banner252

Bilginin temeli ve eğitimin ilk basamağı okuma yazmadır demek yanlış olmayacaktır. Entelektüel kimliğin ilk basamağı da okuryazarlıktır. 21. Yüzyılda okuryazarlığa, görsel okuryazarlık, beslenme ve sağlık okuryazarlığı, politika okuryazarlığı gibi türler eklenmekte. Bunun karşısında da okumaz yazmazlık maalesef dağ gibi durmakta.

Eğitimimizin en temel amaçlarından birisi olan okuma alışkanlığı kazandırmak, pek çok yol ve yöntemle denense de pek de başarılı olamadığımız tüm çevrelerce kabul edilen bir gerçekliktir maalesef. Okullardaki ve evlerdeki okuma saati çalışmaları da tablet, televizyon ve telefon gibi sesli, ışıklı, görsel rakipleri karşısında çok da başarılı olamıyor.

Okuma alışkanlığı kazanmak, kazandırmak konusunda duyarlılığımızın daha az olduğu dönemlerde daha fazla okuyorduk. Hiç olmazsa her gün bir saatli maarif takvimi yaprağı baştan sona okunuyordu. Günün yemek menüsünden o gün doğan çocuğa verilecek isme kadar ne çok da şey vardı içinde. O tarihe tekabül eden önemli olaylar, kimi gün fıkra, kimi zaman bir kıssadan hisse hikâye… Hatta çok iyi hatırlıyorum annem okuma hızımı, düzgün okuyup okuyamadığımı, takvim yaprağı okutarak değerlendirirdi. Okuma o kadar kıymetliydi ki sakızların kabındaki maniler, fallar okunmadan kesinlikle atılmazdı. Hatta güzel olanlar, hoşa gidenler bir müddet saklanırdı bile. Ödev yapmak için mahalledeki kütüphanenin yolu tutulur; çok büyük araştırmalar yapılmasa da en azından iki ansiklopedi karıştırılır, madde açıklamaları deftere güzelce yazılırdı. Derken bir kültür kalkınması ile cilt cilt ansiklopediler evlere girmeye başladı. Ansiklopediler hızla evlere girerken okuma alışkanlığı kimseye hissettirmeden yavaş yavaş evden çıkıp gitti. Ansiklopediler vitrinlerin vazgeçilmez süsü olarak başköşedeki yerlerini aldılar.

Ne yani okumamamızın sebebi ansiklopedilerin eve girmesi mi oldu? Belki evet belki de hayır. Ama şu bir gerçek ki ulaşmak kolaylaştıkça ulaşılanın eski tadı kalmıyor. Kelime kelime okunan takvim yapraklarına ne hacet, parmaklarımızın ucunda tek dokunuşla ulaşabileceğimiz yüz binlerce e kitap barındıran dijital kütüphaneler var. Hem de pek çoğu ücretsiz. Ücretli olanlar da var tabi. Bir aylık tv aboneliğine ödenen paranın yarısını ödediğimizde yüzbinlerle ifade edilen sayıyı milyonlara da ulaştırmak mümkün.

Gördüğüm kadarı ile okumama ile ilgili sıkıntımızın imkânsızlıklarla kitap ücretleri ile falan ilgisi yok. Hatta bence bu denli kolay ulaşmak eski cazibesini de yitirtmiş durumda.

Bir işe başlarken ulaşılamaz hedefler koymadan da yol almak mümkün Hatta belik yol almak ancak böyle mümkün. Küçük adımlar ilkesini hayata sokmalı ulaşılmak istenen hedefe yavaş ama emin adımlarla ilerlemeliyiz. Belki de yapraklı bir takvim edinmek hala mümkündür. Ne dersiniz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner246