Siyasal sistem dediğimiz şey; kuvvetler ayrılığının değişik biçimleridir. Tarihsel gelişim içerisinde, yasayı yapan, yasayı uygulayan ve anlaşmazlıklarda sorunu çözen olmak üzere, yasama, yürütme ve yargı ismiyle üç ayrı niteliğe bürünmüştür.

ABD’de siyasi partiler kapalıdır. Bunlar seçimden birkaç ay önce açılır ve kendi adaylarını seçmek için önseçmen (preyman) çalışmasına başlarlar. Oy kullanma şartları uygun olanlar, kendini ön seçmen olarak yazdırır ve eyalette kendi partilerinin başkan adaylarına oy verirler. Çoğunluğu alan aday, o partinin başkan adayı olarak seçime katılır.

Montesguie; Yasa yapma ile yasayı uygulama gücünün aynı organda olması halinde ise özgürlüğün olmayacağını , Yargı yetkisi ile yasa yapma yetkisinin aynı organ tarafından kullanılması durumunda, özgürlüğün ortadan kalkacağını ifade etmiş; yasama, yürütme ve yargı erklerinin aynı kişi ya da organ tarafından kullanılması durumunu “despotluk “ olarak belirtmiştir.

Tüm eyaletlerde yapılan seçimlerde direkt başkan seçilmez. Seçimlerinde halk ‘seçiciler kurulu’na (538 kişi Elektoral collage) oy verir. Hangi parti seçiciler kuruluna en çok delege göndediyse, o partinin adayı, seçimden en geç 2 ay sonra, seçiciler kurulu tarafından ABD başkanına ve başkan yardımcısına görev verilir. Örneğin 8 Kasım 2016’da seçimler yapılacak, seçici kurul oluştuktan sonra en geç, 20 Ocakta başkan ve başkan yardımcısına görev verilecektir.

Gerek anayasal organizasyon gerekse siyasal kültür özellikleri gereği ülkemizde; Kamu-Birey çıkar çelişkisinde, kamu esas alınmaktadır. Sivil toplum dahil tüm kurumlarda demokrasi geleneği oturmamıştır. İktidar sahipleri, edindikleri yetkilerini paylaşma kültürüne sahip değildir. Yerel ya da genel seçimler, liderlerin seçtiklerinin ikincil seçmene onaylatılmasıdır.

* * *

Siyasal sistem; bir devlet yönetiminin hangi kurumlarla olacağına ve bu kurumların yetkilerinin ne olacağının belirlendiği hukuksal düzendir.

Devletin idaresindeki en üst kurumlarına, aynı zamanda “sistemin kuvveti” denir.

Sistemdeki bu kuvvetler farklıdır ve birbirinden bağımsız güç olarak varlık gösterirler. Buna da kuvvetler ayrılığı denir.

Bu anlamda siyasal sistem dediğimiz şey; “kuvvetler ayrılığının değişik biçimleridir” diyebiliriz.

Bu kuvvetler tarihsel gelişim içerisinde, yasayı yapan, yasayı uygulayan ve anlaşmazlıklarda sorunu çözen olmak üzere üç ayrı niteliğe bürünmüştür.

Bunlar da modern devlette; “Yasama, Yürütme ve Yargı” olarak adlandırılmıştır.

Bu kuvvetlerin ve bunlara bağlı formel kurumlarınyetkilerinin tarif edildiği devlet düzeni, o siyasal sisteme adını verir”. Tüm bu yetki ve ilişki o ülkenin anayasada tarif edilir.

 

KUVVETLER AYRILIĞININ TARİHSEL GELİŞİMİ

Kuvvetler ayrılığı dediğimiz sistem tarihsel olarak; eski Yunanda Socrates (Sokrat), Eflatun, Aritotales (Aristo) tarafından sorgulanmış, modern dünyaya ise; John Locke ve Montesquieu tarafından teorileştirilmiş, bugünkü kullanım modeline getirilmiştir.

Ayrıca Jean-Jacques Rousseau ve Mourice Duverge tarafından da bu alanda yüksek katkılar sağlanmıştır.

Kısaca;

ARİSTO’ya göre; iktidar, tek kişiye aitse rejimin adı monarşi, bir zümrenin elinde ise aristokrasi, tüm yurttaşlara ait ise timokrasidir.

