Anadolu, büyük coğrafyası içerisindeki küçük kasabaların dev hikayeleri ile efsaneleşmiştir. Belki de bu yüzden Anadolu insanı dev yürekli, derin bakışlıdır. Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü'nün Bilecik Valiliği çağrısı üzerine Eylül ayında Söğüt şenliklerine katıldım. Dünden bugüne belki de hep merak ettiğim ama hiç ziyaret edebilme fırsatı bulamadığım Ertuğrulgazi'yi de bu fırsatla anmak nasip oldu. Velev ki, yakın bir tarihte ziyaret yolundan dönmek zorunda kalmışken bu etkinliğe gitmemek benim için büyük bir hüzün olacaktı. Söğüt'te Bilecik Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdüresi Seviye Beyli hanımefendinin yoğun ilgisi ile ağırlanmak güzeldi. Anadolu ve Bilecik misafirperverliğini en ince ayrıntısına kadar tatma fırsatı buldum bu ziyarette. Sayın Bilecik Valimiz ve devlet erkanı Başbakan Binali Yıldırım ve devlet protokolünün karşılanması ve ağırlanması ile ilgilenirken Ulusal Basın kuruluşlarının temsilcileri ile sohbet etme fırsatı bulduk. Ve orada da gördük ki; Bursa basını çoktandır Ulusal Basın olarak kayda değer kabul ediliyor. Büyük Birlik Partisi Genel Başkanının uzun ama içerisinde birliktelik olan mesajını saygıyla dinledik. Halk adamı olmanın halktan biri olmaktan geçtiğini her daim büyüklerimizin büyüklüklerinden gördüğüm içindir belki de, siyaseti ve siyasetçiyi halk ile ve hak ile buluşma noktasında ki samimetinde yakalamayı seviyorum. Son dönemde samimiyet kelimesi anlamını yitirmiş olsa bile, Söğüt'te gördüğüm manzara benim için halen daha hafızamda yer edinmiş bir sanat eseri olarak duruyor. Halkın içerisinden, kendisini o makama getiren halk ile tokalaşarak ve kucaklaşarak, tozu toprağa katarcasına ilerleyen Başbakan Binali Yıldırım'ın korumalarının tek görevinin halk ile teması kolaylaştırmak olduğunu gördüm. Belki de ilk defa Başbakanlık korumalarının bu kadar hassas ve yine bu kadar yüce bir ruh ile vazifelerini yaptıklarına Başbakan'a sadece 2-3 metre mesafede şahit oldum. Bursa mitinginde Başbakan Binali Yıldırım ile görüşmek bizler için her daim zor olurken, Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmek her daim bir el mesafede olmuştur bizlere. Velev ki, Ahmet Davutoğlu döneminde Ulucami önünde yaşanan rezilliği ve vatandaşa kötü muamelenin izlerinide Başbakan Binali Yıldırım'ın saygınlığına saygınlık katışındaki duruşuyla sildim hafızamdan. Söğüt şenliklerinde ikramlardan konaklamaya her detay güvenlik tedbirleri dahilinde düşünülmüştü. Başarılı bir organizasyon olmasının yanı sıra sıcak, samimi ve dua dolu bir etkinlik oldu. Türkiye'nin artık ürkülen ülke oluşunun sırrını da Söğüt'te yiğitlerin ruhları gölgesinde ilerleyen yaşına rağmen tüm heybeti ile ve korumalarının desteği olmaksızın yağız ata binen Başbakana Binali Yıldırım ile görmek çok anlamlı idi. Yüreği olan, yüreğinde Türkiye sevdası olan hiç kimsenin bu ülkeyi bir adım daha ileriye götürmek isteyenlere olumsuz düşünce ile bakmayacağını iyi bilen birisi olarak gururlandım. Siyasetin ötesinde yiğit duruşu ile Başbakan Binali Yıldırım adeta gençlere, "biz bu yaşımızda yerli otomobil davası güdüyor, yağız ata binip sefer hazırlığı yapıyoruz, sizler neden boş oturup vaktinizi sanal heyecanlarla heba ediyorsunuz" diye sesleniyordu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Ak Parti adına verdiği en doğru kararlardan birininde Binali Yıldırım olduğunu bir kere daha anladım. Ak saçları ve vakur duruşu ile Binali Yıldırım, "bende sizden biriyim" diyerek tüm endamı ile halkının huzurunda idi. Kendisi ile ayaküstü yaptığım sohbette sempatik duruşunu yakalama fırsatı da bulduğum Binali Yıldırım ile ilgili bugüne kadar neden bu yazıyı yazmadığım konusu önemlidir. Malum "yiğit övülünce değil dövülünce sevilir" Anadolu'da. Görmekteyiz ki son dönemde böylesine yüce gönüllü bir yiğidi taşlayan ciddi oluşumlar peydah olmaya başladı. Evindeki çocuğuna, ailesine tam anlamıyla yetemeyenlerin, işini gücünü bile yerine koyamayanların söylemlerinin ötesinde gavur devletlerin seviyesizlikleri gün yüzüne çıkmaya başladı. Türkiye'nin en zor dönemlerinden birisinde 15 Temmuz gecesinde birileri gibi "hangi sınırdan gitmeliyim değil, milletime nasıl gitmeliyim" derdine düşen Başbakan Binali Yıldırım ve onun gibi yiğitlerin duruşlarını ata binişlerinden okumak gerekiyor. Velev ki, Ertuğrul Gazi ve Türk yiğitlerinin Osmanlı'yı kurduğu topraklarda son Başbakan Binali Yıldırım ile geçirdiğimiz doyumsuz vakit bize yeni birşey daha öğretmişti babamızın sözlerini de doğrulayan. Babamızın da dediği gibi, "Cenabı Allah bu memleketin başına imansız kimseyi getirmedi, ancak böylesine imanı güçlü gözü kara yiğitleri de getirmedi..."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193