Bu haber kez okundu.

Çocuklarda virüslerin neden olduğu cilt döküntüleri
Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, ciltte gelişen döküntülerin vücudun bir uyarısı niteliğinde olduğunu belirterek, bu durumun enfeksiyon habercisi olabileceğini söyledi.
Enfeksiyona bağlı cilt döküntülerinin genellikle kırmızı renkte olduğunu kaydeden Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Dr. Yüksek, döküntülerle birlikte veya öncesinde ateş, halsizlik, bulantı, kusma, grip tarzında belirtiler görülebileceğini ifade etti. Cilt enfeksiyonlarının bakteri, virüs, parazit veya mantar mikroorganizmaları nedeniyle gelişebileceği uyarısında bulunan Yüksek, “Anne ve babanın hangi cilt döküntülerini önemsemeleri ve uzman doktora hangi durumlarda başvurmaları gerektiği hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Cilt enfeksiyonlarından bazıları kendiliğinden tedaviye gerek kalmadan iyileşmektedir. Bazıları ise tedavi edilmezse çoğalıp vücutta yayılmaya başlar, hatta başka kişilere de bulaşabilir. Bebeklerde ve küçük çocuklarda virüslerin neden olduğu cilt döküntüleri erişkinlere göre daha sık görülür. Kreş ortamı gibi viral enfeksiyonu olan çocuklarla birlikte aynı ortamda bulunma viral cilt enfeksiyonlarının en önemli nedeni olarak belirlenmiştir” dedi.
Virüslerden kaynaklanan cilt enfeksiyonları
Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, genellikle 5 -10 yaş grubu çocuklarda görülen su çiçeğinin “varisella zoster” adlı virüs nedeniyle yaşandığını belirtti. Hastalığın solunum yoluyla olduğu gibi suçiçeği döküntüsüne temasla da bulaşabileceğini kaydeden Dr. Yüksek, şiddetli kaşıma ihtiyacı nedeniyle iyileşme sürecinde suçiçeği izleri kalabileceği uyarısında bulunarak açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Döküntüler saçlı deride, yüzde ve gövdede başlayıp kollara ve bacaklara yayılabilir. Çok bulaşıcı bir enfeksiyondur. Kreş, okul ve ev ortamında bulunan kişilere hızlı bir şekilde bulaşabilir. Tedavi sürecinde çocuğun ateşi her gün ölçülerek takip edilir, döküntülerin kaşınmasını önlemek amacıyla antihistaminik şuruplar verilir, su dolu kabarcıklara topikal sürülen antibiyotik ve epitelizan özellikli kremler önerilir.”
Tedavi gerektirmeyen kendinden iyileşen cilt hastalıkları
Dermatolog Dr. Jale Yüksek, beşinci hastalık olarak adlandırılan “eritema infeksiyozum” rahatsızlığının genellikle 5 yaş üzerindeki çocuklarda izlendiğini kaydetti. Dr. Yüksek, solunum yoluyla bulaşan hastalığın seyrinde önce yüzde pembe kızarık renkte döküntü geliştiğini, birkaç gün sonra ise kol, bacak ve gövdede dantel benzeri görüntü oluşturan kırmızı pembe renkli döküntü görüldüğünü ifade etti. Yaklaşık 1-3 hafta süren döküntünün gelişmesiyle birlikte bulaşıcılığını kaybeden hastalığın kısa sürede kendinden iyileştiği bilgisini paylaşan Dr. Jale Yüksek, “roseola infantum” ile ilgili de şöyle konuştu:
“Genellikle 6 ay-3 yaş arası çocuklarda görülen hastalık solunum yoluyla bulaşıyor. Hastalıkta 40 dereceye varan yüksek ateş görülüyor ve 3 gün sonra ise vücutta kızarık döküntü gelişmesi ile ateş düşüyor. Bu hastalık da kısa sürede tedaviye gerek kalmadan kendiliğinden düzelen tehlikesiz bir enfeksiyon.”
