Herkes kamuoyu araştırmacısı olmuş. Ellerinde kağıt kalemi alanlar, başlıyorlar hesap kitap yapmaya ve neticede seçimleri kazanmaya. Tabi, kağıt üzerinde kazanmak çok kolay, asıl önemli olan sandıklarda seçimleri kazanmak.

Senelerce siyasetten nemalanıp, aldıkları ballı börekli ve bolca alkışlı dopinglerle yaşayan bazı kişiler, şimdi de yolunda yürüyen bazı ittifak görüşmelerine çelme takmak, takoz koyup durdurma adına olmadık işleri ileri sürüyorlar. Genelde bu kişilerin mecrağı sosyal medya. Bir takım trol hesapları açmışlar. Bu hesaplar sayesinde başlıyorlar bombardımana.

Bazı hesaplarla ilgili paylaşımlara göz attığımızda, hepsinin aynı merkezden kurgulanıp yayılmaya çalışıldığını görebilmek için kain olmaya gerek yok. Birisi, köşe başında oturmuş, bir şeyler karalamış, kendince seçim hesabı yapmış. Olmadık yerlerden olması mümkün olmayan, imkanı bulunmayan bir takım ihtimalleri hesaplayıp, seçimin galibini şimdiden ilan etmişler. Hemen onun destekçileri olan trol hesapları devreye girmiş. Bu köşe başındaki hesap kitabı alıp, hazine bulmuş haramiler gibi sağda solda dağıtmaya başlamışlar.

Neticede, atalarımızın bir söylemi var ya; “köşe başında bir yalan uyduran kişi, söylediği sözü iki sokak sonra ekleme ile duyduğunda kendisi bile inanırmış…” işte tam böylesine bir örnekte olduğu gibi, veriyorlar gazı.

Bir yandan güzel.

Bu gaz verme ve sosyal medyada seçim kazanma işlemlerini bizler, 2007 senesinde yapılan milletvekili seçimlerinden bu yana yaşıyoruz. Her seçimde özellikle ana muhalefet ve destekçileri sosyal medyada seçimleri açık ara kazanıyorlar. Sandıkta ise halkın idaresi, seçmenin iradesi tecelli ettiği için sürekli kaybediyorlar.

Seçim yapılıp, sandıklar açılıncaya ve sonuçlan gelmeye başlayıncaya kadar muhalefet hep rüyalarında gördüğü iktidarı kazanmış oluyor. Ama, seçmen iradesi, halkın iradesi, muhalefetin sosyal medya zaferlerinin üzerine su döküp, yangını söndürüveriyor.

Gelelim, bugünlerde sık duymaya başladığımız siyasi konuşmalara.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından tekrar aday olarak açıklandı. Bu açıklama ile birkaç saat öncesine kadar kendilerini Kaf Dağının zirvesinde görüp, “bu işi benden iyi yapacak kimse yok!” diye konuşanların şap diye oturdukları bir an yaşadık. Şimdi, Cumhur İttifakı görüşmeleri çerçevesinde, ülkemizdeki bütün iller, ilçeler, hatta belediye meclis üyelikleri bile pazarlık konusu.

Yine, muhalefetin oluşturduğu Millet İttifakı çerçevesinde, belediye başkanlıkları, meclis üyelikleri pazarlık konusu.

Çünkü, seçimleri kıl payı dahi olsa kazanmak isteyen, seçimleri kıl payı dahi olsa kaybetmek istemeyen siyasi partiler, aralarındaki güç birliğinin ve kendi hesaplarının peşinde.

Bu seçim gerçekten siyasette birleşme ve ittifakların kalıcı olması adına büyük bir kazanç. Liderlerin düşündükleri ile öyle sanıyorum ki parti tabanları arasında, hatta bazı parti yönetimleri arasında düşünce farklılıkları var.

İlk gözü çarpan bu görüş ayrılığı, ana muhalefet CHP’de yaşanıyor. CHP ittifak pazarlığı sarasında, şu anda kendi elinde bulunan belediyelerin seçim sırasında, ittifak partililerinin aday çıkarmayıp, CHP’nin adayını desteklemesini şart koştu. Ama, bu işe İYİ Parti tabanından itirazlar geldi. Yine, aynı olay, İYİ Parti’ye bırakıldığı söylenilen illerde ve ilçelerde, CHP’nin tabanından itirazlar geldi.

İtiraz nedeni şu; CHP’nin oyu yüzde 30, İYİ Parti’nin oyu yüzde 9. Bu birliktelikten siyasi güç oranında paylaşım yapılmalı. Böylesine bol keseden yapılan paylaşımlar parti tabanlarını küstürüyor.

Tabi, bu itirazları ve nedenlerini dikkatli dinlediğimizde hep olaylara kişisel açıdan bakıldığını gözlemlemek mümkün. Çünkü, parti tabanı veya teşkilatların adamı veya adayı olarak lanse edilen bazı kişiler, inandığı ideolojinin başarılı olması veya iktidardan kurtulma adına güç birliği yapılması gibi faydalı bir görüş yerine, kişisel çıkar hesaplarını ön plana çıkarılmak istenmesini gözlemliyoruz.

Bu durumda, tepede ittifak olsa bile bu ittifakların parti tabanlarında karşılıklarının olmadığını, adaylara itirazların bulunduğunu görmek ve anlamak mümkün.

Peki, çözüm ne olacak?

Şu anda AK Parti Genel Merkezi, ittifakların ortak bir isim altında ve iki ayrı liste halinde, tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde uygulanan yöntemle mahalli seçimlerin yapılıp yapılmayacağı konusunda çalışmalar başlattı. Eğer bu çalışma olumlu sonuçlanırsa, belediye başkan adayı tek gösterilecek, ittifak partileri, meclis üyelikleri için de aldıkları oy oranlarına göre sandalye sahibi olacaklar.

Bana göre, adil seçim böyle olur. Yoksa bu kavga bitmez…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246