JOHN LOCKE ise; egemenliği, kanun yapan üstün güç olarak nitelediği yasama erki, yapılan yasaları uygulayan yürütme erki ve bunlardan ayrı olarak güvenlik ve dışişleri ile yükümlü federatif erk olarak sınıflandırmıştır. Locke göre, Kanunu uygulayan aynı zamanda kanunu yapan ise o zaman toplumun kalan kısmından kendisini ayrı ve avantajlı bir konumda tanımlayacaktır. İnsan doğası, güce sahip olma ve onu bırakmama konusunda büyük zafiyet içindedir Locke, yasama ve yürütme gücünden bahsetmiş; ancak yargıyı dikkate almamıştır.

Bugünkü işlevini ise; Montesguie tarafından getirilmiş, Jean-Jacques Rousseau ise, felsefi olarak toplum sözleşmesi adıyla farklı bir modele oturtmaya çalışmıştır.

MONTESGUİE’de, devlet yapılanmasında üç işlevi ya da erki kabul etmiş, bunları da yasayı yapan, uygulayan ve uygulamadan ortaya çıkan uyuşmazlıkları çözen güçler olarak ayrıma tabi tutmuştur. Korkunun olmadığı bir ortamın, bu üç işlevin farklı organlar tarafından yerine getirilmesi durumunda var olacağını belirtmiştir.

Yasa yapma ile yasayı uygulama gücünün aynı organda olması halinde ise özgürlüğün olmayacağını , Yargı yetkisi ile yasa yapma yetkisinin aynı organ tarafından kullanılması durumunda, özgürlüğün ortadan kalkacağını ifade etmiş; yasama, yürütme ve yargı erklerinin aynı kişi ya da organ tarafından kullanılması durumunu “despotluk “ olarak belirtmiştir.

Kuvvetler Ayrılığı Prensibi ilk defa yazılı bir anayasa olarak 1787 tarihli Amerikan Anayasası'nda ifadesini bulmuştur.

 

KUVVETLER AYRILIĞI MODELİ

Kuvvetler ayrılığı genel olarak ikiye ayrılır.

Birincisi Yatay kuvvetler ayrılığı,

İkincisi; dikey kuvvetler ayrılığıdır.

Yatay ayrılık aşağıda geniş olarak yer alacağından dolayı, dikey kuvvetler ayrılığını kısaca açmak isterim.

Dikey kuvvetler ayrılığı; Merkezi devlet ile mahalli idareler arasında hizmet, yetki ve gelir bölüşümü tarif edilmesidir.

YATAY KUVVETLER AYRILIĞI

Yukarıda siyasal sistemlerden bahsederken genelde üç değişik model olduğundan bahsetmiştik. Bunlar Devlet Başkanlığı Modeli, yarı devlet Başkanlığı Modeli, üçüncüsü; parlamenter modeldir.

Örneklem açısından; ABD’yi devlet başkanlığı modeli, Fransayı yarı-devlet başkanlığı modeli, İngiltereyi ise parlamenter sisteme örnek gösterebiliriz.

Sırasıyla:

1-      DEVLET BAŞKANLIĞI SİSTEMİ: ABD Modeli:

Devlet başkanının, meclis üyeleri dışında ayrıca oylandığı, hükümetin parlamentodan güven oyu istemediği, bakanların sadece birer başkan sekreteri olduğu ve bütün yürütme gücünün başkanın elinde olduğu katı devlet başkanlığı sistemidir.

Yasama gücüne ABD kongresi denir ve ikilidir: Temsilciler Meclisi ve Senato olmak üzere iki meclisten oluşur.

Temsilciler meclisi; eyaletlerin nüfuslarına göre belirlenir. Her 600 bin kişiye 1 temsilci seçilir. Ondan dolayı Sayı belirtilmemiştir. Son sayısı 435 tir. Bir dönem 2 yıl olarak Kabul edilmiştir.

Senato ise; her eyaletten 2 temsilci seçilir. Bu nedenle sayısı 100 olarak belirlenmiştir.

Meclisler arasında alt üst ilişkisi yoktur.