Az görülse de kızamık hastalığına dikkat edilmeli
Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, son derece bulaşıcı bir enfeksiyon olan kızamık ile ilgili ise, “Günümüzde aşısı olması nedeniyle artık sık rastlanılmamaktadır fakat zaman zaman salgın şeklinde halen izlenebilmektedir. Solunum yolu ile ve hastalanan kişiyle direk temas ile çok hızlı bulaşabildiği için özellikle kış sonu ve ilkbahar döneminde kızamık salgınları görülebilir. Hastalığın teşhisi önemlidir çünkü kulak enfeksiyonu, zatürre, ishal, havale, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir. Kızamık önemli bir cilt enfeksiyonudur ve tek korunma yolu etkili aşılama programıdır” dedi.
Kızamıkçık düşük yapma ve sakat bebek doğurmaya neden olabiliyor
Dermatoloji Uzmanı Dr. Jale Yüksek, kızamıkçığın kızamık hastalığından daha hafif seyreden bir viral enfeksiyon olduğunu ve solunum veya temas yoluyla bulaştığını belirtti. Etkili aşılamanın hastalıktan koruduğunu ifade eden Dr. Yüksek, hastalığı geçirmemiş veya aşılanmamış kız çocuklarında hamilelik dönemlerinde kızamıkçık geçirmenin düşük yapma ve sakat bebek doğurma riskine neden olabildiğini vurguladı.
Siğiller ve tedavi yöntemleri
Siğiller konusunda da bilgiler veren Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, “Siğiller doğrudan deri teması yoluyla veya havlu, oyuncak gibi cansız nesnelere temas yoluyla bulaşabilmektedir. Oyun çağındaki çocuklarda deride kesik veya sıyrıklar fazla olduğu için buralardan virüs rahatlıkla deriye yerleşip siğil oluşturabilir. Ayrıca sık hastalanan çocuklarda bağışıklık sistemi zayıflığı, siğillerin daha sık izlenmesi nedenlerindendir. Çocuklarda sıklıkla yaygın siğil olarak adlandırılan verruka vulgaris izlenir. Bu siğiller elde ve ayakta sık görülür. Tırnak yeme alışkanlığı olan çocuklarda el parmaklarında gelişir. Banyo ve havuz gibi ortak kullanım alanlarında çıplak ayak gezen çocuklarda ayak altında sıklıkla izlenir. Çocuklarda özelikle dövüş sporları ile uğraşma ile birbirleri ile temas oyunları oynayanlarda düz siğiller (verruka plana) izlenir. Özellikle yüz bölgesinde yerleşen deri renginde küçük düz yapılardır. Dirençli yapıda olmayanlar kendiliğinden iyileşme özelliği gösterir. Fakat dirençli yapıda olanlar iyileşmediği gibi hızla sayıca artış gösterip sayıca yüzleri bulabilir. Bulaşıcıdır ve tedavi önem taşır. Bu durumda gecikmeden bir dermatoloğa başvurup tedavi başlanması gerekir. Siğil tedavisinde topikal sürülen salisilik asit, kremler, sıvı azot tedavisi, ablative lazer tedavisi ve cerrahi tedavi etkili olmaktadır.”
Göbekli siğil ve uçuk
Dermatolog Dr. Yüksek, göbekli siğillerin sıklıkla 1-10 yaş arasındaki çocuklarda görüldüğünü ve kuluçka döneminin ardından el, yüz, saçlı deri veya gövdede ağrısız deri renginde ortası göbekli kubbe tarzında deri döküntüsü geliştiğini bildirdi. Bu tür siğillere dermatoloji uzmanı tarafından gözlem yöntemi ile tanı konabileceğine değinen Dr. Jale Yüksek, sıvı azot ile veya lazer tedavisi ile bir tane bile döküntü kalmayıncaya kadar tedavinin mümkün olduğuna işaret etti.
Uçuk hastalığı ile ilgilide Dr. Yüksek, uçuğun ağız etrafında ve ağız içinde berrak su dolu kabarcık ve sonrasında sarı kabuklanma görülen ağrı yapan döküntü ile seyrettiğini belirterek, “Genellikle ateşli bir hastalık geliştikten sonra ortaya çıkar. Topikal sürülen antibiyotik kremler ve antiviral kremler tedavide yeterli olmaktadır fakat yaygın döküntü varsa antiviral şuruplarla tedavi etmek gerekebilir” diye konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.