor yapan yabancı turistlerin sayısı 550 bini aştığı gibi, bu turistler tarafından yapılan toplam harcama rakamı 900 milyon doların üzerine çıktı.

2015 yılında ise ülkemizin daha da parlak sonuçlara ulaştığı görüldü. Örneğin, spor turizminin en önemli merkezi olan Antalya futbol, golf, tenis, yüzme ve okculuk başta olmak üzere birçok dalda verdiği hizmetler ile ülke ekonomisine 500 milyon avro kazandırdı. 2016 sonrası darbe teşebbüsü, terror olayları ve jeopolitik risklerden dolayı turist ve gelir artmadı.

Ancak Türkiye bu alanda dünyaya göre oldukça geri durumdadır.

SONUÇ

Spor turizmi gelişen ve önemsenen bir yere sahiptir.

Kentlerin dünya çapında tanınmasında, turist sayısının artmasında, ekonomisinin güçlenmesinde, imaj kazanmasında birinci derecede faktördür.

Bursa; uludağı kış ve kayak sporları, traking, rafting gibi 12 ay devam edebilen sportif alanlarda yatırımlarını çoğaltmalı, futbol takımını, kulüp yönetimine ve teknik kadroya bırakamayacak kadar önemli olduğunu kavramalı,

Sportif alanda gelecek vizyonunu “marka kent, marka takım” üzerine kurmalıdır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234