Bu haber kez okundu.

Diyabet İçin Aşı Yolda
Dr. Meriç Erikçi Ertunç’un çalışması, yağ dokusundan salgılanan ve hormon gibi davranan bir proteinin tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisini anlamaya yönelik çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bu hormonun aşı ile durdurularak diyabet tedavisinde kullanılmasına yönelik bir çalışma da Dr. Furkan Burak tarafından başarı ile yönetiliyor.
Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’nde araştırmalarını sürdüren Sabri Ülker Merkezi 2015 yılındaki çalışmalarının çarpıcı sonuçlarını, Sabri Ülker Vakfı’nın ev sahipliğinde düzenlenen “Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu”nda açıkladı.
2012 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof.Dr. Brian Kobilka’nın onur konuğu olduğu sempozyumda, bilim dünyasından ümit verici çalışmalar da paylaşıldı.
Sempozyum kapsamında düzenlenen gecede açıklanan Sabri Ülker Uluslararası Bilim Ödülü’nün sahibi ise; ABD Rockefeller Üniversitesi’nde çalışmalarını sürdüren Türk bilim insanı Yrd.Doç. Dr. Kıvanç Birsoy oldu.
Harvard Üniversitesi Toplum Sağlığı Fakültesi’nde Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil’in liderliğinde faaliyet gösteren Sabri Ülker Merkezi, 2015 yılı araştırma sonuçlarını bilim dünyasının önde gelen isimlerini İstanbul’da buluşturan “Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu”nda paylaştı.
Harvard Sabri Ülker Merkezi Genetik ve Kompleks Hastalıklar Laboratuvarı çalışmalarının 2015 yılı raporunda; metabolizma ve hastalıkları birbirine bağlayan mekanizmalara ışık tutan yeni araştırmaların yanı sıra; şişmanlık, diyabet ve beraberinde ortaya çıkan rahatsızlıkları önleme ve tedavisine yönelik uygulamalardaki yeni gelişmeler geniş yer tuttu.
Ülker’in 2014 yılında yaptığı bağışla 10 yıl süreyle “Sabri Ülker Center” (Sabri Ülker Merkezi) adıyla araştırmalarına devam edecek olan Merkez’in bir yıllık çalışmalarının aktarıldığı basın toplantısında konuşan Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker “Harvard Sabri Ülker Merkezi’ne destek olarak, aynı verimlilikte bir bilim ortamının Türkiye’de de inşasına ilham vermeyi, motivasyon kaynağı olmayı hedeflemiştik. Bugün aynı arzuyla yolumuza devam ediyoruz. Dünyanın 3. büyük bisküvi şirketi olarak, sadece iş değil sorumluluk coğrafyamız da genişledi. İşte bu misyonla, toplum sağlığının geleceğini şekillendiren projelere destek olmak bizim için çok önemli. Sabri Ülker Merkezi’nin üzerinde çalıştığı projeler hepimize gelecek için ümit veriyor” diye konuştu.
Toplumun beslenme ve sağlıklı yaşam bilincinin gelişmesine katkı sağlamaya devam edeceklerinin altını çizen Ali Ülker, toplumda beslenme ve sağlık konularında yaşanan bilgi kirliliğinin insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ifade ederek, Sabri Ülker Vakfı’nın ulusal ve uluslararası kurumlarla işbirliği içinde, topluma bilimsel ve güvenilir bilgileri aktarıyor olmasının bu anlamdaki önemine dikkat çekti.
Beslenme konusunda ortada çok farklı görüşler olduğuna değinen Ülker, “Benim için beslenmede yasak yok. Ama yeterli ve dengeli beslenmenin esas olduğunu bilmek var. Yani her besinden yeteri miktarda ve dengeli olarak yemek. Kişiye özel beslenme kavramının güzelliği de burada. Tabii ki fiziksel aktiviteyi de unutmamak lazım” dedi.
Beslenme, gıda ve sağlık alanında yaşanan bilgi kirliliğinin önüne geçmek için referans kurum olma hedefiyle yoluna devam eden Sabri Ülker Vakfı’nın, toplumu bilinçlendirmek için farklı projeler hayata geçirdiğine değinen Ülker, “Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu, Sabri Ülker Merkezi ve Sabri Ülker Vakfı’nın ortak sinerjisiyle hayata geçirilen, toplum sağlığının geleceği için üretilen önemli işlerden biri oldu” diye belirtti.
Harvard Sabri Ülker Merkezi’nin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Gökhan Hotamışlıgil, metabolizma ile beslenme arasındaki ilişkinin moleküler düzeyde incelenmesinin, toplum sağlığı açısından heyecan verici olduğunu vurguladı. Sabri Ülker Merkezi’nde gerçekleştirilen çalışmalarla insan sağlığı için önemli kazanımlar elde edildiğini belirten Hotamışlıgil, şunları söyledi:
“Hedefimiz besinlerle alınan bazı öğelerin fonksiyonlarını ortaya çıkararak metabolik hastalıklar ve yaşlanma ile gelen dejenerasyondan korunmayı sağlamak. Obezitenin bir sonucu olarak işlev bozukluğuna neden olan hücrelerdeki yapısal ve biyolojik değişimlerle ilgili yeni bilgiler edindik ve bu çalışmalarla metabolik hastalıkların tedavisine yönelik yenilikçi araçlar geliştiriyoruz. Merkezde yapılan çalışmalar sadece metabolik hastalıkların tanı ve tedavisinde değil, aynı zamanda insanların uzun ve sağlıklı yaşamalarını destekleyecek keşiflere ilham olacak”.
