Bu haber kez okundu.

Prof. Dr. Hamza Duygu Kalp Damar Hastalıklarına Dair Bilgiler Verdi
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, kalp damar rahatsızlıklarında obezite, hipertansiyon ve sigara kullanımının en büyük risk faktörleri olduğunu söyledi.
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, 12-18 Nisan Kalp Sağlığı Haftası nedeniyle, kalp ve damar hastalıklarına yol açan etkenler, bilinen kalp damar hastalığı olan veya yüksek risk grubuna dahil edilen bireylerde korunma tedavisi ve bu hastalıklardan korunmada eğitimin önemi ile ilgili bilgiler paylaştı.
Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’ne açıklamalarda bulunan Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Kalp ve damar hastalıkları günümüzde, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde başta gelen ölüm ve işgörmezlik nedenlerindendir. Kalp - damar hastalıkları birçok Avrupa ülkesinde orta ve ileri yaş grubunda en önemli ölüm nedenidir. Avrupa’da tüm ölümlerin yüzde 49’u, 65 yaş altındaki ölümlerin ise yüzde 30’u kalp - damar hastalıkları nedeniyledir’’ dedi.
Prof. Dr. Hamza Duygu sözlerini şu şekilde sürdürdü: ‘’Dünya Sağlık Örgütü kan basıncı, obezite, kolesterol ve sigara içiminin kontrolü ile kalp ve damar hastalıkları görülme sıklığının yarıya indirilebileceğini bildirmektedir. Bu anlamda koruyucu hekimlik kalp ve damar hastalıklarından ölümlerin azaltılmasında çok önemli role sahip. Buradaki amaç, kalp damar tıkanıklığı için yüksek risk taşıyan bireylerin saptanması ve bu kişilerdeki ilk veya tekrarlayan kalp damar tıkanıklıklarının önlenmesidir.’’
‘’OBEZİTE, HİPERTANSİYON VE SİGARA KULLANIMI EN BÜYÜK RİSK FAKTÖRLERİ’’
Kalp ve damar hastalıklarındaki risk faktörlerini değiştirilemez ve düzeltilemez olarak ikiye ayıran Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Kalp ve damar hastalıkları ile ilgili risk faktörleri arasında yaş, cinsiyet, genetik ve etnik etkenler “değiştirilemez etkenler” grubuna girerken; sigara, sağlıksız beslenme alışkanlıkları, aşırı alkol, oturgan (sedanter) yaşam, şişmanlık, kan yağlarının yüksekliği, kan basıncı yüksekliği ve kan şekeri yüksekliği “düzeltilebilir risk faktörleri” olarak ayrılabilir. Özellikle düzeltilebilir risk faktörleri kalp ve damar hastalıklarının önlenmesi stratejilerinin temelini oluşturur. Başta gelen üç risk faktörü olan obezite (aşırı kilo), hipertansiyon ve sigara içimi kalp ve damar hastalıkları ile savaşta ana hedef olmalıdır’’ diye konuştu.
Günümüzde teknolojinin hızla ilerlemesinin getirdiği değişimler nedeniyle toplumun gün geçtikçe farklılaşan bir yaşam tarzı sürdüğünü dile getiren Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Modern yaşamın getirdiği olanaklar nedeniyle insanlar daha az hareket eder hale geliyor. Değişen yaşam tarzı insanların beslenme alışkanlıklarını da kötü yönde etkiliyor. Beslenmenin daha çok hayvansal kaynaklı gıdalara dayanması, sebze ve meyvenin yeterince tüketilmemesi, aşırı yağlı, soslu, yüksek enerjili gıdalar tüketilmesi, fiziksel aktivite eksikliği ile birleştiğinde kalp damar hastalıklarına yakalanma riskini arttırıyor. Son yıllarda, yirmili otuzlu yaşlarda da kalp damar tıkanıklıklarına günlük pratiğimizde daha sık rastlıyoruz. Bunun en önemli nedeni sigara alışkanlığı. Buna ek olarak fiziksel aktivitedeki azalma, kilo artışı, beslenmeye yeterince dikkat edilmemesi ve stres de katkıda bulunan faktörler olabilir’’ ifadelerinde bulundu.
BESLENMENİN KALP DAMAR HASTALIKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Sağlıklı beslenme sayesinde kalp - damar hastalıklarına neden olan risk faktörlerinden aşırı kilo, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı ve yüksek tansiyon gelişiminin geciktirebileceği veya azaltılabileceğini söyleyen Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Toplumun giderek yerleşen batı tipi diyet ve fastfood alışkanlığı ile mücadele etmek bu hedeflere ulaşmak için gereklidir. Diyet alışkanlıkları çocukluk yaşlarında başladığından, bu yaşlardan itibaren sağlıklı diyet alışkanlığının yerleştirilmesi ile toplumun kalp - damar hastalığı riski azaltılabilir. Aşırı kalori ve tuz tüketilmesinin önlenmesi, hayvansal yağların azaltılarak bitkisel yağların, taze sebze, meyve, lifden zengin yiyecekler ve balığın daha çok tüketildiği bir diyetin benimsenmesi kalp damar hastalığı riskini azaltmaktadır. Nitekim zeytinyağı ve balık tüketiminin daha fazla olduğu bölgelerde kalp - damar hastalıklarından ölüm daha az görülür. Toplam tüketilen enerjinin yüzde 30’dan azının hayvansal yağlardan köken alması gerekir’’ diyerek sözlerini sürdürdü.
