Ülkemizde 80 yıllık demokrasi sürecinde, demokratik seçim yarışlarıyla ilgili tartışmalı olmayan bir dönem nerede ise yok.

Bunun nedeni, kazanan ile kaybedenlerin birbirleri arasındaki siyasi tartışmaların hırsa dönüşmesi. Halbuki, iktidarlar, seçmenlerin oylarıyla, tercihleriyle el değiştirir. Seçmenler, seçim zamanı sandık başlarına gelip oylarını kullanırlar ve siyasi iktidarı değiştirebilirler. Yada iktidara güç verip, “aynen devam” diye sandık desteğinde bulunurlar.

Türkiye ide demokrasinin ilk yıllarında seçimler, açık oy gizli tasnif ile yapılmış.

Bu ne anlama geliyor?

Seçmenler, sandık başlarına gelip oylarını, etrafına göstererek kullanmışlar. Kim, kimin hangi partiye veya kime oy verdiğini açık seçik görüyormuş.

Seçmenler oylarını böylesine açık kullanmalarına rağmen, sandıkların içinden çıkan oyarın sayımı ile gizli yapıyormuş. Sandıklar, seçim bittikten sonra bir odaya getiriliyor, burada görevli üç kişi sandıkları açıp, gizliden oyları sayıyorlar ve tutanakları düzenleyip, “bu sandıktan falan partiye bu kadar, filan partiye de bu kadar oy çıktı” deniliyormuş. Bunun adına da demokrasi diye kayıt edilmiş seçim sistemi deniliyor. Seçmenlerin, açıktan verdikleri oylarda iktidar değişimi çıksa bile, sandıklardan iktidar değişimi çıktığına dair herhangi bir bilgi çıkmıyormuş.

Neyse ki, bu sistem kısa süre sonra gizli oy, açık tasnife, yani olması gerektiği gibi düzenlenmiş. Bu sisteme rağmen, ülkemizde hala seçimlerle ilgili tartışmalar, iddialar var. Aslında, seçimlerle ilgili, sandık sonuçlarıyla ilgili elektronik ortamda düzenlenen seçim sonuçları, dünya genelinde en güvenilir sistem. Bizim ülkemizde ise, sandık sonuç tutanakları taranıp, sisteme yüklenirken, sıkıntılar birleştirme tutanaklarında yaşanıyor. Bugün İstanbul’da, tartışılan, inatlaşılan ve hatta seçimlerin yenilenmesi istemine kadar ileri gidilen tartışmaların ana kaynağı bu.

Sandık görevlileri, seçim görevlileri için de olayların bu aşamaya gelmesi, güvenirlik açısından çok kötü. Bu yaşanılan olaylar ortaya şunu koydu; seçim sistemi ile ilgili yeni bir kalıcı sistem oluşturulması gerekiyor.

Bir mahalli seçimlerde, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri seçimleriyle, muhtarlık seçimlerinin aynı anda yapılması da kargaşa çıkarıyor. Belki, muhtarlık seçimleri ayrı, belediye seçimleri ayrı yapılabilir. Hem seçim kuruluşlarında fazla mesai ve sıkıntılı durumlar ortadan kalkar, hem de kurulların dikkat eksikliği diye kendilerini savundukları bu durumlarla karşılaşılmasının önüne geçilebilir.

İkincisi, Seçim Kanunu acilen değişmeli.

Sandık başlarından itibaren yapılan itirazlarla ilgili ilçe ilçe seçim kurullarının kararları değişiyor. İzmir’deki, Adana’daki bir ilçe seçim kurulu, Görevi Kötüye Kullanma iddiasıyla bir adayın aldığı ve Hükmün Açıklanması Geri Bırakılmasına karar verilen, bu nedenle de sabıka kayıtlarında görünmeyen suç nedeniyle adaylığının düşürülmesine karar verebiliyor. Çünkü, her ne kadar cezanın açıklanması ertelenmiş bile olsa, o kişinin ceza almadığı veya suç işlemediği anlamına gelmediği için mahkeme kararları bir tespit niteliğinde değerlendirilmesi gerekiyor. Anayasa’da da “Affa uğramış olsalar bile” diye ibare sırf bu yüzden konulmuş. Çünkü, Türk Ceza Kanunundaki infaz sistemine göre, verilen bazı hapis kararları ve cezalar ertelenebiliyor. Bu durumu da bazı hukukçularımız ne yazık ki “bu verilen karar ceza değildir. Yok hükmündedir” diye yorumluyorlar. Aynı durumda, Bursa’da yapılan itirazlar ise “sabıka kaydında görünmediği” gerekçesiyle geri çevriliyor. Tezatlıklar da burada başlıyor.

