Her ne kadar koltukta oturanlar 'bu koltuk benim' inancı ile sımsıkı koltuğa sarılıyor olsalar bile, artık her şey değişiyor. 31 Mart seçimleri sonrası başına buyruk hareket eden Ak Parti, 24 Haziran seçimleri ile iktidar koltuğunu kendi hırsı ile salladı. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın ülkeye ve yerel medyaya hakim olmadığının belgesi de sayılabilecek seçimler, Erdoğan'ın yanlış yönlendirildiğini de kanıtladı.

 

Bilindiği üzere 7 Temmuz seçimlerinde Bursa Haber Gazetesinde gerçekleştirdiğimiz analizler ve yine köşe yazılarımda Ak Parti’nin ciddi oy kaybedeceğini ifade ederek Kasım seçimlerinin gerçekleşeceğini ifade etmiştim. HDP'nin Bursa'dan 1 Milletvekilli çıkardığı erken Kasım seçimlerinde HDP yönetiminin İstanbul'dan gösterdiği aday nedeniyle +1 daha fazla Milletvekilli kazanma şansını kaybettiğini de aktardım. Bugün gelinen noktada Ak Parti’nin kesin bir dağılma süreci içerisinde olduğunu teşkilatlardan duymaktayız. Erdoğan’ın yalnız kalmasına neden olan son dönem hükümet yetkilileri ile teşkilatların saygınlığı ise, halk nezdinde yok diyebiliriz.

 

Türkiye'nin içerisinde bulunduğu ekonomik krizi daha fazla derinleştiren mevcut Erdoğan hükümetinin ise, halktan uzak ve menfaat çukuruna düşmüş isimlere yakın olması halkı rahatsız ediyor. Erdoğan’ın halkım dediği milletim dediği Anadolu üzerinde ki, sevgi ve saygınlığına da gölge düşüren mevcut kabine değişmedikçe, Ak Parti’nin ulusal siyaset ve ekonomi de başarılı olması beklenmemeli. Recep Tayyip Erdoğan'ın tüm mücadelesini kıran bu samimiyetsiz süreç, maalesef en çok Erdoğan'a zarar veriyor. Ak Parti İl Başkanları toplantısında da rahatsızlığını ifade eden Erdoğan'ın gelinen duruma dair ciddi bir cezalandırma sürecine giremiyor olması ise en ciddi sorun olarak karşımıza çıkıyor.

 

***

Peki, gelinen sürecin tek sorumlusu Recep Tayyip Erdoğan mı? İşte tam burada Erdoğan'ın vurgu yaptığı 2001 dönemi Milletvekillerine büyük görev düşüyor. Partinin kuruluş temellerini oluşturan bu Milletvekilleri ile Kurucu kadroların kentlerde ki kaybolmuş Ak Parti ruhunu yeniden teşkilatlara kazandırmaları şart. Ancak burada en büyük sorun ise, hakkaniyet ilkesi ve samimiyet karinesinin gördüğü büyük ve köklü zarar buna engel diyebiliriz.

 

Burada Erdoğan merkezli mini bir değerlendirme yerinde olacaktır kanaatindeyim. Erdoğan’ın ülkeye kazandırdıkları elbette çok fazla. Her dönemini başarılı olarak niteleyemeyeceğimiz Erdoğan'ın, özellikle yerli ve milli çıkışının kazanımları çok fazla. Yine terörle mücadele hususunda gösterilen kararlı duruş sadece PKK'nın değil aynı zamanda FETÖ'nün de bitirilmesine dair katkılar sundu. Ve gelinen süreçte siyaset yeniden lider merkezli değil, parlamento esaslı bir çizgiye dönmek üzere kendini içten içe şekillendirmeye başladı.

 

***

Gelinen noktada Ak Parti ötesinde genel bir siyasi değişim beklentisinin kamuoyunda hakim olduğunu görüyoruz. Değişim hususunda ısrarcı olan vatandaşlar refah düzeyinin geldiği gerileme ve hem birey hem kamu üzerinde var olan borç yükünden rahatsız. Bir yıl önce ki alım gücü ile bugün gelinen noktada var olan alım zorluğunu iyi okuduğumuzda TÜİK verilerine ve hükümetin enflasyon oranlarına inanmayan bir halk kitlesi görmekteyiz.

 

Ve tüm bunları değerlendirdiğimizde Ak Parti’nin kongre sürecini başlatması ile gelinen noktayı erken genel seçim hazırlığı ve yeni partilere oy ile üye kaptırmama telaşı olarak okumak en doğru değerlendirme diyebiliriz.

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246