Seçimdi, sayımdı, itirazdı, yan yattı çamura battıydı…

Unutuldu gitti tabi.

Ama kim bilir kaç kişinin sinesinde saplı kaldı.

Biyolojik yaşı 22 imiş.

Zekâ yaşı 11-12

Konulan tanıda yüzde 50 zekâ geriliği varmış.

Çevresinde bu durumunu bilmeyen yokmuş.

Beş günahkar girmiş hayatına.

Kandırmışlar bazen camiye, bazen evlerine bazen çayır çimene götürmüşler.

Bu günahkarlardan birinden gebe kalmış.

Bebek 16 haftalıkken anlaşılmış durum.

DNA raporları günahkarlardan birinin bebeğin biyolojik babası olduğunu kanıtlıyormuş.

Ve hepsi serbest bırakılıyormuş.

Mahkeme kararının gerekçe kısmına da;

Sinem bağırmamış yazılıyormuş.

Sinem;

Neyin ne olduğunu bilmeyen, gebeliğini bile, kendisinin değil, annesin fark ettiği zihinsel engelli bir kız çocuğuymuş.

Adli Tıp’ın vermiş olduğu raporda “Maruz kaldığı eylemin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabilir” diye yazıyormuş.

Mahkeme de reşit, sağlıklı bir birey gibi kabul ediyormuş Sinem’i...

Bu arada mahkeme heyetinin önünde ki dosyada Sinem’e dair Adli Tıp raporları dışında üç farklı rapor daha varmış. Üçünde de, ‘ruhen kendini savunamayacağı’ belirtilmiş. Yani, ‘maruz kaldığı eylemi anlayamaz’ deniyormuş.

Mahkeme, Sinem’e bağırıp bağırmadığını, kurtulmak için bir şey yapıp yapmadığını sorduğunda, Sinem bağırmadığını söylemiş. Neden bağırmadığı sorulduğunda da, “Bilmiyorum” demiş.

Bu bağırmayış ‘rızayla cinsel ilişki’ olarak değerlendirilmiş ve  ‘bağırsaydı, cinsel saldırı diyecektik ama bağırmamış’ anlaşılması zor bir gerekçeyle sanıklara beraat hükmü verilmiş.

Hüküm sonucunda da saldırganlar ellerini kollarını sallaya sallaya günlük yaşamlarına geri dönmüşler.

Gökten üç elma düşmüş…

Diye bitireceğim ama bu bir masal değil.

Bu bir film senaryosu da değil.

Aynıyla vaki.

Yukarıda ki ayrıntıları Ayşe Arman’ın beş kişi tarafından defalarca tecavüze uğrayan Sinem’in avukatı ile yaptığı söyleşiden aldım.

Merak ederseniz gerisini yazarın bloğundan okursunuz.

Hem okurken hem yazarken hırsımdan iki koca fincan kahve beş cigara içtiğim bu yazı da başka ayrıntıya girmeyeceğim.

Hani makus talih derler bir laf vardır.

Her yerde geçerlidir de özellikle bizim coğrafya da pek bir karşılık bulur.

Yaratılan dişiyse erkek olanın önünde yemdir zaar.

Saldırır, döver, tecavüz eder, aldatır baktı az geldi öldürür.

Kadına şiddet bir türlü azaltılamıyor. Özellikle önlenemiyor demiyorum çünkü bu konuda hiç inancım yok.

Bu örnekte ki kararlar göz önüne alındığında değil azaltılmak desteklendiğini bile düşünüyor insan.

Ortalık seçim sonuçlarının didiklenmesiyle toz dumanken nereden çıktı bu konu?

Bir yerden çıkmadı başka yer zaman ve mekanlarda da olsa zaten hep vardı.

Sadece görmek isteyenler görebiliyordu o kadar.

Tanrı hepinizi günahkarlardan korusun

Özellikle de yavrularınızı…

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246