Bu haber kez okundu.

Prof. Dr. Yalçın Polat: “Amacımız kadavradan organ bağışını milyonda 20-25’e çıkartmak”
Prof. Dr. Yalçın Polat, ’’Organ bağışında amacımız, ideal rakam olan milyonda 20-25 civarını yakalamak. Gelişmiş ülkelerde ve dünya standartları bu şekilde oluyor. Aslında bu oranı yakalasak, belki de canlıdan nakil yapma ihtiyacı olmayacak’’ dedi.
Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Bölümü Başkanı Prof. Dr. Yalçın Polat, Prof. Dr. Çiğdem Arıkan ve hastanenin Organ Nakli Koordinatörü Tülin Kesim Türkan, 3-9 Kasım Organ ve Doku Bağışı Haftası nedeniyle Türkiye’deki organ bağışını, çocuklarda organ naklini, organ bağışında yaşanan sorunları, organ bağışının önemini, organ bağışının nasıl yapılacağını ve günümüzde organ bağışının geldiği noktayı değerlendirdi. Açıklamaların ardından Prof. Dr. Polat ve ekibi nakil olmuş çocuk ve yetişkin hastaları ziyaret ederek durumlarını inceledi ve hastalara moral verdi.
Ülkelerin milyon nüfus başına düşen organ nakil işlemlerine bakıldığında Türkiye’nin 22’nci sırada olduğunu belirten Prof. Dr. Polat, ’’Yine milyon nüfus başına düşen organ bağışına baktığımız zaman geçmişte daha olumsuz bir tablo vardı. Milyon nüfus başına 4’lerdeydik. Bu rakam geçen sene 5’ti. Bu sene ise, 7 civarında olması bekleniyor. Milyon nüfus başına 7 kişi organını bağışlamış oluyor; yani kadavradan organ bağışı almış oluyoruz. Amacımız bu konuda ideal rakam olan 20-25 civarını yakalamak. Gelişmiş ülkelerde ve dünya standartları bu şekilde oluyor. Aslında bu oranı yakalasak, belki de canlıdan nakil yapma ihtiyacı olmayacak’’ ifadelerini kullandı.
"Türkiye’de en önemli sorun kadavra organ bağışının yetersiz olması"
Organ bağışının çok önemli bir konu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Polat, ’’Tüm yıl içinde çeşitli etkinliklerle gündeme getirilmedir. 3-9 Kasım özellikle Organ ve Doku Bağışı Haftası olması bu konudaki etkinliği ve farkındalığı arttırıyor. Ne kadar çok gündemde tutarsak, bizim en büyük problemimiz olan organ bağışını arttıracak. Türkiye’de en önemli sorun kadavra organ bağışının yetersiz olması. Geçmiş yıllara baktığımızda gidererek yavaş da olsa artış var. Türkiye’de özellikle canlı vericili nakil daha çok yapılıyor. Türkiye’de yılda yaklaşık 4 bin 500 organ nakli yapılıyor. Türkiye bu konuda dünyada yükselen bir yıldız. Eksiğimiz kadavradan yeterince organ bağışı yapılmamasıdır’’ şeklinde konuştu.
"Türkiye’de çocuklarda başarılı şekilde organ nakli yapılabiliyor"
"Çocuklar bizim önemli bir hasta grubumuz" diyen Prof. Dr. Polat, "Türkiye’de böbrek ve karaciğer nakillerinin yaklaşık yüzde 10’unu çocuk nakilleri teşkil ediyor. Organ nakillerinin temeline baktığımız zaman hayata yeni bir başlangıç olarak görüyoruz. Yani siyah ile beyaz gibi. Çocuklara erken dönemde nakil yapılması, sosyal ve zihinsel gelişiminin normal bir şekilde gelişmesine katkı sağlıyor. Onları topluma sağlıklı bir birey olarak kazandırma şansımız oluyor. Çocuklarda daha çok canlı vericili olarak nakilleri yapıyoruz. Yakınları, anne ve babaları verici oluyorlar. Türkiye’de çocuklarda başarılı şekilde organ nakli yapılabiliyor. Türkiye için önemli bir başarı. Bütün hastalara kavuşma şansımız yok. Bu dünyanın bir problemi. Bütün ülkelerde her zaman bekleyen hasta sayısı fazla" diye konuştu.
