banner262
banner263

Ne güzel bir sözdür;

Sana yakışanı yap.

Yani kişiliğin, karakterin, insanlığın, olgunluğun ne ise nereye kadarsa, neyi yapmana izin verebiliyor ya da vermiyorsa onun gereğini yap.

Herhangi biri eksikse zaten yapacağın tahmin edilenin çok dışında olmayacaktır.

Fıtratın ameline yansıyacaktır o kadar.

Yaptığın dediğinin ya aksi olacaktır ya da teyidi.

Yıl 1989

Yer İstanbul.

Bu cümleyi kendisinden ilk duyduğum ve duyar duymaz da ezberlediğim kişi de Çapul Ahmet.

Çapul Ahmet Kadıköy Yeldeğirmenin’de çokça insanın meczup sandığı aslında keşfedilse aaaa filozofmuş bu adam diyecekleri bir berduş.

Berduş diyorsam şarapçı, köprü altıcı filan değil.

Berduşluk onun yaşam tercihi.

Ne yazık ki durumunu anlatabilecek tek sözcükte bu; berduş.

Onunla sohbet etmekten müthiş keyif alırdım.

İnsana ve insanlık erdemine dair öyle çok şey öğrendim ki kendisinden hala hayaliyle yarenlik ederim.

Çapul Ahmet hayatı yaşanılması zorunlu ama kuralları çok esnek bir mecra olarak algılardı.

En önemli kriteri insanlıktı.

Kurgusuz, korkusuz, yalansız, karşılıksız insanlık.

Hadiselerin hiçbir hükmü yoktu gözünde.

Her an her şey olabilirdi, mühimsediği olan biten karşısında insanın takınacağı tavırdı sadece.

O yıllar İstanbul’un hengamesine kapılıp bu koca şehirde ben de varım mücadelesi verdiğim yıllardı.

Dolayısı ile evde ki hesaplarımı çarşıya uydurmak için biteviye uğraştığım ve kaybolmakla var olmak arasında yaşadığım git gellerin ruhumda tavan yaptığı yıllar.

Maddi değilse de manevi olarak desteğe ihtiyacım olduğu yıllar.

Ya da kendi yaşam gücümü algılayamayıp öyle sandığım yıllar.

Sen; derdi Çapul Ahmet ‘’Hangi şart ve şeraitte olursan ol kendine yakıştığını inandığını yap. Sonunda büyük bedeller ödemek zorunda olduğunu bilsen de bundan asla vazgeçme. Belki kısa vadede kayıplar yaşarsın ama uzun vadede kazancın tüm kayıplarını örter.’’

Çapul’un dediklerini doğrulayan yüzden fazla örnek yaşadım.

Ne zaman bana yakışmayanı yapmak zorunda kalsam, neyin yakıştığını kaybettim.

Ama son tahlilde şunu öğrendim;

İnsan uzak ya da yakın kim varsa algı radarında, onu ve onları ancak bu formül sayesinde tanımlayabiliyor.

Şöyle bir düşünün lütfen hayatınız da kaç kişi yaptıkları ile sizi çok şaşırttı?

Sanırım beşten fazlasını sayamazsınız.

İnsanoğlu mutlaka bir yerde iç karanlığını ya da aydınlığı ortaya seriveriyor.

Kim bilir bu da belki İlahi cezasıdır.

Ez cümle herkes önünde sonunda kendine yakışanı yapıyor.

Şaşırtmıyor yani…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254