Bölgesinde birçok ile liderlik yapan Bursa’mız sağlık sektöründe de başa güreşmeye devam ediyor.

Yeni Şehir Hastanesin açılmasıyla birlikte hastalara şifa dağıtmaya başlamış bile.

Bursa birçok turizmin yanında sağlık turizminde de lider konuma gelmiş olacak.

Daha ilk günde iki bin beş yüz hastanın randevu alması demek yakın gelecekte buraya binlerce hastanın akın edeceği anlamına geliyor.

Bursa ülkenizin nadide şehirlerinden biri.

Bu şehir hastanesi ile birlikte daha da hizmet anlayışı çıtasını yükseltmiş olacak.

Yalnız burada şunu belirtmekte fayda görüyorum ki…

Her başı ağrıyan kişi hemen hastanelere koşmamalı.

Hastanelerde hastalardan geçilmiyor.

Sabırsız olmuşuz sanki…

Bir yerimiz ağrıdığı anda hemen hastanelere koşuyoruz.

Önce bir bedenimizi dinleyelim, bakalım gerçekten hasta mıyız?

Gerçekten ağrıyan yerimizdeki uzvumuz rahatsız mı?

Basit bir önlem ile bu ağrımız, sızımız geçiyor mu geçmiyor mu?

Hemen hastaneye koşup gerçek hastalara hizmeti engellemeyelim.

Biraz da kendi kendimizin doktoru olalım.

Hemen  “Ah şuram ağrıyor, vay buram ağrıyor” gibi basit ağrı veya sızılar için doktorları meşgul etmeyelim.

Eğer mümkünse bu gibi basit ağrılar veya sızılar için hastanelere gitmek yerine aile doktorunuza gidin, orada tedavi olun, ilaçlarınız onlara yazdırın. Basit tanılar ile tedavi olunabilecek rahatsızlıklar için büyük hastaneleri meşgul etmeyelim.

Bırakalım, oralara gerçekten uzun süre tedavi görmesi, hastanede yatması, yataklı tedavi görmeleri gereken hastalara bırakalım hastanelerimizi.

Bursa Şehir Hastanesinin açılmasına çok sevindim.

Hayırlı uğurlu olsun.

Allah tüm hastalarımıza şifa versin.

*                             *                             *                             *

Bursa birçok olay ile görsel ve yazılı medyada öne çıkmaya devam ediyor.

Toplum olarak cinnet noktasına gelmiş gibiyiz.

Cinayetler…

Kavgalar…

Trafik kazaları…

Uyuşturucu olayı…

Aile kavgaları…

Kadın vurma olayları ve derken huzur kentimizin yavaş yavaş huzursuzluk kentine dönüşmesi kaygısı beni sarmaya başladı.

Bu güzelim şehir göç aldıkça istenmeyen olayların artması can sıkmaya başladı.

İstemediğimiz olaylar, gelişmeler...

Bütün bunlar olurken bir yanda da güzel çok şeyler oluyor ancak bu güzel gelişmeler çirkin olayların önüne geçmiyor ve bu da beni üzüyor.

*                             *                             *                             *

On beş Temmuz gecesinin zafer kutlamalarını yaptık meydanlarda.

Binlerce kişi o geceyi tekrar yaşadı adeta.

İstemediğimiz, çirkin ve milletimizin geleceğini karartmak isteyenlere bu asil milletin nasıl karşılık vereceğinin ispatını yaşadık bir daha.

Dünya da bu kadar cesaretli bir millet göremezsiniz.

Bir Rus bana aynen şöyle demişti Moskova da iki yıl önce “ O gece televizyonlarda sizin ellerinizle, vücutlarınızla tankların önüne geçtiğinizi,  tankların önüne yatarak darbeyi önlediğinizi gördüğümde oturduğum koltuktan ayağa fırlayarak aynen şöyle dedim ”Olamaz, imkansız bu, bu millet çılgın, olamaz, inanamıyorum “

 İşte bizim, bu asil milletimizin demokrasiye nasıl sahip çıktığımızın resmidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246