banner264

Dünya genelindeki Korona, Covid-19 salgın nedeniyle, Türkiye olarak bizlerde evlerimize kapalı kalarak, bir Ramazan Bayramını, buruk sevinç içinde, gelecek günlerin, sağlıklı, huzurlu ve mutlu olabilmesi adına sabırla bekleyerek karşıladık. Tamamladık.

Dört günlük sokağa çıkma kısıtlaması sırasında, insanlarımızın genelde kurallara uydukları, bazı kişilerin ise bütün ikazlara rağmen, kuralları yok saydıkları gözlendi. Bazı vatandaşlarımız ise, denetimlerin yeterli olmadığını, sokağa çıkanlarla ilgili yapılan başvuruların zamanında ve yeterince değerlendirilmediğinden yana dert yandılar.

Derken, sayılı günler ve saatler çabuk geldi geçti. Şimdi, ülkemizde yeni bir normalleşme dönemine girmek üzereyiz. Maskeli yaşama, sosyal mesafe kurallarına uyarak, bu yaz tatilinde, insanlara saygı gösterip, sadece kendimizi değil, ailemizi ve çevremizi düşünerek yaşamaya çabalayacağız.

Bugün tarihler 27 Mayısı gösteriyor. Bu tarih, Türk siyaseti, hatta, dünya siyaseti ve demokrasisi açısından çok önemli bir tarih.

Dünya siyaset tarihinde, darbe ile görevinden uzaklaştırılan, sözde yargılanan ve idam edilen tek başbakana sahip ülke Türkiye olarak yazılı. Türkiye’nin siyaset tarihindeki Başbakan Adnan Menderes ile Bakanları Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan’ın idam sehpasında infaz edilmesi, siyasetin karanlık mazisi olarak unutulmayacak bir olayla kayıt altına alındı.

Evet, 27 Mayıs 1960 tarihinde, bugünden tam tamına 60 yıl önce ülkemizde ordu yönetime el koydu. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları tutuklanıp hapse atıldı.

Tarihi kayıtlar bu olay şöyle anlatılıyor;

1946 yılının Ocak ayında kurulan ve Mayıs 1950'de hükümet kuran Demokrat Parti (DP),27 yıllık tek parti dönemini CHP iktidarını sona erdirdi. Türkiye siyasetinde, DP serbest seçimle iktidarı kazanan ilk siyasi parti oldu. İlk Demokrat Parti iktidarında Celal Bayar Cumhurbaşkanı, Refik Koraltan TBMM Başkanı oldu. Birinci Adnan Menderes hükümeti 22 Mayıs 1950 tarihinde göreve başladı. Siyaseten güçlü şekilde icraatlara başlayan DP Hükümeti, Haziran 1950'de darbe hazırlığı yapıldığı gerekçesiyle TSK'nin komuta kademesini emekliye sevk etti. Emekliye ayrılan isimler arasında dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Abdurrahman Nafiz Gürman, Kara, Hava, Deniz Komutanları ve Jandarma Genel Komutanı ile 15 general ve 150 albay yer aldı.

Ama, aradan geçen 10 yıl sonra, tarihler 27 Mayıs 1960’ı gösterdiğinde, askeri darbe geldi, çattı. Seçimle göreve gelenler, sandıklarda seçimi kazanıp, hükümet kuranlar, hapse atıldı. Yassıada, yargılamaları başladı.

Adeta Türk demokrasisinin yargılandığı davalarda toplam 15 yargıç ve 9 savcı görev yaptı. Yüksek Adalet Divanı’nın başkanlığını Salim Başol yaptığı duruşmalar Yassıada Spor Salonu'nda görüldü.

Celal Bayar 1 numaralı sanık olurken dönemin Başbakanı Menderes ise onun yanındaki sandalyede oturdu. Türk halkı, demokrasi getireceğini iddia ederek demokrasiyi yargılayan davaları "Yassıada Saati" programıyla radyodan dinledi.

592 sanıktan 288'i için idam istendi. Kararı açıklayan Yüksek Adalet Divanı, 15 sanığı idam cezasına çarptırdı. Eski Cumhurbaşkanı Celal Bayar, eski Başbakan Adnan Menderes, eski Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu, eski Maliye Bakanı Hasan Polatkan'ın idam kararları oy birliğiyle alındı. Bursa’nın yetiştirdiği ve “Galip Hoca” ismiyle anılan Kurtuluş Savaşımızın isimsiz kahramanlarından olan 3. Cumhurbaşkanımız Celal Bayar hakkındaki karar, yaş haddi nedeniyle müebbet hapis cezasına çevrildi.

Eski TBMM Başkanı Refik Koraltan, eski TBMM Başkanvekilleri Agah Erozsan, İbrahim Kirazoğlu, eski Tahkikat Komisyonu Başkanı Ahmet Hamdi Sancar, eski Tahkikat Komisyonu üyeleri Nusret Kirişçioğlu, Bahadır Dülger, eski bakan Emin Kalafat, eski milletvekilleri Baha Akşit, Osman Kavrakoğlu, Zeki Erataman ile eski Genelkurmay Başkanı Rüştü Erdelhun hakkındaki idam kararları ise oy çokluğuyla alındı.

Birçok yabancı ülke lideri, idamların durdurulması için Cemal Gürsel başkanlığındaki Milli Birlik Komitesine defalarca çağrıda bulundu. Bunun üzerine Komite, Celal Bayar, Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu dışındakilerin idam cezasını affetti. Celal Bayar'ın cezası yaş haddi nedeniyle ömür boyu hapse çevrildi.

Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan 16 Eylül 1961'de sabaha karşı, merhum Menderes ise İmralı Adası'nda 17 Eylül 1961'de sağlık muayenesini yapan doktor heyetinden sağlam raporu alındıktan sonra saat 13.21'de idam cezası infaz edildi.

Bu olaylar, dünya siyaseti ve demokrasi tarihine kara leke olarak kayıt edildi.

Aradan yıllar geçti. 12 Eylül askeri darbesi ve sonrasında geçilen demokratik düzenle birlikte, dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın öncülüğünde Türk siyaset tarihinde bu kara lekenin temizlenmesi adına adımlar atıldı.

TBMM tarafından 11 Nisan 1990'da kabul edilen bir kanunla Adnan Menderes ve onunla birlikte idam edilen arkadaşlarının itibarları iade edildi. Aynı kanun uyarınca Adnan Menderes, Hasan Polatkan ve Fatin Rüştü Zorlu'nun naaşları, 17 Eylül 1990'da İmralı'dan alınarak devlet töreniyle İstanbul Vatan Caddesi'nde yaptırılan anıt mezara taşındı.

Darbe sonrasında her yıl 27 Mayısta kutlanan “Anayasa ve Hürriyet Bayramı” 1990 tarihinde “idamlar kutlanamaz” denilerek kaldırıldı. Sonlandırıldı.

Tarihimizde Demokrasi Şehitleri olarak isimleri yazılı olanlara Allahtan rahmet ve yakınlarına ve bütün Türkiye’ye başsağlığı diliyorum. Allah, bizlere bir daha böyle olayları yaşatmasın.

………….

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254