Bu haber kez okundu.

Alkol ve sigara meme kanserini tetikliyor
Dr. Ömer Cengiz, meme kanserinin kadınlardaki kanserlerin yüzde 24’ünden ve kanserle ilişkili ölümlerin yüzde 14’ünden sorumlu olduğunu belirterek, "Günde 1-2 kadeh alkol alımı ve sigara içimi meme kanserini artıran önemli etkenlerdir" dedi.
Koru Ankara Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü Meme Cerrahisi Uzmanı Dr. Ömer Cengiz, meme kanserine yönelik uyarılarda bulundu. Araştırmalara göre her yüz kadından 8-10 kadının yaşamı boyunca meme kanserine yakalanabileceğini belirten Dr. Cengiz, meme kanserine Japonya hariç gelişmiş ülkelerde gelişmekte olan ülkelere göre daha sık rastlandığını söyledi. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizin batı bölgelerinde meme kanserine yakalanma oranının gelişmiş ülkeler ile benzerlik gösterdiğini bildiren Dr. Cengiz, buna karşın doğu bölgelerinde meme kanserine yakalanma oranının batı bölgelerine göre daha düşük oranlarda seyrettiğini bildirdi. Batı bölgelerinde her bin kadından 50’si meme kanserine yakalanırken, bu oranın doğu bölgelerinde 100 binde 20 olduğunu ifade eden Cengiz, “Yine Sağlık Bakanlığı ve Meme Hastalıkları Federasyonu verilerine göre ülkemizde görülen meme kanserlerinin yüzde 48’i 50 yaşın altında, yüzde 17’si ise 40 yaş altındadır. Bu sonuçlar ülkemizde meme kanserinin dünya ülkelerine göre daha genç yaşlarda görüldüğünün göstergesidir” diye konuştu.
Meme kanseri için en önemli riskin kadın olmak olduğunun altını çizen Dr. Ömer Cengiz, “Erkeklere göre kadınlarda 100 kat daha sık görülür. İlk adet yaşının erken (12 yaştan önce), menopoza giriş yaşının geç olması ve özellikle 50 yaştan sonra menopozda hormon kullanımı meme kanseri riskini artırmaktadır. Doğum kontrol haplarının etkisi tartışmalı olmakla birlikte meme kanseri riskini artırmadığı görüşü kabul görmektedir. Özellikle 30 yaş öncesi doğum yapmak ve emzirmek meme kanseri oluşma riskini azaltır” dedi.
30 yaş öncesi göğüs bölgesine yapılan radyasyon, günde 1-2 kadeh alkol alımı ve sigara içiminin meme kanserini artıran önemli etkenler olduğunun altını çizen Dr. Ömer Cengiz, “Ailede kanser öyküsünün olması ve bazı genetik bozukluklarda meme kanseri riskini artıran çok önemli etkenlerdir. Bir adet birinci derece akrabada meme kanseri varlığı riski 1.8 kat artırırken, iki adet birinci derece akrabada meme kanseri varlığı riski 2.9 kat artırır. BRCA1 ve BRCA2 genlerini taşıyan kadınların yaklaşık yüzde 85’inde meme kanseri gelişecektir” şeklinde konuştu.
Fiziksel aktivitedeki artış özellikle menopoz öncesi kadınlarda meme kanseri riskini azaltırken, yüksek enerjili yiyecekler ve kilo almanın menopozdaki kadınlarda meme kanseri riskini artırdığını ifade eden Dr. Ömer Cengiz, son yıllarda D vitamininin meme kanserine karşı koruyucu olabileceğinin bildirildiğini söyledi. Meme kanseri belirtilerini de memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başından akıntı, meme başının içeri çekilmesi, meme cildinde çukurlaşma, meme cildinde veya meme başında yara, meme cildinin portakal kabuğu gibi olması olarak sıraladı.
Günümüzde yaşam tarzı değişikliğinin, bazı ilaçlar ve yüksek riskli kadınlarda meme dokusunun cerrahi olarak çıkarılması ile riski azaltmanın mümkün olduğunu ifade eden Dr. Ömer Cengiz, “Ancak riskin hiçbir şekilde sıfırlanmayacağı bilinmelidir. Bu nedenle erken tanı önem kazanmaktadır. Erken tanı hayat kurtaran en önemli etkendir. Kadının kendi kendini kontrolü, klinik muayene ve görüntüleme yöntemleri (ultrason, mammografi) erken tanının olmazsa olmazlarıdır. Kadın 20 yaşından itibaren düzenli olarak her adet bitiminde memelerini kontrol etmelidir. 20-40 yaş arasında hekiminin önereceği sıklıkta meme muayenesini ultrason gibi görüntüleme işleminin yapılması uygun olur. 40 yaşında ise her kadının örnek mammografisi mutlaka yapılmalıdır” dedi.
Dr. Ömer Cengiz, “Sonuç olarak kadının memesine dokunmaktan korkmaması gerekir, klinik muayeneden ve görüntüleme yöntemlerinden kaçmamalıdır” diye konuştu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.