Adına ister senaryo, ister gerçek roman deyin.

Milli takımın önce Hırvatistan, sonra da İspanya maçlarında sapır sapır dökülmesi…

İki maçı da tek bir pozisyon üretmeden, üstelik kalesinde 4 gol görerek bitirmesi…

Arda’nın yuhalanması, Fatih’in eleştirilmesi, Ozan’ın umursamazlığı…

Yanlış yerde oynatılanların hataları sonucu gollerin gelmesi

Kapalı kapılar ardında bir şeyler olduğunu gün ışığına çıkardı.

En belirgin ve akla yatkın olan da.

Kaptan Arda’yla Fatih Terim’in iyice su yüzüne çıkan karşılıklı restleşmeleri ve gerginliği idi.

***

İddia edilen o ki!..

Bu gergin halattan ilk kopmalar Euro 16’ya gitmeye hak kazandığımız günlerde yaşandı.

Son anda katılmaya hak kazandığımız Fransa bileti sebebiyle UEFA’dan 500 bin Euro’luk (1 milyon 650 bin TL) başarı primi geldi.

Terim’in talebiyle bu prim takıma eşit olarak bölüştürüldü.

Ancak bir oyuncu hariç!..

Zaman zaman milli takım kamplarından sakatlığı nedeniyle çıkarılan Burak Yılmaz, bu primden mahrum bırakıldı.

Burak Yılmaz duyduğu rahatsızlığı kaptanı Arda Turan’la paylaştı.

O da akşam yemeğinde Terim’e; “Bu uygulamadan içiniz rahat mı hocam?” diye sorunca ortalık karıştı.

Terim Arda’ya çok sert şekilde yanıt verdi.

Kaptan da geri adım atmayınca ortam inanılmaz derecede gerildi.

Neyse ki araya girenler sayesinde skandala dönüşebilecek bir olay önlendi.

Ama artık köprüler atılmıştı.

Bu yetmiyormuş gibi.

Terim’in oyuncularını eleştiren ve “gereğini yapacağım!..” çıkışı takımdaki rahatsızlığı tavan yaptırdı.

***

Bu yaşananlar doğrudur ya da yanlıştır!..

Ancak!..

Bunların hiçbiri kendilerinden zafer bekleyen, haklarında şarkılar besteleyen, hatta son olarak ilahilerle destekleyen Türk insanını bağlamaz.

Hele hele öyle prim yüzünden kırılmalar, Fatih’in oyuncuları için sarf ettiği bazı sözler, bu milletin hiç de umurunda değildir.

Bu milletin tek umurunda olduğu şey.

Milli takım formasının ne kadar pahalı, onu giyebilmenin de kaprisi taşıyamayacak kadar ağır olduğudur.

***

Şimdi!..

Biz hala bu psikoz içinde “Çıkmayan canda ümit vardır!” mantığı ile bu geceki Çek maçının üzerine yeni senaryolar üretmeye çalışıyoruz.

Bizim “en iyi üçüncülerin” arasına kalabilmemiz için özellikle iki rakibimiz varmış.

Bunlardan biri Arnavutluk’muş!

Onun maçları bittiği ve averajı eksi 2 olduğu için bizim bu geceki Çek maçını en az 2 farkla kazanmamız gerekirmiş.

Sonracığıma.

K. İrlanda Almanya’ya yenilirse 3 puanda kalacakmış.

O zaman da iş averaja kalırmış mış!

Öyle olursa da bizim Çeklere en az 4 farklı bir galibiyet elde etmemiz gerekirmiş.

Diğer grupları zaten saymaya gerek yokmuş.

Macaristan Portekiz’i yenecekmiş, Rusya kazanmayacakmış, İngiltere çok gol atmalıymış, İtalya ve Belçika son maçlarını kaybetmemeliymiş!

***

Tabii ki top yuvarlakmış.

Tabii ki her şey olabilirmiş.

Biz de keşke “o senaryolar gerçek olsa” beklentisi içindeyiz.

Ama nedense!..

Şu ünlü deyişi kafamızdan kolay kolay atamıyoruz:

“Görünen köy kılavuz istemez!..”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161