Bu yıl yaz tatili epey uzun sürdü. Nedeni, 31 Mart seçimleri ve 23 Haziran’da yenilenen İstanbul seçimleri nedeniyle epey yoğrulan siyaset sıcak yaz aylarında inzivaya çekildi.

Şimdi, Balkanlardan gelen soğuk hava dalgası, sıcak havalar nedeniyle mayışmış halde olan pek çok siyasetçinin aniden hareketlenmesine yol açtı. Siyasi Parti liderleri de geleceğe yönelik hesap kitap işlerine ağırlık verdiler.

Ülkemizdeki genel siyasete göre, eski başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’nun yeni bir parti kurması bekleniyor. Davutoğlu, yeni parti mi kuracak? Eskiden var olan Demokrat Parti, Doğru Yol Partisi Anavatan Partisi ve Refah Partisi’ni birleştirip yeni bir parti mi oluşturacak? İşte bu konuda tam bir netlik yok. Fakat Davutoğlu ve çevresinin kuracağı konuşulan yeni partinin kamuoyu desteklerine baktığımızda pek fazla iç açıcı sonuçları sergilemediği de açık.

İkinci beklenti, eski bakanlardan Ali Babacan’ın, eski cumhur reisi Abdullah Gül’ün destekleriyle kuracağı konuşulan yeni siyasi parti. Bu partiyle ilgili olarak bazı sosyal medya paylaşımlarında konuşulan kamuoyu anketlerine göre yüzde 9 ile 12 arasında şimdiden oy toplama güçleri varmış!

Hayırlısı diyelim. Peki, yeni kurulacak olan bir partinin bu kadar oy toplama yüzdesi olmasına rağmen, o partiye kurucu olacakları söylenilen eski siyasetçiler neden birer ikişer bu gemiyi terk-i mekân etmeye başladılar?

Asıl sorunun cevabı bana göre bu. Babacan ve destekçileri, neden yeni kuracakları parti için şimdi de eski başbakanlardan Adnan Menderes ile aynı ismi taşıyan torunu Adnan Menderes’in kapısını çalıp, “bize katıl, seni genel başkan yapalım” diye haberleri gönderip duruyorlar.

Yine, maden ki Babacan ve ekibi bu kadar güçlü ise başka arayışların içine girmesi, hatta liderlik koltuğuna bile genel başkan aramalarına yol açan etkenler nedir?

Ha, işte düğüm burada çözümleniyor.

12 Eylül öncesinde Ülkücü hareketin fikir yürütenleri arasında yer alan ve daha sonra Anavatan Partisi, son olarak AK Parti’de yöneticilik ve vekillik yapan Beşir Atalay, malum işi gereği yeni siyasi oluşumlarla ilgili bazı anketler yaptırmış. Bu söylentilere göre, halkımız “yeni bir parti kurulsa oy verir misiniz?” sorusuna, “tabi ki evet” diye cevap vermiş. Bu düşünce doğru. Çünkü halkımızda, seçmenlerimizde 31 Mart öncesinde ve 31 Mart seçimlerinde görüldüğü gibi bir arayış var. Bu arayışın yeni bir siyasi partinin umut vaat etmesi, programı ile halkın beklentilerini karşılaması, kadrolarının ise güvenilir olması şartı ile seçmenlerden oy toplaması gayet normal. Peki, bu güveni sağlayacak olanlar kimler?

Mesela, eski bakan Ali Babacan, AK Parti kurulduğu günden son 2 yıl öncesine kadar hep ekonomide dümenin başında duran birisiydi. Koltuk gittikten sonra, “ekonomide yanlış işler yapıldı” diye konuşma yapması, kendi kendini tekzip etmesi değil midir?

İnsana demezler mi ki; “ekonominin direksiyonu senin elinde idi. Neden yanlış yola yönlendirdin?”

Sonra, Babacan’ın kadrosunda yer alacağı söylenilen eski Adalet Bakanı. Hep, partinin üst düzey yönetiminde yer aldı. “Madem adalet bu kadar kötü idi, sen bu işin düzeltilmesine yönelik neler yaptın?” diye soru sormazlar mı bu adama…

İşte, Beşir Atalay’ın yaptırdığı konuşulan anketlerden de böylesine bir sonuçlar çıkmış. Seçmenler, eski siyasetçilerin kendilerine pet fazla güven vermediğini beyan etmişler. Zaten toplum içinde de konuşulan bu. Pek çok kişi, yeni parti kurma girişimlerini, mevcut siyasi yapıya, özellikle de AK Parti teşkilatlarına yönelik küskünlükler yaratılıp, siyasi desteklerin azaltılmasına yönelik bir proje olduğunu ifade ediyor. Bu durumda, geçmişte, MHP içindeki tartışma ve kavgalardan dünyaya getirilen ve CHP’nin kanatları altında girdiği seçimlerde barajı geçememesine rağmen TBMM’de gurup kuran, 31 Mart mahalli seçimlerde ise varlık göstermediği konuşulan İP gibi yeni kurulacak partilerinde proje partisi olma sıfatını taşıyacağı konuşuluyor.

Peki, bu durum siyasetin dengelerini nasıl bozar?

Hesaplamalara göre, AK Parti ile MHP’nin ve Büyük Birlik Partisi’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı yüzde 50-52 arasında desteğe sahip. Bu durum, son mahalli seçimlerde de aynen korundu. Büyükşehirde ise ittifak oy kaybetti. Tabi, bunun en önemli nedenleri, aday belirleme ve halka yönelik çalışmalarda, ekonomik sıkıntıların ve özellikle de bazı parti yönetimlerinin kendilerini “nasıl olsa kazanırız” düşüncesiyle halktan kopuk bir çalışma izlemesi olarak göze çarpıyor. Yeni parti kurulursa, zaten 31 Mart seçimleri ve son yapılan 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AK Parti’ye karşı muhalif partileri desteklediklerini açıklayan kişiler bu kez yine muhalefetin çatısı altında birleşmiş olacaklar. Yeni parti çalışmalarına destek veren ana muhalefet CHP ise AK Parti ve Cumhur ittifakından 3 puan koparmanın peşinde. Bu nedenle tıpkı İP kurulurken seçimlere katılması için TBMM’de gurup kurabilmesine milletvekilleri bazında verilen destek gibi diğer yeni siyasi partilere de aynı desteklerin verileceğine dair garanti konuşuyorlar.

Demek ki siyaset yeni siyasi partiler değil yeni siyasi projelerle karşılaşacak.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246