ABD’de bu sistem, siyasal kriz yaratmadan sürebilmektedir. Siyasal sistemler içerisinde neredeyse tek örnek olan ABD devlet başkanlığı sistemi, Amerika’nın tarihsel özelliklerinin yarattığı şartların ortaya çıkardığı bir modeldir. Aynı ekonomik ve kalkınmışlık gücüne sahip Avrupa ülkelerinde bu sistem uygulanamamaktadır.

1-A) ABD AVRUPA TARİHSEL SÜREÇ FARKI:

Amerikanın farklı toplumsal ve siyasal süreçler yaşadığınından bahsetmiştik. Bunun en önemlisi Amerika’nın kıta Avrupası’nda olmayan türdeş siyasal partileri yaratabiliş olmasıdır.

Kıta Avrupa’sında ABD’den farklı olarak, 18 Yüzyılda feodalizm-kapitalizm arasında bir sistem çatışması yaşanmıştır.

Ardından 19 Yüzyılda ise, bu kez işçi sınıfı ile burjuvazi arasında sınıf çatışmalarına sahne olan savaşlar yaşanmıştır.

Bu nedenle Avrupa’da türdeş ideolojiye sahip siyasi partiler oluşmadı.

1-B) ABD’de SİYASİ PARTİLER FARKLIDIR

ABD’de siyasi partiler Avrupa ve Türkiye de olduğundan oldukça farklıdır. ABD’de siyasi partiler kapalıdır. Bunlar seçimden birkaç ay önce açılır ve kendi adaylarını seçmek için önseçmen (preyman) çalışmasına başlarlar. Oy kullanma şartları uygun olanlar, kendini o partinin açmış olduğu bürolara giderek, ön seçmen olarak ismini yazdırırlar. Ön seçmen hakkını kazanmış olan bu kişiler bölge bölge, eyalet eyalet kendi partilerinin başkan adaylarına oy verir, çoğunluğu alan aday, o partinin başkan adayı olarak seçime katılırlar. Seçime katılan adayın o partide, başkan dahil bir mevkide olması gerekmemektedir.

1-      C) ABD BAŞKANI SEÇİMİ:

Tüm eyaletlerde yapılan genel başkanlık seçimlerinde direkt başkan seçilmez. Amerikan seçimlerinde halk ‘seçiciler kurulu’na (538 kişi Elektoral collage) oy verir. Hangi parti seçiciler kuruluna en çok delege göndediyse, o partinin adayı, seçimden en geç 2 ay sonra, seçiciler kurulu tarafından ABD başkanına bve başkan yardımcısına görev verilir.

Örneğin 8 Kasım 2016’da seçimler yapılacak, seçici kurul oluştuktan sonra en geç, 20 Ocakta başkan ve başkan yardımcısına görev verilecektir.

Başkanlığa seçilen aday en çok iki dönem başkanlık yapabilir. ABD başkanlık seçimleri 4 yılda bir yapılır ve en uzun 4+4 uygulanır.

Yargı ise tamamen bağımsızdır. Yargı üzerinde iktidarın veya meclislerin hiçbir gücü yoktur.

1-      D) ABD KONGRESİ (YASAMA ORGANI)

Yasama organı ise, iki meclisten oluşur. Bunların biri: Temsilciler Meclisi (House of Representatives)’ diğeri Cumhuriyet Senatosu’dur.

a)- Temsilciler Meclisi: eyaletlerin nüfus oranına göre temsilci seçilir. Nüfus oranı her 10 yılda bir yapılan nüfus sayımıyla ölçülür. Şu anda her 600 bin kişiye 1 temsilci seçilmektedir. Ancak eyaletlerin nüfusu bu sayının altında olsa dahi o da 1 temsilci gönderme hakkına sahiptir. Temsilciler Meclisinde şu anda 435 üye mevcuttur. Her iki yılda bir seçimler yapılır. Yasa yapma işiyle ilgilenir.

Diğer meclis Senatodur.

b)- Senato her eyaletten iki üye -100 -görev yapar. Meclisler arasında alt üst ilişkisi yoktur.

Siyasal kültür gereği, Senato ve temsilciler meclisinde çoğu zaman, başkanın tam tersi partinin ağırlığı söz konusudur. Halk kuvvetler arasında bir dengeleme yapabilmektedir. Bu da o ülkede demokrasi kültürünün ne derece yerleştiğinin bir ifadesidir. Devlet başkanlığının bu katı modeli sadece ABD’de uygulanmaktadır.

