Türkiye’nin kendisini yeniden şekillendirdiği bir dönemden geçiyoruz. Amerika’nın yoğun baskıları altından güçlükleri ezerek çıkan Türkiye Cumhuriyeti Devleti, birçok alanda güçlü uğraşlar veriyor. Elbette bazı dengeleri kurarken ortaya çıkan pozitif gelişmeleri tam manasıyla kamuoyu ile paylaşmak doğru olmuyor. Ankara’nın önünde ki yol haritasını doğru değerlendirdiğimizde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın engin bilgeliğini ve devletin sessiz yürüyüşünü okuyoruz.

Ankara kulislerinden yansımalar içerisinde değerlendirdiğimiz Ak Parti’nin Bursa ayağını epey bir zamandır ihmal ediyoruz. Bu süreçte izlenimlerimiz bize üç konuya açıklık getirme gerekliliğini işaret etti. Bunlardan ilki ben dâhil Dünya’nın sevdiği, ardından cesurca yürüdüğü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ona dair oluşan tepkiler. Bilindiği üzere Anadolu, aile kavramı ile bir bütündür. Millet bu ailenin en küçük yapı taşı yani hücresi, var oluş gayesidir. Sayın Erdoğan’a yönelik eleştirilerin nedeni de ailenin büyüğü olan kişiye yönelik sevgiden duyulan duygusal hırçınlık olarak yorumlanmalı. Zor dönemlerden geçen yeni nesil, elbette geçmişin acı tecrübelerinden bir haber şekilde büyüyor. Bugün bizler bile 1960, 1970 hatta 1980 ile 1990 yıllarının yokluklarını, acılarını, ödenen ağır faturaları tam manasıyla kafamızda olgunlaştıramıyoruz. Hal böyle olunca, en ufak bir adımda hem sosyal medyada hem de sahada ciddi duygusal öfke çıkışları yaşanabiliyor. Oysa sorunun ana kaynağı cehalet ve tecrübesizlikle bütünleşmiş tez canlılıktan başka bir şey değil. Böyle durumların önüne geçmek adına hem Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı hem de Ak Parti’nin basın ve halkla ilişkiler birimleri daha etkili biçimde öfke kontrolünü ve tepkiyi yöneterek iletişimleri hızlandırmalı ve güçlendirmeli. Öfkeye öfke ile tepki vermek yerine daha kucaklayıcı ve pozitif adımlar inanıyorum ki, Ak Parti ile Recep Tayyip Erdoğan’ın daha doğru ifade edilebilmesinin yolunu açacaktır.

Ak Parti’nin yerel süreçte yaşadığı bir diğer sorun ise, yeni oluşumlar. Elbette yeni oluşumların var olma nedenlerini birçok sebep ile ilişkilendirmek mümkün. Ancak Türkiye’nin içerisinden geçtiği dönem, halk içinde pek hafife alınacak bir dönem değil. Ak Parti kanadında birilerinin, “siz hiç un şeker tuz yağ kuyruklarında beklemediniz” dediklerini duyar gibiyim. Doğrudur, beklemedik. Babalarımız çok çektiler, ama bizler çekmeyelim diye daha iyi bir Türkiye inşa ettiler. Bu dönemlere dair yaşanan olumsuz izleri hafızalara daha fazla aktarabilirsek inanıyorum ki, hem demokrasi hem de adalet adına ciddi artı değerler elde edeceğiz. Gençlerin kaynayan kanını siyasetin engin tecrübesi ile durultmak mümkün. Ak Parti’nin, hem yeni oluşumların önünü kesmek hem de daha güçlü teşkilatlanmalara imza atmak adına kitlesel ve bireysel iletişimleri güçlendirmesi elzem. Bunun içinde hem Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hem de Ak Parti’ye oy atan gençlerle daha fazla vakit geçirmek doğru bir adım olacaktır kanaatindeyim.

Ve elbette Bursa’da olmazsa olmaz bir mevzu, kongre süreci. Göreve geldiği ilk günden bugüne sakinliğini koruyan bir isim Ak Parti İl Başkanı Ayhan Salman. Hem genel seçimler hem de yerel seçimlerde elde edilen başarılı sonuçları görmezden gelen bir tayfa, teşkilat içerisine sürekli fitne pompalıyor. Gazeteciliğin verdiği öngörülerle elde ettiğimiz tespitlerde de görüyoruz ki, Ayhan Salman başarılı ticaret geçmişinin ötesinde iyi bir aile babası. Evini ve işini bir kenarda adeta terk ederek, Bursa için çalışan bu atom karıncaya fazla yüklenmenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Bir yanda ekonomik koşullar, diğer yanda sürekli yatırım alınmaya çalışılan büyük bir şehir ve her şeyden önemlisi 3 milyonluk mega bir kent Bursa. Bursa’nın tamamıyla bütünleşen bir Ak Parti’nin her soru, sorun ve sorunlu ile aynı oranda ve hızda çözüme ulaşması elbette beklenemez. Bu nedenle, Ak Parti İl Başkanı Ayhan Salman’ın kurumsal ziyaretlerini bile adeta bir ‘veda ziyareti’ gibi lanse edenlerden tutunda farklı birçok konuyu bambaşka boyutlarda değerlendiren insanlara artık bir dur demek gerekiyor.

İstanbul başta olmak üzere birçok şehirde önemli sorunlarla boğuşan Ak Parti, Bursa’da hem Milletvekilleri hem Belediye Başkanları hem de bürokratları ile uyum içerisinde bir İl Başkanlığına sahip diyebiliriz. Ak Parti İl Başkanı Ayhan Salman’ın sevmediği reklam ve reklama dönük medya yayıncılığı, kendisinin mütevazı kimliğinin de güzel bir yansıması. Salman’ın kongre sürecinde hayata geçirdiği köklü vefa iletişimlerini ve teşkilat diyaloglarını da önemsediğimi ifade etmem gerekiyor.

Hâsılı, lafın bir başka boyutunda çuvaldızı kendimize de batırmak gerekiyor. Benim gibi hem Erdoğan sevdası ile yanan hem de FETÖ’nün ağır saldırılarına maruz kalan insanlar az değil! Buna rağmen bizler kendilerini Erdoğancı olarak niteleyen insanlar olduk, her daim. Benim gibi ilk oyunu Recep Tayyip Erdoğan ve Ak Parti’ye atanlar için siyasetin gitgelleri önemli negatif sonuçlar ortaya çıkıyor. Düşünsenize bir yanda Dünya Lideri Recep Tayyip Erdoğan diğer tarafta yaşadığınız onlarca olumsuzluk. İşte bunları tüm yazdıklarımla bütünleştirdiğinizde duygusal çıkışların öfke patlamalarının nedeni de ortaya çıkıyor. Son olarak ifade etmeliyim ki; Bursa için son fırsat Ayhan Salman’ın Ak Parti İl Başkanlığı’na devam etmesi diyebilirim. Velev ki, bunca kazanılmış deneyim bir çırpıda heba edilmemeli… Bu nedenle Ayhan Salman’ın görevde etkin olan kadrosu ile kalmasını doğru bulanlardanım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254