Son günlerde onlarca tartışma konusu arasında unutulan değerimiz ekonomi. Bir yanda kim Cumhurbaşkanı olacak tartışmaları diğer yanda ise, Milletvekili Aday Adaylık başvuruları ve mülakatları. Özde demokrasinin sözde yaşandığı ülkemizde maalesef demokrasi savunucusu siyasi partilerde bile yıllardır eskimeyen yüzlerin koltuklardan söylediği değişmeyen türkülerini dinliyoruz. Ve ısrarla halkın oy vermediğini bile bile aynı yüzler halkın karşısına çıkmaktan çekince göstermiyor. Bugün sözde yeni bir halk hareketi olarak milletin önüne çıkanlarda da benzer kadrolar ve isimleri görünce, bu ülkede siyaset değişmedikçe ekonomi değişmez gerçeğini haykırıyoruz isyan edercesine. Asgari ücretin yetmediği ülkemizde hükümet karşısında laftan öte muhalefet ve proje üretemeyen bir siyaset sıralaması var. Öyle ki, siyasi parti çöplüğüne dönen Türkiye'yi yeni sistem 2 partili sistem ile yeniden revize edecek. Anlayacağınız bu saatten sonra Başkan ve Başkanın rakibinin partileri dışında ki diğer partiler çöp olacak. Ve bu çöp sistemini kabul ederek herkesin kendini kendine yakın olduğu tarafa taşıması şart. Akademik kadroların ve beyin göçlerinin çok yüksek olduğu ülkemizde 20 yeni üniversite açılması yasalaştı. Ve yine onlarca sanayi bölgesi çeşitli büyükşehir meclislerinde ve Ankara'da onaylanmaya devam ediyor. Türkiye'nin doğu ve güneydoğu bölgelerinden batı bölgelerine verdiği göç elbette sınırlarımızla sınırlı değil. Suriyeli vatandaşların aramıza hızla karıştığı süreçte sadece Bursa'da 20 bin kadar Suriyeli öğrenci eğitim için okul bekliyor. 'Siyaset üretmektir' diye bildiğimiz kavramın hızla tüketildiğini de işte buradan anlıyoruz. Muhalefet partisi olan CHP, MHP ve Saadet Partisi ile Demokrat Parti'nin son 4-5 yıldır ama Bursa'da ama Türkiye genelinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a ulusal siyaset ile sataşmaktan başka ne ürettiğini bilmiyoruz. Ve elbette bu üretimsizliğinin Ak Parti Bursa başta olmak üzere tüm teşkilatlarını da ciddi bir rehavete soktuğunu da görüyoruz. Siyaset ekonomiden elbette önemli değil. Ekonomi olmayan yerde para yoktur. Paranın olmadığı yerde gördüğünüz üzere göç vardır. Bugün Ak Parti yerel dinamiklerinin yaşadığı ödeme sorunları ve belediyelerin borç batağında olduğu gerçeğini çok iyi okumalıyız. Belediyecillik kültürünü yeniden kentleri inşa etmek olarak hayata geçiren ve alanında marka olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bu konuda acil çözüm bulması gerekiyor. Esnaf üretim yapamazken, kepenk kapatır hale geldi. İş Adamları ve Sanayici ile Turizm işletmeleri yüksek döviz kuru ile gerçekleştirilen üretim ve ticaretin çöküşü hızlandırdığını ifade ediyor. Ve halen daha Ankara, icraatlarını veya farklı ülkelere yatırımlarını yada ihracat taleplerini açıklarken Dolar ve Euro ifadelerine yer veriyor. Madem Türk Lirası önemsiz neden Anadolu topraklarına Türkiye diyoruz? Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek'in Uludağ Ekonomi zirvesinde 'borç almayın ortak alın' diyerek ekonominin vasat olduğunu açıklaması ile birlikte KOBİ piyasaların nasıl gümbürtüye gittiğine biz sokakta şahit olduk. Ve yine şu günlerde gerçekleştirdiği "petrol ve altın hariç göreceli bir iyileşme dönemindeyiz. Hatta altın hariç baktığınız zaman cari açıkta ciddi bir kötüleşme yoktur. Dolayısıyla aşırı ısınma hikayesi eğer cari açık üzerinden üretiliyorsa açık yüzde 4,4 civarındadır. Turizmdeki bu güçlü toparlanmayla ile birlikte inanıyoruz ki bu yüzde 4’ün altına da inecektir" açıklaması da manidar. Uşak'ta, Sinop'ta, Haymana'da, Çifteler'de, velhasıl büyüyen ve üretirken de tüketen kent Bursa'da hangi turizm yatırımlarının hangi esnafa veya KOBİ ağırlıklı işletmeci yoğunluğuna katkı koyacağını merak etmiyor değiliz. İnegöl'de mobilya üreticileri gazeteci gördü mü ağlamaya başlıyor. Üretemediklerini ve 500 kişilik işletmelerinin 200 kişiye düşerek eridiklerini söylüyorlar. Ve yine onlarında derdi Bankalar ve Kredi politikaları. Siyaset üretmek demektir. Siyaset ekonomi demektir. Son 1 yılda elbette kötüye gidişe dur demek adına çok ciddi uyanışlarla karşı karşıya olduğumuzu görmekteyiz. Ancak hükümet kanadında ki uyanışların halk kanadında da Ak Parti aleyhine uyanışlar olduğunu kabul etmeliyiz. Elbette Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan markasının halkta alternatifi yok. Ancak halk eğer halka halinde bir araya gelmeye başlar ve de borçlar gırtlağa, senetler icraya, icra memurları kapıya dayanmaya başlarsa! İşte o zaman bu millet bir cebine bakar bir de şapkayı önüne koyar sandığa bakar. Velhasıl ondan sonra siyaset mi ekonomiden önemli yoksa ekonomi mi siyasetten önemli sorusunu Ankara siyasileri ile ekonomicileri çay sohbetlerinde birbirine sorar!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246