 

2-      PARLAMENTER SİSTEM

Parlamenter sistemin anası İngiltere’dir. Yetkilerin tümü başbakandadır.

Hükümet kurabilmek için parlamentonun güvenoyuna muhtaçtır.

Başbakanın parlamentoyu fesh edip, yeniden seçime götürme yetkisi de vardır.

 

2-A) YASAMA GÜCÜ:

İngiltere’de yasama organı; Avam kamarası ve Lordlar kamarası adıyla oluşan parlamentoda iki meclis mevcuttur.

İngiltere de parlamento deyince Avam Kamarası akla gelir ve tüm kanun yapma işlevini avam kamarası yürütür. Seçimler her 5 yılda bir tekrarlanır. İngiltere'de 523, İskoçya'da 72, Galler'de 38, Kuzey İrlanda'da 17 seçim bölgesi vardır. Her seçim bölgesi bir parlamento üyesi çıkarır. Yani Avam kamarasında 650 parlamento üyesi vardır. 

Lordlar Kamarası ise; 1911 yılından beri temsili olarak görev yapar. 90 üyeden oluşur.

İngiltere de olan mevcut sistemde parlamentonun gerçek üstünlüğü vardır.

Kraliyet 154 yıldır, olmak dışında hiçbir yetkisini kullanmamıştır.

Gelenek çok önemlidir. İktidarı paylaşmayı İngilizler Magna Carta’dan 1215 başlatırlar.

2-B) YÜRÜTME GÜCÜ

İngiltere’de yürütmeyi, bakanlar kurulunun tümü temsil etmez.

Bazı bakanların üye olduğu Kabine gerçek yürütmedir. Başbakan parti üyeleri arasından 20 kişi seçerek bakanlar kurulunu oluşturur. Buna kabine denir. Ayrıca parlamentoda 80 tane de kıdemsiz bakan bulunur. Genişletilmiş ve tüm bakanların yer aldığı geniş Hükümet diyebileceğimiz bir “danışma kurulu” yaratılmıştır.

İngiltere’de de seçimler, çoğunluk sistemi uygulanarak yapılmaktadır.

3-      YARI BAŞKANLIK SİSTEMİ FRANSA

Fransa, 1789’da konvansiyon meclisinden başlamak üzere,1799 1. Cumhuriyet, 1848 2. cumhuriyet, 1870 3.cumhuriyet, 1946 4. Cumhuriyet ve 1958’de 5. Cumhuriyet adıyla yeni yönetim modeli oluşmuş ve bugün Başkanlık sistemi ile parlamenter sistemin karışımı olan bir modelle yönetilmektedir, diyebiliriz..

3-A) YÜRÜTME GÜCÜ

Yürütme gücü, halk tarafından seçilen devlet başkanı ile meclis güvenine dayanan hükümet başkanı arasında paylaşılır.

Fiili olarak ise yürütmenin başı devlet başkanıdır. Yani başkanlık sisteminden bazı farklılıklarla ayrılan hükümet sistemi diyebiliriz.

İçerik olarak tanımlamak gerekirse, "Cumhurbaşkanının halk tarafından seçildiği parlamanter sistem" olarak tanımlanabilir.

Başkanlık sisteminden farkı yürütme organının iki başlı olmasıdır.

Başkanın görevini (yürütme görevi) bakanlar kurulu ve cumhurbaşkanı üstlenmiştir.

Başkanlık sisteminden bir diğer farkı ise, yürütme organının bir kanadı olan bakanlar kurulunun, yasama organının (meclis, parlamento vs.) güvenine dayanmasıdır.

Bu durumda yasama organı, mevcut bakanlar kurulunu güvensizlik oyu ile görevden alabilir.

Başkanlık sisteminde yasamanın böyle bir yetkisi yoktur.

3-B YASAMA GÜCÜ

Yasama yetkisi, Millet Meclisi ve Senato olmak üzere, farklı iki meclisten oluşur.

Millet Meclisi, 5 yıl için doğrudan genel oyla seçilen 577 milletvekilinden oluşmaktadır.

