Bu haber kez okundu.

Anal fistül tedavisinde çağdaş uygulamalar
Halk arasında makatta abse ve fistül olarak bilinen anal fistül rahatsızlığı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Bülent Menteş, perianal fistüllerin kronik ve sıkıntılı bir hastalık grubu olduğunu belirterek, rahatsızlığın sıklıkla anal abse drenajları sonrasında gelişmekte olduğunu söyledi.
Memorial Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Bülent Menteş, “Anal ya da perianal fistül, bir ağzı anüs etrafında görebildiğimiz, diğer iç ağzı ise barsak içinde olan anormal bir yol gelişmesinin adıdır. Fistül geliştiğinde kendiliğinden ya da konservatif yöntemlerle iyileşmesi mümkün değildir ve mutlaka cerrahi tedavi gerektirmektedir” dedi.
Anal fistüllerin cerrahide deneyim, dikkat ve teknolojinin maksimum kullanılmasını gerektiren özel bir hastalık olduğunu ifade eden Prof. Dr. Menteş, “Aksi takdirde nükseder ve daha da önemlisi anal kasların zarar görmesi ile zaman içinde anal inkontinens komplikasyonu gelişebilmektedir. Her nükste cerrahi daha da zorlaşmakta ve daha riskli hale gelmektedir” diye konuştu.
Perianal abse ve fistüllerin proktoloji kapsamında 21. yüzyılda halen hem hastalar hem de cerrahlar tarafından en çok uğraşılan ve çekinilen hastalık grubu olduğunu ifade eden Prof. Dr. Menteş, rahatsızlığın kolorektal cerrahinin kabusu olarak da tanımlandığını ve komplike perianal fistüllerde hastaların ortalama 5 defa aynı nedenle ameliyat olduklarını anlattı. Tedavide klasik ameliyat dışındaki yöntemlerin sonuçlarının belirsiz ya da başarısız olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Menteş, seton yöntemininse fistül yolunun tam haritalandırılması, iç ve dış ağızların doğru tespiti sonrası fistül yoluna ipliksi bir materyalin yerleştirilmesi esasına dayandığını ifade etti. Prof. Dr. Menteş, ”Örneğin crohn hastalarında seton uygulaması gevşek seton tarzındadır ve seton bu hastalarda uzun süreler ya da ömür boyu kalmaktadır. Bunda amaç fistülü yok etmek değil, abseleşmelerini önlemektir. Diğer uygulama ise seton yardımıyla fistülün kurutulmasının ve zaman içinde yüzeyselleştirerek kaslara zarar vermeden iyileşmesinin sağlanmasına yöneliktir” dedi.
Düşünülenin tersine kaslara zarar verebilmeleri ve setonun defalarca sıkılması gereksiniminin hastalarda ağrı ve stres yaratması durumunun bu yöntemin bilinen dezavantajları olduğunun altını çizen Prof. Dr. Menteş, “Teknolojik gelişmeler çerçevesinde bu işlem de doğal olarak gelişmiştir. Elastik seton ya da hibrid seton dediğimiz teknikle bu limitasyonların çoğu ortadan kaldırılabilmektedir, yani hem sıkmaya gerek kalmamakta hem de kaslara zarar minimuma indirilebilmektedir. Bunların hepsi çok özellikli, teknik konulardır ve de doğru uygulandıklarında sonuçları en iyi bilinen yöntemlerdir” diye konuştu.
Kendisi ve ekibi tarafından tanımlanan ve geliştirilen hibrid seton yönteminin uluslararası literatürde de yer aldığını vurgulayan Prof. Dr. Menteş, Avrupa ve Amerika’daki bazı proktoloji merkezleri tarafından da değerli bir innovasyon olarak kabul edildiğini sözlerine ekledi.
Esas bilinmesi gerekenin kullanılacak teknik değil, fistül olgusunun iyi anlaşılması, iyi haritalandırılması, tekniğin doğru kullanılması ve hastayla doğru iletişimin sağlanması olduğunu ifade eden Prof. Dr. Menteş, “İki ağız arasında yer alan fistül olgusu nasıl seyretmektedir, yan dalları var mıdır, ne kadar kası içine almaktadır, at nalı tarzında karşı tarafa uzanmakta mıdır, hastaya koruyucu önlemler anlatılmış mıdır, altta yatan bir crohn hastalığı var mıdır gibi çok yönlü bir tedavi stratejisinin oluşturulması gerekir. Tüm bunlar yapıldığında dahi hiçbir cerrah bir fistülü tek seferde sorunsuz ve yüzde yüz halledeceğini ne yazık ki iddia edemez. Hastaların tekniğin isminden çok tedavinin bütünselliği ve ustaca uygulanması noktalarına dikkat etmeleri daha önemlidir” diyerek uyardı.
Anal fistül tedavisinde gerçekleştirilen çağdaş uygulamalar hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Menteş, bu maddeleri şöyle sıraladı:
“1- Anal fistüllerin doğru tanısı, sınıflandırılması ve olası ek patolojilerin ayıklanması,
2- Pelvicphase MR, anal ultrason gibi sofistike tekniklerle fistülün haritalandırmasının tam ve doğru yapılması,
3- Özellikle nüks vakalarda anal kaslardaki olası harabiyetin ve derecesinin belirlenmesi ve gerekli tedbirlerin alınması,
4- Tanımlama ve tiplendirmenin tam yapılması sonrası fistülotomi, seton uygulaması, flap cerrahisi gibi çağdaş yöntemlerden uygun olanının belirlenmesi ve uygulanması.”
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.