banner262
banner263

Dünyanın bin bir türlü hali var. İşte en son örnek, Koronavirüs yüzünden pek çok ülkede yaşanılan çaresizlik. Neticenin ne olacağı sorularına devlet başkanları dahil hiç kimse doğru dürüst cevap veremiyor.

Bu virüs ve dünyaya yayılan illet, bizlere çok şey öğretti.

Tabi, bunların başında kendi sağlık ordumuza güvenmemiz gerektiğini. Eskiler, konuşmaya başladığında, “Avrupa’da insana değer veriliyor. Bakın, sağlık hizmetleri ücretsiz. Herkes istediği zaman istediği doktora gidiyor. Krallar gibi bakılıp, tedavi ediliyor…” gibi sözleri konuşup duruyorlardı.

Bu sözlerin ve söylemlerin doğru olmadığını, oralara gidip gören ve gezenler çok iyi biliyorlar. Yaşanılan sağlık sorunlarının ne olduğunu görüyorlar. Hiç de bize söylendiği g3ibi değil. Bakın, Amerika’da milyonlarca insan, hastane kapısından bile içeri alınmıyor.

Bu bu sağlık reformu? Bu mu dünyaya örnek sağlık uygulaması?

İnsanlar göz göre göre ölüyorlar. Kimsenin umurunda bile değil.

Oysa ki, bizim ülkemizdeki, beğenilmeyen sağlık sisteminde, hiç kimse hastane kapısından geri gönderilmiyor. Çünkü, “insan hayatının bedeli olmaz” mantığı ve anlayışı ile hizmet veriliyor. Eskiden, hastanelerdeki rehin kalma ve cenazelerin bile hastane parası ödenmediği için rehin tutulan günlerden bugün beş yıldızlı otel konforundaki sağlık sistemimizle halkına ve insanlığa hizmet sunan bir hala gelen sağlık sistemimiz var.

Bu durum, Covid-19 denilen yeni koronavirüs salgınıyla bir kez daha ortaya çıktı ve tescillendi. İyi ki böylesine özveri ve canla, başla çalışan bir sağlık ordumuz var. İyi ki zamanında yapılan ve muhalefetin eleştirilerine rağmen hizmete sunulan Sağlık tesisleri ve Bölge Hastanelerimiz var. Bakın, o tarihlerdeki muhalefetin eleştirileri “bu hastaneler kime hizmet edecek?” gibisinden sorulan soruları içeriyordu. Şimdi, aynı muhalefet, “hastaneler yetersiz daha fazla sağlık hizmeti sunulmalı..” diye konuşmaya başladı.

Demek ki zamanında bu hastaneler yapılmamış olsaydı, Türkiye’de bu illetin salgını nedeniyle can kayıpları daha fazla olabilirdi.

Bu işi bir köşeye bırakalım.

Gelelim işin asıl boyutuna. İhlas Haber Ajansı Bölge Müdürü İhsan Altıkardeş, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından bir paylaşım yaptı. Bende, ülkemizdeki sağlık uygulaması ve dünyanın bakışı ile, yetişen Türk kökenli sağlık görevlilerimizin, dünya Tıp tarihine yaptıkları hizmetleri hatırlatan bu yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

“Değerli arkadaşlar KORONAVİRÜS nedeniyle son zamanlarda özellikle İtalya ve İspanya, Türkiye ile Tıp Alanında kıyaslanıyor. Özellikle İtalya’da aydınlar “Türkiye kadar olamadınız” diye sağlık politikalarını eleştiriyorlar.

İtalya Bilim Kurulunun bu eleştirilere verdiği cevap muhteşemdir.

Aynen şöyle diyorlar; Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük sinir cerrahı Prof.Gazi Yaşargil isminde bir Türk’tür.
ALS Hastalığı üzerinde dünyada en önde olan isim Prof Hande Özdinler’dir. Unutmayın o da bir Türk’tür.
Ülkesinde yüz ve kol naklini gerçekleştirdikten sonra dünyada ilk rahim naklini gerçekleştiren de bir Türk. Adı Prof. Dr. Ömer Özkan.

Dünyada ilk kez Beyin Hücrelerinin ölümünü engelleyen hocanın adı Dr.Murat Digiçaylıoğlu değil mi? O da bir Türk.

Robotla ilk kalp ameliyatını yapan, kalp krizini önceden haber veren Elektronik CİP i de bulan Prof. Dr.Tayfun Aybek de bir Türk.

Behçet Hastalığını da 1937 senesinde bulan,teşhis eden,tedavisini gerçekleştiren doktor da bir Türk.Onun da adı Hulusi Behcet.

Türkler geleneksel olarak Tıp Alanında Avrupa Devletlerinden daima önde olmuşlardır. Unutmayın onlar hep İmparatorluklarda yaşadılar. Geçmişleri, tıp alanında deneyim ve hizmetleri çok derin.

Türkler tarihte hayvancılık ve harp sanatında dünyanın en sözü geçen milleti olduğundan, bulaşıcı hastalıkların tedavisinde de insanlığa büyük hizmetleri olmuştur.

Göktürklerde Hekim Biguta, Karluklarda Hekim Haruna MS 728 yılından bu güne unutulmaz hekimler arasındadır.

Müzikle ilk tedaviyi Osmanlı Devleti gerçekleştirmiş, Dünyada ilk Devasa Çadır Hastanelerini 10-11-12 Yüzyıllarında Selçuklu Türkleri kurmuştur.

1037 senesinde vefat eden Türk kökenli İbn i Sina, hekimlerin Hükümdarı olarak İtalyan okullarında okutulmuyor mu.? Karaciğer ve sarılık hastalığını bulan, mikrobu tanımlayan da İbn- Sina’dır.

14. Asırda yaşamış FATİH’in manevi hocası Akşemsettin. Dünyanın en önemli bulaşıcı hastalıklar hekimiydi. Mikrobun da mucididir.

Bu yazdıklarım uzun bir makaleden seçtiklerim. Pek çok dünya ülkesi, İtalyanlar ve Avrupa hekimlerimizi bizden daha iyi tanımıyorsa onlara helal olsun derim. Bu bizim ayıbımız...”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner193

banner246

banner254