Çok sevdiğim bir söz var; “bilgi sahibi olunmadan, fikir sahibi olunmaz” diye.

Ülkemizdeki belki de dünyadaki sosyal medya ve iletişim kanallarındaki bazı paylaşımlar için bu söz tam yerinde kullanılıyor. Çünkü, insanlar, her okuduklarına, her duyduklarına “şıp” diye inanıp, paylaşımda bulunuyorlar. Akıllara zarar yorumlar yapıyorlar. Olayların veya söylemlerin doğru olup olmadığını kontrol etmeden, sanki bir düşmanla savaş ediyormuş gibi hemen taarruz cephesine geçip başlıyorlar olur olmaz sallamaya.

Bu durum, toplum ilişkilerinde, insan ilişkilerinde, belki hiç olmayan belki de bir kişinin uydurmasıyla gündeme getirilip başkalarını kötü göstermek amaçlı kullanılan yalan yanlış bilgilerin yayılmasına ve dağıtılmasına yol açıyor. Bu durum, gerçekten içinden çıkılmaz hale gelen olayları tetikliyor. Kanunlarımız ise belli noktalarda yetersiz kalıyor. Yada sıkı takibi pek yapılamıyor. Yada feyk, yani sahte hesaplardan bu paylaşımlar yapıldığı için suçlu veya suçlular takip edilemiyor.

İletişim Başkanlığı Bursa Müdürü Ali Fuat Gölbaşı’nın yaptığı bilgilendirme ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, bireyler ve kurumlar için önemli bir iletişim mecrası haline gelen sosyal medyanın doğru kullanımına yönelik bir rehber olması amacıyla “Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu” kitabı hazırladığını öğrendim.

Detaylı bilgiler şöyle; İletişim Başkanı Fahrettin Altun, kitabın önsözünde, “Hakikat ötesi (post-truth) olarak adlandırılan bu dönemde İletişim Başkanlığı olarak temiz bilgi, temiz sosyal medya ve temiz iletişim için küresel ve ulusal çerçevede çalışmalar yapma hedefimize hepinizi ortak etmek isteriz. Yaşasın hakikat!” ifadelerini kullandı.

“Sosyal Medya Kullanım Kılavuzu” kitabında, dijital iletişimin en önemli kanallarından biri olan sosyal medya tüm boyutlarıyla ele alınıyor.                                                           

Sosyal medyada dikkat edilmesi gereken hususlar üzerinde durulan kitapta, sosyal medya okuryazarlığının önemi vurgulanırken, bu mecradaki ırkçılık, nefret ve öteki söylemine dikkat çekiliyor.

“Kriz ortamında sosyal medya kullanımı ve dezenformasyonla mücadele”, “sosyal medya ve algı yönetimi”, “sosyal medya bağımlılığı” ve “sosyal medya hukuku” da kitabın diğer önemli bölümlerini oluşturuyor.

Doğru, sağlıklı ve güvenli bir sosyal medya kullanımına ilişkin önerileri de içeren kitapta, başarılı bir kullanıcı profilinin nasıl oluşturulacağı ile hesap ve veri güvenliğinin nasıl sağlanacağı konularına dair ipuçları yer alıyor.

Sosyal medyanın tarihçesi ve teknik özellikleri ile avantajları ve dezavantajlarına kadar geniş bir yelpazede birçok konuya değinilen kitapta, temel sosyal medya terimlerine ilişkin bir sözlük bölümü de bulunuyor. Altun, böylesine muazzam bir gücün doğru kullanılmasının, doğru araçlar oluşturmasının, bunun sonucunda da insanlık için fayda üreten bir araca evrilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

Sosyal medyanın bu denli etkili bir araç haline gelmesinin aynı zamanda hayati bir riski de beraberinde getirdiğine işaret eden Altun, “Her gün, her saat, her dakika ve her saniye yeni bir bilginin ortaya dökülmesi, var olan bilginin yeniden üretilmesi, oluşan bu büyük verinin (big data) iyi veya kötü niyetli yaklaşımlarca kullanılması bu mecraların nasıl doğru kullanılabileceği gibi bir sorunu ortaya çıkarıyor” dedi.

Fahrettin Altun, şunları kaydetti:

“Sorular, bilindik. Acaba dijitalleşme süreci ve onun ürünleri olan sosyal medya mecralarını doğru kullanabiliyor muyuz? Biz mi sosyal medyayı kullanıyoruz yoksa o mu bizi şekillendiriyor? Seçtiklerimiz gerçekten bizim tercihlerimiz mi? Sosyal medyanın, aileden başlayarak tüm toplumsal ilişkileri iyi bir şekilde etkilemesi mümkün mü?

Peki doğru kullanım tam olarak nedir? Bu konuda evrensel değerler üretmek, pratik yasal çerçeveler ortaya koymak çözüm olabilir mi?

Yalan ve yanlış bilgi üretimini durdurmak, algı oluşturmaya çalışanlara karşı mücadele etmek, zihinlerimize savaş açan kesimlerin saldırılarından kaçınmak, kültürden kültüre değişen etik ve ahlaki normlar ile evrensel kimi insani değerlerin genel kabul görmesini sağlamak çok mu zor?”

Bilginin ve algının her gün yeniden üretildiği sosyal medya mecraları işte tam da bu nedenle hakikat merkezli yeniden ele alınmalıdır. Evrensel insani değerleri samimiyetle savunan ve bunun için reform öneren Türkiye bu alana öncülük etmeye taliptir. Küresel eşitsizlik ve adaletsizliklere karşı verilen mücadele, bugün zihinlerde ve dijital ortamlar ile sosyal medya mecralarındadır. Türkiye, dijital dünyada ve sosyal medyada da hakikatin savunuculuğunu yapmaya hazırdır.”

“Doğru kullanmak için tanımak gerekir” ilkesiyle kitapta sosyal medyanın her yönünü ele aldıklarını aktaran Altun, sosyal medyanın avantaj ve dezavantajlarını ortaya koyan, insan ilişkileri üzerindeki etkilerini inceleyen, dünyada bu alanla ilgili önemli araştırmalara atıflar yapan, öneriler sunan, hesap güvenliği konularından ırkçılık, nefret söylemi ve etik değerlere kadar birçok konuya işaret eden bir çalışma hazırladıklarını kaydetti.

Konunun detaylarına bakıldığında, sosyal meydanında ve bu mecrayı kullanan insanlarında artık kendilerine bir takım yenilikler getirmesinin vakti ve zamanının geldiğini görebiliyoruz. İnsanlar, kendi aralarında yaptıkları konuşmalarında hep sosyal medya ve yanlış paylaşımlardan şikayet ediyorlar ama pek çok kişide bu arenadaki doğrulanmayan bilgileri doğru sayıp fikir yürütebiliyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254