Ülkemizde olmadık işlere imza atılan bir mahalli seçimleri yaşadık. Gördük. Sandık sonuçları bir türlü toplanamayan İstanbul sonuçlarından ise siyasi partiler dahil bütün vatandaşlar olarak hepimizin ayrı ayrı kendimize paye çıkarmamız gerekiyor.

Nedeni;

İnsanların demokratik ortamlarda ve demokrasi ile yönetilen ülkelerde ellerindeki tek silahları seçimler sırasında sandıklara gidip kullandıkları oylarıdır. Bu oylar, bunun için kutsal sayılır. Bunun için de çok önemlidir. Bir kişinin bile, “benim oyum neyi değiştirecek ki?” diye düşünmeden sandık başına giderek oy kullanması, toplumun vicdanlarındaki ortak sesin siyasetçilere mesaj olarak iletilmesine yol açmaktadır.

Mahalli seçimlerde böyle oldu. İttifakları veya siyasi birleşmeleri, sandıklarda siyasi partilerin birbirlerine destek olmalarını bir kenara bırakırsak, bu seçimlerde ortaya çıkan en önemli etken, başarı kazanılması için insanların aynı amaç doğrultusunda bir araya gelmelerinin zorunlu olduğu sonucunun tescil edilmesi oldu bana göre.

Bakın, muhalefet, oyların değişik partilere dağılması nedeniyle bir türlü başarılı olamıyordu. Şimdi, tek aday etrafında birleşmesi halinde başarının geldiği görüldü. Belki de demokratik koşulların zorlanması halinde, sonuçlara nasıl gidilebileceğine dair ortaya çıkan yol böylece tescil edildi ve kabul görmüş oldu. Eskilerin deyimiyle, “düşmanımın düşmanı benim en iyi dostumdur” anlayışı ile adımların atılmaya başlandığına şahit olduk bizler 31 Mart mahalli seçimlerinde.

İstanbul için ise sandıklarla ilgili şikayetler, oy sayımları devam ediyor. Demokrasinin en güzel yanı, milli iradenin sandığa yansıması ve sandık sonuçlarının en ince ayrıntılarına kadar doğru şekilde sayılıp açıklanmasıdır. Siyasi irade ancak böyle tecelli eder. İstanbul’da bazı bölgelerde ortaya çıkarılan seçmenlerin taşınması, adayların ve sandıkların sayılmasındaki sıkıntılar, iddialarla ilgili yolun sonuna kadar gidilerek, ortaya çıkan eksikliklerin tamamlanması ve insanların akıllarındaki soruların cevaplandırılması gerekiyor.

Biraz sabır. Oy torbaları Seçim Kurullarında. Bu torbaların açılıp oyların sayılmasına herkes saygı göstermeli. O torbaların içindeki oyların sayılmasından sonra ortaya çıkacak sonucu da herkesin saygı göstermesi gerekiyor. Neticede, halkın ve seçmenlerin tercihleri böyle gerçekleşmiş denilmeli. Kazanan, kaybedeni tebrik edip kutlamalı. Kamu hizmeti, kaldığı yerden devam etmeli. Seçimlerle ilgili şaibe yaratılan ve iddialar bulunan konularla ilgili herkesin siyaseti, politik açıklamaları bir kenara bırakıp, çıkacak sonuca göre hareket etmesi gerekiyor. Demokrasi kültürü budur. Demokraside inatlaşma olmaz. Halkla, vatandaşlarla, seçmenle inatlaşma olmaz.

Halkımız, İstanbul seçimleri ve Seçim Kurullarının verdikleri kararlarla ilgili olarak yapılan siyasi açıklamalardan sıkıldı. Sürecin uzatılması da dedikodu kazanlarının kaynamasına yol açıyor. Doğru veya yanlış bilgilerle halkın kafaları karıştırılıp, siyasetteki rekabete, insanların ortak edilmek istenmesi de toplumda ayrımcı bir sürüklenmeye yol açıyor.

Eğer, sandıklarda, seçmenler üzerinde veya sırf seçimlerin kazanılması için bir takım ayak oyunlarıyla, belli bir düzen ve şekil içinde böylesine olayların gerçekleşip, sandıklara seçmenlerin gerçek iradeleri dışında, ideolojik bir iradenin yansıması sağlanmış ise bu durum demokrasimiz adına kötü puandır. Bu olayları yapanların cezalandırılması vaciptir. Yine, bu olaylara göz yumanların cezalandırılmaları vaciptir. Toplum vicdanlarının rahatlatılması gerekir. Böylesine gizli kapaklı veya alenen yapılanları görmezden gelenlerin en kısa zamanda belirlenip, bağımsız Türk adaleti önünde hesap vermeleri ve varsa suçları cezalandırılmaları için yargılama süreci başlatılması kaçınılmazdır.

Eskiden olduğu gibi, seçim biter, yapılan olumsuz olaylar, ortaya atılan iddialar unutulur gider mantığı ile hareket edilmemeli. Çünkü bizler, senelerce veya her seçim sonrasında, iddiaları araştırıp, inceleyip, doğru olan bilgilere ulaşmadığımız için bu gün böyle sıkıntıları yaşıyoruz.

Yazık bu durum Türk demokrasine darbe vuruyor.

Darbe, sadece bir takım kişilerin silahlı veya silahsız, ülkemizi yöneten kurumlara veya seçilmiş insanlara karşı yapılan saldırılar değil, bu tür uygulama iddiaları da demokrasiye yapılan en büyük darbelerdir. İnsanların seçme ve seçilme özgürlüklerine ipotek konulmasıdır.

Olaylara bakıyorum. Kimse, “evet biz yanlış yaptık” demiyor. Diyemiyor. Herkes, olayları bir başkasına doğru pas edip, hedef tahtası haline getiriyor.

Bırakın, gerçekler ortaya çıksın. Herkesin hem vicdanı hem de hak ve hukuk adına rahatlaması sağlansın.

Bu konudaki gerçekleri duymak veya öğrenmek yada gerçeğe ulaşmak çok mu zor?

 

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246