Seçim sisteminde ki adaletsiz yüzde 10 barajı 12 Eylül’ün ürünlerinden biri olarak günümüze miras kalmıştır. Darbe öncesi dönemi teşkil eden 1974-1980 yılları Türkiye’de büyük bir siyasi istikrarsızlığa sahne oldu. Özellikle darbenin tarihi yaklaştıkça ülke bir iç savaş ortamına sürüklendi. Darbeyi yapan generaller hizmetlerindeki sivillere ülkenin temel siyasi kurumlarına kurallar tasarlattırırken, darbe öncesi dönemin faturasını kısmen de seçim kanununa kestiler.

Gerek Kenan Evren’in açıklamalarına bakıldığında gerekse Danışma Meclisi’nin tutanakları incelendiğinde, tasarlanan siyasal sistemin “istikrar” namına iki partinin egemenliğinde olmasının tercih edildiği görülüyor (Kenan Evren bu isteğini kamuoyu önünde de açıkça ifade etmişti).

Gene tutanaklara göre, sisteme bir ulusal baraj eklemenin “bölgesel partiler”in mecliste temsilinin önünü keseceği düşünülmüş. Ancak bu ve benzeri ifadelerle kastedilenin Kürt siyasal hareketi olduğunu düşünmek en azından 1983 yılı için pek mümkün değil. Yüzde 10 barajının Kürt partilerinin önünü kesme işlevi (de) kazanması 1990’lara dair bir gelişme olarak düşünülmelidir.

KAMER GENÇ’İN MUHALEFETİ

Danışma Meclisi’nde yüzde 10 barajını çok yüksek bulan, barajın yüzde 5, 7 veya 8 olmasının daha uygun olacağını belirten üyeler de oldu. Bu konu da önergeler verildi. Baraja en çok karşı çıkan isim olarak Kamer Genç dikkat çekmişti. Ancak bu üyeler azınlıkta kaldılar ve “meclis” yüzde 10 barajlı sistemi kabul etti, Milli Güvenlik Konseyi de bunu onayladı.

Başta ekonomi politikaları olmak üzere pek çok bakımdan 12 Eylül’ün devamı ve uygulayıcısı olan Turgut Özal döneminde, seçim sisteminde de aynı “anlayış” devam ettirildi. 1987 seçimleri öncesinde Özal’ın ANAP’ı seçim çevreler inin maksimum Milletvekili sayısını 6’ya indirdi. Ayrıca 4, 5 ve 6 milletvekili seçen çevrelerde en çok oyu alan partiye ekstra 1 Milletvekili verilmesi yasalaştı. Bu sayede 1987 seçimleri, sonuçları itibariyle Türkiye siyasal tarihindeki en adaletsiz birkaç seçimden biri olmuştur.

AKP 2002 Seçimlerinde söylemlerinde baraj oranını düşüreceğini vaat etmişti fakat yüzde 34 ile iktidar olduktan sonra bu söylemini askıya alarak hiç düşürme çabasına girmedi, gelişmiş ülkelerde bu oranda yüksek bir baraj sistemi yok, Bu konuda en büyük talihsizliği 3 Kasım 2002 seçimlerinde yüzde 9,7 oy alıp 66 milletvekilliğini kaybeden Doğru Yol Partisidir yani milyonlarca oy kıl payı hiçe sayılıp çöpe atılmıştır.

Günümüze gelirsek yeni Anayasaya göre seçilecek Başkan bu günkü tabloya göre parlamento çoğunluğu nu da sağlarsa keyfi uygulamalar yapabilir kötü niyetli bir başkan seçildiği takdirde olacakları düşünmek istemiyorum, işte bu sebeple yüzde on barajının sıfırlanması ile TBMM fren vazifesi görebilmelidir, ayrıca tüm siyasi görüşlerin Mecliste temsil hakkını elde edebilmesiyle böylece demokratikleşme adına ciddi bir adım atılmış olur, Sıfır baraj yüzde yüz demokrasi umuduyla, esenkalın...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246