Organ bağışının nasıl yapıldığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Polat, "Organ bağışı için kamu, özel sektör, üniversite, eğitim ve araştırma hastanelerinde organ nakil koordinatörlükleri var. Buradaki çalışanların tek görevi, organ bağışı için gerek çalıştıkları hastanelerde beyin ölümleri tespit etmek gerekse bu konuda yapılacak olan bağışları almak. Burada şahit huzurunda bir belgenin imzalanması ve bu belgelerin de Sağlık Bakanlığı’ndaki veri tabanına girilmesiyle oluyor. Uzun bir süreç değil. Organ bağışı yapmak isteyenler, sağlık kurumuna müracaat ettiğinde bu işlemi kolaylıkla yapabilmekte" dedi.
Bu tedavinin hastaların hayatında son derece etkili olduğunu gösterebildikleri takdirde insanların bu konuya sıcak bakacaklarını düşündüğünü söyleyen Prof. Dr. Polat, "Dinimizde, bir can kurtaran bütün insanları kurtarmış gibi felsefemiz var. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da açıkladığı gibi ’Organ bağışı en büyük sadakadır.’ Bu konuda da çok güçlü desteklerimiz var. Devletin bu konudaki desteği çok fazla. Yapılan bütün işlemler kontrol altında. Organ bağışı yapmak isteyenler rahatlıkla sistemimize güvenerek bağışlarını yapabilirler" açıklamasında bulundu.
"Organ bağışı çocuk yaş grubu için çok önemli"
Prof. Dr. Çiğdem Arıkan, çocuklarda yapılan organ naklinde yaşanan sorunlar hakkında şöyle konuştu:
"Organ bağışı ülkemiz için daha çok konuşulması ve gündeme getirilmesi gereken bir konu. Çocuklar konusunda her zaman anne ve baba daha çok verici oluyor. Maalesef yeterli bağış ya da organ olmadığı için bu yola başvuruyoruz. Bağış organ olduğu zaman anne ve babaya gerek kalmadan çocuklara nakiller gerçekleştirilebilir. Ülkemizde özellikle karaciğer hastalıkları çocuk yaş grubunda çok sık görüldüğü için bekleyen, ihtiyaç duyan bebek ve ölen bebek sayısı çok fazla. Her zaman anne ve babanın kan grubu uyumlu olmayabiliyor. Bu nedenle organ bağışı çocuk yaş grubu için çok önemli."
"Amacımız kadavradan organ bağışı alarak bu sayıyı arttırmak"
Memorial Ataşehir Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Tülin Kesim Türkan ise kadavradan organ bağışı süreci ile ilgili şunları kaydetti:
"İşimiz; yoğun bakımlardaki beyin ölümü vakaları takip etmek, beyin ölümü tanılarının çıkarılmasına destek olmak ve aile görüşmesi yaparak organ bağışı için onaylarını sağlamak. Hepimizin bildiği gibi organ yetmezliği olan birçok hastamız var. Şu an ülkemizde ortalama 25 bin civarında böbrek hastası, 2 bin 500 civarında karaciğer hastası organ beklemekte. Bekleyen hastaların birçoğuna hastanelerde canlı nakil yapılabilmekte ama asıl amacımız; kadavradan organ bağışı alarak bu sayıyı arttırmak. O yüzden sağlıklıyken yakınlarımızla bu konuyu konuşursak, böyle bir durumla karşı karşıya geldiğimizde yakınlarımızın karar vermesi daha kolay olacak.’’
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.