banner252

Son yıllarda en çok merak edilen ve en çok konuşulan tıp konularını sıralasak ilk on konu arasında obezite, insülin direnci, gizli şeker ve şeker hastalığı mutlaka ilk sıralarda yerini alır. Aslında bu konular birbirinden kesin sınırlarla ayrılacak konular değildir.

            Modern yaşamın dayattığı aşırı karbonhidratlı ve işlem görmüş beslenme tarzı ile hareketsizlik elele verip obezitenin adeta bir salgın gibi yaygınlaşmasına yol açmakta.

            Harcanamayan besin maddeleri yağa dönüşerek karaciğer dahil iç organların çevresinde ve zamanla bel çevresinde birikmeye başlar. Obezite gerçeği başlamıştır artık.       

            Vücutta artmış olan bu yağ dokusu karaciğer, kas ve yağ hücrelerinde bulunan insülin alıcılarının bozulmasına yani dolayısıyla pankreastan salgılanan insüline karşı direnç oluşmasına, yani insülin direnci adı verilen bir soruna yol açar.

            Pankreas bu sorunu aşmak için gitgide daha fazla insülin üretmek zorunda kalır.            Kanda bol miktarda bulunan insülin, vücutta yağlanmanın daha da artmasına neden olur. Artan yağ dokusu insülin direncini arttırır. Sonuç tam bir kısır döngüdür.

            İnsülin direncinin başlangıç yıllarında problem derinden derinden ilerlemeye devam ederken, aşırı insülin üretimi sayesinde kan şekeri normal sınırlarda tutulabilir. Bu dönemde kan şekerini ölçtüren kişi şekeri 100'den düşük bulunduğu için kendisini sapasağlam gibi görebilir.

            Kısır döngü sürüp giderken, bir dönem, özellikle yemeklerden sonra salgılanan aşırı miktardaki insülin, şekerin hücre içine gereğinden de fazla sokulmasına, yani kan şekerinin düşmesine yol açar. Bu dönemde yemeklerden sonra, özellikle ağır yemeklerden sonra uyku basması, terleme, çarpıntı, baş ağrısı gibi çok bilinen tablo çıkar ortaya. Hipoglisemi ( şeker düşmesi ) bir şeylerin yolunda gitmediğinin çok açık belirtisidir aslında.

            Zamanla insülin direnci o kadar artar ki, pankreasın fazla mesai yapması işe yaramaz, şeker gereği kadar hücre içine sokulamaz. O zamana kadar zar zor normal sınırlarda tutulabilen şeker hafiften yükselmeye başlar. Şeker hastalığı tanısı konacak kadar değil ama normalden yüksek şeker düzeyine ulaşılır. Gizli şeker adı verilen bu dönemde açlık kan şekeri 100 ile 125 mg. arasında, HbA1c değeri 5,7'den yüksek ama 6,5'tan düşük, tokluk şekeri ise 140 ile 199 mg arasındadır.

            Gizli şeker gizli risk demektir. Çok büyük bir çalışmaya göre gizli şeker aynı zamanda gizli bir risk demektir. Gizli şekeri olanlarda, kalp krizi, felç ve tüm nedenlerden ölüm risklerinin toplamı bakın ne kadar artmakta.

* Açlık şekeri 100 mg. ile 109 mg. arasında olanlarda risk artışı yüzde 13 bulunmuş.

* Bu kıyaslamalar açlık kan şekeri 110 mg ile 125 mg olanlar için yüzde 26 bulunmuş.

* HbA1c 5,7 ile 6 arasında olan kişilerde toplam risk artışı % 21 iken, HbA1c 6 ile 6,5 arasında olduğunda bu oran % 25 bulunmuş.

* Şeker yükleme testinde 2. saatin sonunda şeker düzeyi 140 mg ile 199 mg arasında bulunanlardaki risk artışı ise yüzde 30’a ulaşmış.

           

            Açlık kan şekeri 126 mg. ve üzeri, HbA1c değeri 6,5 ve üzeri veya tokluk kan şekeri 200 mg ve üzeri olduğunda, bunlardan sadece biri bile olsa,  şeker hastalığı tanısı konur.

            Vitrinlerdeki bazı fiyat etiketlerinde 99,9 lira yazar ya, gizli şeker ile şeker arasındaki fark da işte tam böyle bir farktır.

            Gizli şeker döneminde hiçbir yakınma olmayabileceği gibi, hafif ağız kuruluğu, sık idrar yapma, halsizlik ve bulanık görme gibi yakınmalar da görülebilir.

            Bazı kişiler gizli şeker bakımından ortalamaya göre daha büyük risk altındadır :

            Bel çevresi genişlemiş olanlar, kilo almış olanlar, egzersiz yapmayanlar, hatalı beslenenler, uyku apnesi olanlar, vardiyalı çalışanlar, triglierid düzeyi yüksek HDL düzeyi düşük olanlar, gebelik diyabeti olan kadınlar, iri bebek doğuranlar, polikistik over sendromu olan kadınlar.

            Şeker hastalığı çok sinsi bir hastalıktır. Yakın zaman kadar, bu tanı konduğunda en az 5 yıllık bir hazırlık döneminden söz edilirdi. Japon bilim insanlarının yaptığı büyük bir çalışmaya göre hazırlık süresi en az 20 yıldır. Yani çok uzun bir süreçten sonra şeker hastalığı oluşmakta. 

            Şeker hastalığının oluşum sürecinde yaşam tarzı değişikliği yapılırsa hastalığın oluşması geciktirilebilir, hatta tamamen önlenebilir.

            Sağlıklı ve mutlu kalmanız dileğiyle.

           

           

           

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246