 Senato ise, 9 yıl için doğrudan genel oyla seçilen 321 senatörden oluşmaktadır. Ayrıca senatonun üçte biri her üç yılda bir yenilenir. M. Meclisi cumhurbaşkanı tarafından fesh edilebilmesine rağmen, Senato feshedilemez ve senato başkanı, gerekli durumlarda Cumhurbaşkanına vekalet eder. Bu özellikleri açısından ülkemizin 1961 anayasası dönemine benzemektedir.

Fransa’da 5.cumhuriyetle birlikte yarı-devlet başkanlığı sistemine geçişle birlikte, kuvvetler ayrılığı ilkesini dengeleyebilmek için, muazzam derecede denetleme kurumları üretilmiş ve her türlü uygulama için şeffaflık ilkesi getirilmiştir.

 

 

TÜRKİYE’DE KUVVETLER AYRILIĞI

Türkiye parlamenter sistem mevcuttur.

En yüksek oyu alan partinin, meclis çoğunluğu elde etmesi neticesinde, partinin genel başkanı başbakan olarak görevlendirilir.

Hükümeti oluşturur, Cumhurbaşkanının onayına sunar ve onay alınan bakanlar kurulu parlamentodan güven oyu alarak, yürütme gücü oluşur.

1920-1924 konvansiyon meclis sistemi. Yasama meclisi: MİLLET MECLİSİ

1924-46 tekpartili başkanlık sistemi

1946-1960 çok partili başkanlık sistemi

1961-1980 çok partili yasama ağırlıklı parlamenter sistem. Yasama iki meclisten oluşmakta. MİLLET MECLİS ve CUMHURİYET SENATOSU

1982-2015 çok partili yürütme ağırlıklı/yarı başkanlıkla harman edilmiş parlamenter sistem. Yasama tek meclisli

Özellikle 1924 anayasası ile kendini 1946-60 arası gösteren ve 1982 anayasası ortaya çıkan sistem çok adaletsiz bir model oluşmuştur.

Yürütmeyi oluşturan grup, yasamayı da kontrol altında bulundurmakta ve adeta hükümet parlamentoyu yönetmekte, yatay kuvvetler ayrılığı ilkesi ve merkezi devletin güçlenmesiyle dikey kuvvetler ayrılığını çiğnenmektedir.

 

KUVVETLER AYRILIĞINDA SİYASAL KÜLTÜRÜN ETKİSİ

Gerek ABD gibi devlet başkanlığı, gerekse Avrupa’da olduğu gibi parlamenter sistem olsun, gerçek anlamda kuvvetler ayrılığının hayata geçmesi ve demokrasinin sağlıklı işlemesinin gerçek nedenini iki maddede toplayabiliriz.

Birincisi; kuvvetler ayrılığını gerçek anlamda birbirinden ayırarak ve birbirlerinin üzerinde tahakküm kurmasına yol açmayacak düzenlemeleri yapabilmiş ve bu konuda taviz vermemiş olmaları,

İkincisi; demokrasi kültürünün artık oturmuş olmasıdır, diyebiliriz.

Bu nedenle siyasal kültürü ve siyasi partiler arasındaki ideolojik makası ayrı bir başlık altında aktarmak istiyorum.

 

TÜRKİYE’DE SİYASAL KÜLTÜR

1- Siyaset Türkiye de merkezidir

2- Siyasal partiler askeri disiplinin sivil uzantısı gibidir.

3- Siyasal kültürde karşı taraf ile uzlaşma yoktur.

4- Siyasal kültürde; ‘eleştiri’ yıpratma, ‘özeleştiri’ acizlik olarak yorumlanır.

5- Rakip partiler, düşman olarak kabul edilir.

6- Partiler arasında siyasal makas çok açıktır.

7- Türdeş siyasal partiler yoktur.

8- Sürekli darbeler ve seçim sisteminin sürekli değişiminden dolayı siyasal partiler kendi geleneklerini yaratamamıştır.

9- Parti içi demokrasi yoktur. Tüm seçimler atama yoluyla yapılmaktadır.

10- Kuvvetler ayrılığı yoktur. Yürütme gücü yasamayı doğrudan, yargıyı dolaylı olarak yönetmektedir.

Özetlersek; hem anayasal ilişki, hem de siyasal kültüre özellikleri gereği ülkemizde;

Kamu-Birey çıkar çelişkisinde, kamu esas alınmaktadır.

