Seni çok seviyorum

Eeee..?

Ee’si o işte.

Yok e si o işte olursa sevgisi de güdük olur.

Günlük diyaloglarımızda en çok kullandığımız sözcüklerin ilk sıralarında yer alır Sevgi.

Yere göğe koyamayız. Hatta kızdıklarımızın başına sevginin olumsuzlamasını sıfat yapar sevgisiz adam, sevgisiz kadın deriz.

Sevgi hepimizin ortak duygusu olsa da yorumlamalarımız farklıdır. Bir de sevgiyi tanımlamamız.

Adamı polisler almış götürüyorlar gazeteci soruyor ‘’neden öldürdün ?’’ yanıt ‘’çok sevdim be ağbi’’

Ayyy kedi köpek mi bayılırım çok severim; İyi gel beslemeye çıkalım bir gün birlikte.Ah canım çok isterdim ama biliyosun çocukların okulları, yemekleri filan hiç vakit kalmıyor ki.

Seni çok seviyorum aşkım; öl de öleyim. Öl. Yok daha neler

……mı? Çok severim kendisini. Ama yıllardır arayamadım bir türlü.

Emret abim bilirsin seni ne çok sevdiğimi de biz de bunu dereden tutmuyoruz ki…

Ama hayatım, doğum gününü unutmuş olmam seni sevmiyorum anlamına gelmez ki…

Sevgide neymiş, entel dantel işleri bunlar. Hele bir başkasına versinler önce seni vururum seviyorum kızım var mı ötesi?

Günlük konuşmalarımızda en çok kullandığımız sözcüklerin başında gelir sevgi. Kimi nasıl sevdiğimizden söz ederiz ya da neyi neleri sevdiğimizi anlatırız birbirimize.

Sözcük bu kadar çok kullanılınca da sıradanlaşır ve anlamını yitirip fiil olarak kalır.

Seve seve sevginin gözünü çıkarttığımız hallerimiz de vardır. Çoğumuz sözcüğü biliriz çoğumuz da bilir gibi yaparız.

Oysa her sevgi sözcüğünün bir eyleme borcu vardır, bu borç bahanelerle ödenemeyecek kadar da ciddi bir borçtur.

Sevgiyle sorunu olan insanlardan hiç hazetmem. Çünkü onlara asla güvenmem. Bilirim ki, sevgi güvendir aslında.

Sevgi güven olduğu kadar da ezberlenenin çok dışında niteliklere sahip bir duygu. sözcük mikroskop altına alındığında çok ilginç yönlerinin de olduğu ortaya çıkıyor.

Bunu Dostoyevski ile ilgili bir yazının şimdi sunacağım üç paragrafını okuduktan sonra çok daha iyi anladım.

Sizde bir göz atarsanız sevinirim;"Dostoyevski bir toplantıda yüksek sesle okuduğu bir şiir nedeniyle çar tarafından Sibirya’da hapse mahkum edilir. Hapis cezasını bitirdikten sonra anılarını kaleme aldığı “ölüler evinden anılar” adlı kitabı yazar. Kitapta, hapishanedeki hayatından önce insanları tanıdığını sandığını ama yanıldığını burada anladığını belirtir. Yazar, “kara halk” olarak tanımladığı bu kitleyle karşılaştıktan sonra insanları çözümlemeye ve kendi iç dünyasının derinliklerine inmeye başlar.

Dostoyevski hapishanedeki bir köpeğin yanından geçen her mahkum tarafından tekmelendiğini gözlemler. Köpek mahkumlardan kaçmadığı gibi yanına bir mahkum yaklaştığında eğilerek tekmelenme pozisyonu almaktadır. Dostoyevski bir gün köpeğin yanına yaklaşıp başını okşar. Köpek şaşkın şaşkın ona bakarak hızla yanından uzaklaşır ve acı acı havlamaya başlar. O günden sonra köpek Dostoyevski’yi her gördüğünde ondan kaçar.

Ruhu köleleştirilmiş bu köpek bir sevgi açıdır. Bu durum insanlar için de geçerlidir. Hayatları boyunca haksızlığa ve kötü davranışlara uğramış sevgi açları iyi bir davranışla karşılaştıklarında nasıl davranacaklarını bilemezler. Bazen kötü davrandığınız insanlar size tapar, bazense iyi davrandıklarınız sizden nefret eder. Böyle insanların gözünde onları aşağılamanız onlar için bir beklentidir. Sizi gözlerinde yüceltirler. Eşit ve iyi davrandığınızda ise onların gözündeki değeriniz birdenbire düşer..."

Bu Dostoyevski’nin sevgi üzerine yorumu.

Daha da pek çok yorum vardır hatta siz bu yazıyı okurken bile yenileri üretiliyordur.

Ben bu kadar yorumun sevgiyi yorduğunu düşünüyorum.

Ve ısrarla diyorum ki sevgi eylem gerektirir. Eyleme yüreği yetmeyen ürettiği sevgisizliğin mahkumiyeti ile hallenir ki, bu hal ne acıdır…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246