KALP DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMADA FİZİKSEL AKTİVİTE EĞİTİMİNİN ÖNEMİ
Diğer bir öncelik verilmesi gereken konunun şeker hastalığı sıklığındaki korkutucu artıştan sorumlu şişmanlık ve hareket azlığı ile mücadele olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Bu mücadele de toplum düzeyinde verilmeli ve topluma bu bilinç eğitim yoluyla kazandırılmalı. İlk ve orta dereceli okullarda fiziksel aktivite ve beslenmeyle ilgili eğitimlere daha çok önem verilmeli ve okullarda öğrencilerin günde 1 saat beden eğitimi yapma olanağı sağlanmalı. Erişkinlerin beden eğitimi yapabileceği merkezlerin sayısı ve kalitesinin arttırılması devletçe desteklenmelidir. Yerleşim alanlarında insanların güvenle yürüyüşlerinin sağlanabileceği parkurlar sağlanmalı, varolanların kaliteleri yükseltilmelidir. Haftanın beş günü günde en az 30 dakika süre ile yapılacak yürüyüş, koşu, jogging, step, yüzme gibi yarışmalı olmayan aerobik spor ve aktiviteler kalp kasının oksijenlenmesini artırmasının yanısıra, kişinin ideal kilosuna ulaşmasına, kolesterol düzeyinin düşmesine, kan basıncının kontrol altına alınmasına yardımcı olur; bu durum ayrıca kişinin stres düzeyini de azaltır. Şişmanlık ile mücadelede medyaya önemli görevler düşüyor. Çikolata, gofret, bisküvi gibi atıştırmalık ürünlerin televizyondaki reklamlarına, okullarda satışına kısmi kısıtlamalar getirilmelidir. Abdominal obezitenin (yağın göbek çevresinde toplanması) genel obeziteden daha zararlı olduğu kavramı halka ve hekimlere benimsetilmelidir. Bel çevresinin ölçülmesi hekimlerimizin kan basıncı gibi yaptığı rutin ölçümlerden biri olmalıdır’’ dedi.
SİGARA KULLANIMININ KALP DAMAR HASTALIKLARI ÜZERİNDEKİ ETKİSİ
Düzenli olarak sigara içenlerin yüzde 50’sinin sigara içimi ile ilişkili nedenlerden kaybedildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Hamza Duygu, ‘’Bu ölümlerin yaklaşık yarısı orta yaş grubunda görülmektedir. İçilen sigara miktarı ile kalp damar hastalıkları, kanser ve solunum sistemi hastalıkları ile doğrudan bir ilişki mevcuttur. Avrupa’daki veriler sigara kullananların yaklaşık 20 yıl daha az yaşadığını göstermektedir. Pasif içicilik de benzer riskleri getirmektedir. Sigara kullanımının önlenebilmesinde ilk basamak eğitimdir. Hedefler okullar, işyerleri ve sağlık kuruluşları olmalı, her aşamada yoğun çabalar harcanmalıdır. Sigaranın bırakılması ile kalp damar hastalıkları riskinin azaldığı kanıtlanmıştır. Sigaranın bırakılması sonrası kalp damar hastalıkları riski 10 yıl içinde azalarak hiç içmeyenler seviyesine inmektedir. Kalp krizi geçirenlerde sigaranın bırakılması ile krizin tekrarlama riski yarı yarıya azalmaktadır’’ diye konuştu.
KALP-DAMAR HASTALIKLARINDAN KORUNMAK İÇİN NELER YAPILABİLİR?
Kalp-damar hastalıklarından korunmak için alınabilecek önlemleri de değinen Prof. Dr. Hamza Duygu bu tedbirleri şu şekilde sıraladı: ‘’Sigara dumanından uzak durulmalı, sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılmalı, hergün düzenli spor yapılmalı, kilo almamaya dikkat edilmeli, ideal kilo korunmalı, kan basıncının yükselmemesine özen gösterilmeli, fazla tuzdan uzak durulmalı, kötü huylu kolesterol yüksekliğine dikkat edilmeli, kan şekeri kontrolü sağlanmalı, günde ortalama 7 saat uyumaya dikkat edilmeli, stresli yaşamdan uzak durulup, iyimser olmaya gayret edilmeli, fazla alkol tüketiminden kaçınılmalı ve mümkün olduğunca kirli havanın olduğu yerlerden uzak durulmalı.’’
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.