Sivil toplum dahil tüm kurumlarda demokrasi geleneği oturmamıştır.

İktidar sahipleri, edindikleri yetkilerini paylaşma kültürüne sahip değildir.

Yerel ya da genel seçimler, liderlerin seçtiklerinin ikincil seçmene onaylatılmasıdır.

Dolayısıyla ileri Avrupa ülkeleri ve ABD’de olduğu gibi gerçek bir demokrasiden bahsetmek zordur.

Bunun dışında önemli etmenlerden biri de seçim sistemi ve temsilde adalet ilkesidir.

 

SEÇİM SİSTEMİNDEKİ ADALETSİZLİKLER

Ülkemizde demokrasinin varlığına etki eden seçim sistemi yanlıştır, barajlarla adaletsiz bir temsil mekanizması yaratılmıştır. Birkaç örnek vermek gerekirse;

1954 seçimleri

DP % 57 oyla 503 milletvekili % 93

CHP % 36 oyla 31 milletvekili % 6 gibi parlamenter sayılarıyla temsilde adalet ilkesi bozulmuştur.

2002 seçimleri

AKP % 34 oyla parlamentoda % 66

CHP % 18 oyla parlamentoda % 34

Bu seçimde ülkenin % 48’nün tercihi meclis dışında kalmıştır.

 

 PARTİLİ CUMHURBAŞKANI

Son dönemlerde devlet başkanlığı ya da partili cumhurbaşkanlığı sistemine geçilmesi tartışması mevcuttur. Bu nedenle kuvvetler ayrılığı konusu içinde değerlendirmek üzere, cumhurbaşkanının başbakandan ayrı olarak yetkilerini aktarmakta fayda görüyorum. Çünkü 1982 anayasası cumhurbaşkanının partilerden bağımsız bir olması üzerine görev ve yetki tanımlaması yapmıştır.

Görev ve yetkileri

1) Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimlerinin yenilenmesine karar vermek,

2) Bakanları atamak ve görevlerine son vermek,

3) Kanun kuvvetinde Başkanlık kararnamesi çıkarmak,

4) Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanılmasına karar vermek,

5) Kamu yöneticilerini atamak ve görevlerine son vermek

6) Sıkıyönetim veya olağanüstü hal ilân etmek ve sıkıyönetim veya olağanüstü hal kararnamesi çıkarmak,

7) Yükseköğretim Kurulu üyelerinin yarısını seçmek,

8) Üniversite rektörlerini seçmek,

9) Anayasa Mahkemesi üyelerinin yarısını, Danıştay üyelerinin yarısını, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyelerinin yarısını seçmek.

10) Cumhuriyet (Yargıtay) başsavcısını atamak

 

DEMOKRASİ OLMAZSA OLMAZ

Sonuç olarak; bir ülkede demokrasinin var olması için yasama, yürütme ve yargı gibi kuvvetlerin hem katı bir biçimde birbirlerinden ayrılması gerekir; hem de siyasal kültürü demokrasi lehine değiştirmek gerekir.

Mevcut sistem yürütme gücünün yasamayı ve kısmen yargıyı kontrol altına aldığı; kişisel hak ve özgürlüklerin kamu karşısında ikincil kabul edildiği bir modeldir.

Avrupa ülkeleri gerek kendi aralarında gerekse kendi ülkeleri içinde sürekli bir çatışma ile yüzyıllar geçirmiş, sonuçta kuvvetler arasındaki ayrılığı rayına oturtup, kişi hak ve özgürlüklerinin esas alındığı ve tüm uygulamaların şeffaf gerçekleştirildiği bir siyasal modele geçerek, bu günkü ileri düzeye gelmişlerdir.

Bana göre bizim de aynı yolu izleyerek, demokrasiyi esas alan ve tüm toplumsal kesimleri kucaklayan bir anayasa üretmemiz gerekiyor.

Ayrıca seçim sisteminde barajlar tümden kaldırılmalı, 1961-1965 döneminde kullanılan, nispi temsil/ulusal artık sistemine geri dönülmeli, siyasal partilerdeki genel başkan sultası kaldırılmalıdır.

Bir ülkede mutlu, huzurlu ve hakları olan bir yurttaş olarak yaşamak istiyorsak adil bir sistemi egemen kılmalıyız.




Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.