Birde, ülkemizdeki Kanunlara baktığımızda, Seçme ve Seçilme ile ilgili özel bir kanun yok. Anayasa’nın 76. Maddesi’nde bir takım suçlar sayılmış, sonra da bir yıl ve daha fazla ceza alanlar ibaresi konulup, bu durumda olanların milletvekili seçilemeyeceği yazılmış. Belediye Başkanları, Belediye Meclis üyeleri ve muhtarlarla ilgili de bir kanun maddesi olmadığı için Anayasa’nın bu hükmü gereğince kararlar veriliyor. Bu durum, mahalli seçimler için en büyük eksiklik.

Belediye Başkanları, meclis üyeleri ve muhtarlar içinde seçme ve seçilme yeterliliğine dair eksik olan kanunun acilen çıkarılması ve Anayasa’da belirlenen suçlarla Türk Ceza Kanunu’nda tanımlı suçlar arasındaki bağlantının kurulması sağlanmalıdır. Mesela, Anayasa’da yer alan, İnancı Kötüye Kullanma suçu, bazı hukukçulara göre Görevini Kötüye Kullanma, Güveni Kötüye Kullanma anlamına geliyor. Bazı hukukçular ise bu yazılan ibareyi, dini inançların kötüye kullanılması anlamına geldiği şekliyle yorumluyor. Alın ise tezatlık. 

Bu değerlendirmeler yüzünden, sabıka kayıtlarında aldıkları cezaları gözükmeyen bazı adaylar, bana göre hiç hak etmedikleri halde Seçim Kurullarının yanlış yorumlama ve değerlendirmeleri sonucunda, koltuklarında oturup suç işlemeye aynen devam ediyorlar. 31 Mart mahalli seçimlerinden çıkan sonuç nedir?

Seçim kurulları, adaylarla ilgili sabıka araştırması veya adli kayıtlarının olup olmadığı yönündeki araştırmaları yapmadı. Sadece. adli kayıt sicil belgesi ile yetinildi. Bu belgelerde de sabıka yazılı olmadığı için adayların aldıkları cezalar görmezden gelindi. Bu durum, bana göre demokrasinin tecelli etmesindeki en büyük eksiklik. Acilen düzeltilmesi gerekiyor. Görev de seçimlerden sonra toplanacak olan Türkiye Büyük Millet Meclisine ve milletvekillerine düşüyor.

Milletvekili Seçim yetki ve yeterlilikleri Anayasa’da güvence altına alınmış. Mahalli seçimlerle ilgili ise kanun bile yok. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da ifade ettiği gibi bu eksiklik giderilmeli.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Sefa ozsevim 4 ay önce

Dunya buyuk bir donuşūm yaşiyor bu sadece bize ait degil avrupada amerikada secim ile ilgili gelişmeler var var olan duzen çoktu yeni bir çagin dogum sancilarini yaşiyor dunya malesef bu sanciyi bizde sancili yaşiyoruz. Cok şukur bir istikrar varki baş edebiliyoruz. Ortadoguda yuzbinlerce olum dunyada buyuk aclik sefalet ceken ulkeler var. Dunyanin insani acidan balansi bozuldu dunyada mutsuz huzursuz yaşayanlarin orani yuzde 60 ve 70 geçtimidunyayi ayakta tutan ilahi balans bozuluyor dunya duzgun donmekte zorlaniyor derhal yeni bir çag acilmasi lazim insanlik tarihi boyunca hep bole olmuştur. Insanligin kiyameti kopar yeni bir duzen kurulur dunyanin sahibi olan ilksiz ve sonsuz guc ve kudret sahibi olan cenabi ALLAHIN sistemi boyle.bizler malesef 500 veya 1000 yilda yaşanan bu olayin tam icindeyiz yaşayarak yikilişi goruyoruz yerine yeni bir duzen kurulacaginida gecmişe bakarak kesin olarak biliyoruz.muazzam bir çag olan ĪNSAN cagi acilacak aciliyor.ama hangi insan bu govde degil ismimiz olan ali mrhmet

banner234

banner246