Bu haber kez okundu.

Çarşamba Konferanslarının Bu Haftaki Konuğu SAÜ Öğretim Üyesi Karakuş Oldu
Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi’nin (SASGEM) düzenlediği Çarşamba Konferansları’nın bu haftaki konuğu Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Karakuş oldu.
Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte “Türk-İslam Düşüncesinde Adalet” konusu ele alındı. Adaletin hem bir hukuk hem de bir ahlak terimi olduğunu belirten Sakarya Üniversitesi Felsefe Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Rahmi Karakuş, “Bizler her zaman geçmişimizde adil bir medeniyet kurmuş olmakla, adil bir dine sahip olmakla, adil yöneticilere sahip olmakla övünürüz. Peki, hali hazırda o adaleti yaşıyor ve yaşatıyor muyuz, kocaman bir soru işareti koyup bırakalım” diye konuştu. Hukuki ve ahlaki adalet sıralamasında ahlaki adaletin öncelik teşkil ettiğini kaydeden Karakuş “Bir erdem olarak adalet, hukuk dünyasında yer alışından önce gelir ve hukuktaki adaletin büyük oranda içeriğini ahlak değerlendirmeleri oluşturur” dedi.
Türk-İslam düşüncesinde adaletin iki büyük referansı olduğunu belirten Karakuş “Birincisi İlk Çağ felsefe birikimidir. Aristoteles’in, Platon’un, bizim düşünce geleneklerimiz üzerinde etkisi vardır ve bizim Aristo’ya tevcih ettiğimiz sıfat, düşünce tarihinde çok az kişiye tevcih edilebilecek niteliktedir. Türk-İslam düşüncesinin ikinci büyük referansı ise İslam öncesi Türk örfü, geleneği düşüncesidir. İslam öncesi Türk kültür dünyasının bilinen tek eseri Moğolistan’daki taş yazıtlardır. İlk Türkçe İslami metin Kutadgu Bilig’i okuduğumuzda Türk-İslam düşüncesinin ikinci büyük referansını değerlendirmiş oluruz. Şüphesiz Türk-İslam düşüncesindeki adaletin en büyük belirleyeni İslam’dır” şeklinde konuştu.
Adalet kavramını tanımlayan Karukuş, “Adalet, iki tarafın da durumunu bilmek ve doğru olanı, lazım geleni seçmek ve yapmaktır. Son yıllara kadar adaletin bu çağın en çok ihtiyaç duyduğu erdem olduğuna inanırdım ama artık inanmıyorum. Bana göre bugün modern insanın en çok ihtiyaç duyduğu adaleti önceleyen bir erdem var. O erdemi ikincil plana Aristoteles itmişse de "Platon’da o erdem, adaletin içinde yer alıyor. Bugün ona biz darlaştırılmış haliyle İslam dünyasında “iffet” diyoruz. İffet gerçekleşmeden, ölçülülük gerçekleşmeden adalet, sadece mekanik bir uğraş olur. Ahlaken lazım olan iffet, hukuken lazım olan adaletin zeminini oluşturmaktadır. Nihai düşüncelerim bunlar” diye konuştu.
Adaletin bir erdem olarak düşünülüp incelenirken çeşitlendirildiğini, alt erdemlere ayrıldığını kaydeden Karakuş sözleri şöyle sürdürdü:
“Adaletin nevileri sırasıyla: sadakat, ülfet, vefa, şefkat, sıla-i rahim, mükâfat, Hüsn-i şerike (ortak işlerde dürüst hareket etme), Hüsn-i kaza (hakları güzellikle ödeme), teveddüt (yakınların ve erdemli kişilerin dostluğunu kazanma),teslim, tevekkül, ibadettir.Hikmet, hakkı bilmekle başlar. Hak ise Allah, gerçek, doğru veya bir şeyin, bir durumun hak edişi anlamında kullanılmaktadır. Hak; insan hakları manasında etik, Allah manasında optik, bilgi manasında epistemik bir karakter taşıyan terimdir. Hikmet sahibinin asıl bilmesi gereken hakkın bu üç halidir. Hakkı ve hakka tahakkukunu bilmeden buna uygun davranılamaz.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161