Sabri Ülker Merkezi’nin çalışmalarında; yediğimiz besinlerin hücrelerimizde nasıl kullanıldığından, hastalıklar arasındaki ilişkisine kadar pek çok konuda araştırma yapılıyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları ve beraberinde ortaya çıkan rahatsızlıkların önlenme ve tedavisine yönelik uygulamalardaki son gelişmelere yer veriliyor. Merkezde yapılan araştırmalar, “high impact factor” adı verilen ve bilim dünyasının prestijli yayınlarından Nature Medicine, Cell Metabolism ve Science gibi dergilerde yayınlanmaya devam ediyor.
Merkezdeki başarılı araştırmacılardan biri olan Dr. Ana Paula Arruda; obezitede aşırı besin tüketiminin hücre içindeki pek çok yapıda yeniden düzenlenme ve farklılaşmaya neden olabileceğini keşfetti. Dr. Arruda ve arkadaşları bu farklılaşmanın obeziteye bağlı bazı hücresel fonksiyon bozukluklarına, insülin direncine ve karaciğer yağlanmasına neden olabileceğini gösterdi. Bu sonuçlar başta obezite olmak üzere, pek çok metabolik hastalık için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak sağlayacak.
“Sabri Ülker Fellowship” programı kapsamında merkezde bursiyer olarak çalışmalarını yürüten Dr. Güneş Parlakgün ve Dr. Ekin Güney’in araştırması ise, hücre ve dokuların stresle başa çıkma yöntemleri üzerine çalışmalarını sürdürüyor. Şimdiye kadar elde edilen sonuçlar bile, obezitede hücrelerin içinde meydana gelen bozukluklar ve bu bozuklukların şeker metabolizmasını nasıl etkilediği ile ilgili yeni ufuklar açıyor.
Merkezde yer alan ve doktora sonrası araştırmalarını yürüten araştırmacılardan ve Dr. Ling Yang ve Dr. Ediz Calay’ın uzun yılardır üzerinde çalıştıkları araştırma, obeziteye bağlı olarak karaciğerde oluşan bazı sinyallerin, insülin direnci ve diyabet oluşumuna neden olabileceği ile ilgili yeni bir yaklaşım getiriyor. Bu mekanizmaların kimyasal yöntemlerle düzeltilmesi ve ilaca dönüşmesi yönünde önemli bir teknolojik gelişme de merkez araştırmacıları Dr. Abdullah Yalcın, Yankun Lee ve Suneng Fu tarafından tıp dünyasına kazandırılıyor.
Dr. Meriç Erikçi Ertunç’un çalışması ise yağ dokusundan salgılanan ve hormon gibi davranan bir proteinin tip 2 diyabet ve kalp hastalıkları üzerindeki etkisini anlamaya yönelik çarpıcı sonuçlar ortaya koyuyor. Bu hormonun aşı ile durdurularak diyabet tedavisinde kullanılmasına yönelik bir çalışma da Dr. Furkan Burak tarafından başarı ile yönetiliyor.
Türkiye’den ve dünyadan önde gelen bilim insanlarını İstanbul’da bir araya getiren ve Sabri Ülker Vakfı ev sahipliğinde düzenlenen “Metabolizma ve Yaşam Sempozyumu”nun onur konuğu 2012 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Brian Kobilka oldu.
Prof. Kobilka, açılış konuşmasında Türkiye’ye ilk kez gelerek bilimsel bir kongreye katılmaktan duyduğu mutluluğu dile getirdi. Sempozyumda, tüm dünyadan metabolizma ve beslenme ile ilgili en son gelişmeler, henüz yayınlanmamış çalışmalar ve obezite-diyabet-kalp hastalıklarına karşı uygulamaya geçiş aşamasındaki yeni projeler de bilim dünyasına sunuldu.
Sempozyum’da ayrıca Sabri Ülker Vakfı’nın “beslenme, gıda ve toplum sağlığına ilişkin araştırma, eğitim programları dahil diğer girişimleri desteklemek, genç bilim insanlarını teşvik etmek” hedefi doğrultusunda 3. kez düzenlediği Sabri Ülker Uluslararası Bilim Ödülü de sahibini buldu.
Ödülün sahibi Türk bilim dünyasının parlayan yıldızlarından Yrd. Doç. Dr. Kıvanç Birsoy oldu. Uluslararası kariyerine New York’taki Rockefeller Üniveristesi’nde kanser ve metabolizma ilişkisine yönelik çalışmalarıyla devam eden Birsoy, ödülünü 2012 Nobel Kimya Ödülü sahibi Prof. Dr. Brian Kobilka’nın elinden aldı.
Kıvanç Birsoy ve ekibi geliştirdikleri “DNA-Barkodlama Teknolojisi” yöntemi ile farklı kanser türlerinin hangi besinlere bağımlı olduğunun haritasını çıkarıyor. Bu çalışma, kanser ile savaşta yeni, sürdürülebilir ve ekonomik tedavi yöntemlerinin keşfine de ışık tutuyor.
Birsoy, Sabri Ülker Uluslararası Bilim Ödülü ile 100 bin TL’lik ödülün de sahibi oldu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192