Her öğrencinin hayalidir iyi bir üniversite kazanıp kariyer yapmak ve sosyal hayatta belli bir statü kazanmak.

Ben de bundan 10 yıl önce bu hayallerle üniversite sınavına girdim ve aldığım puana göre yaptığım tercihlerde Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü’nü kazandım.

Yaşadığım şehrin üniversitesinde okumanın avantajları olduğu kadar dezavantajları da vardı fakat yine de Uludağ Üniversitesi’nde olmaktan mutluydum.

Çünkü 15 bin 500 dönümlük arazisi ve öğrenci sayısıyla Türkiye’nin en büyük üniversitelerinden biriydi.

Üniversite büyüktü büyük olmasına fakat zamanla nicelik olarak büyüklüğün çok da önemli olmadığını niteliğin bu manada daha ön planda olduğunu fark ettim.

Görükle yerleşkesi nerdeyse 16 bin dönümdü fakat arazi bom boştu; sadece yemekhane, kütüphane ve fakülte binaları…

O dönemde öğrenciler olarak en çok yakındığımız nokta; kampus içerisinde sosyal aktivite alanlarının olmaması hatta yemek yiyip çay, kahve içecek mekanların dahi sınırlı bulunması.

Ki mevcut kantin, kafe vb. mekanlarda da kalitesiz ürünler neredeyse iki katı pahalıya satılırdı.

Hal böyle olunca ya Görükle merkeze gitmek zorunda kalırdık ya da şehir merkezine. Tabi o zamanlar Bursaray’ın son durağı Küçük Sanayi’ydi.

Bu yüzden ilk seçenek bize daha mantıklı gelirdi.

Şimdi diyeceksiniz ki, “kardeşim 10 sene önceki mevzuyu bize niye anlatıyorsun.”

Çünkü dün Bursa Uludağ Üniversitesi’nde Bursa basınının davet edildiği toplantıda Rektör Ahmet Saim Kılavuz tam da bu konuya değindi.

Öğrenciyi yerleşkede tutacak sosyal imkanların planlamasını yaptıklarını belirten Kılavuz, daha önce 450 milyon lira yatırım maliyetiyle yap işlet devret şeklinde fiyatlandırılan proje yapılsaydı, öğrencinin burada bir bardak çayı 10 liraya içeceğini söyledi.

Umarız bu noktada öğrencilerin serbest vakitlerini verimli geçirecekleri ve sosyal anlamda kendilerini geliştirecekleri imkanlar bir an önce sunulur.

Uludağ Üniversitesi’nde restorasyon ve rehabilitasyon yılına girdiklerini söyleyen Kılavuz, ilk hedeflerinin ‘kalite’ olduğunu vurguladı.

Eski Rektör Kamil Dilek döneminde dünya sıralamasında 848. sırada bulunan Uludağ Üniversitesi’nin o dönemden sonra bin 200’lü sıralara kadar gerilediğinin aktaran Kılavuz, 4 yıl sürecek bir çıkış trendi hedeflediklerini ve araştırma üniversitesi olma potansiyellerinden bahsederek bu konuda tabiri caizse deve dişi gibi yani önemli üniversitelerle yarışmaya talip olduklarını belirtti.

Üniversitenin büyüklüğü ve bölünmesi iddiaları hakkında gelen soruyu cevaplayan Rektör Ahmet Saim Kılavuz daha yönetilebilir bir üniversite için Uludağ Üniversitesi’nin anaç üniversite olarak yeni üniversiteler doğurmasından yana.

Yani ilçelerin oluşturduğu tematik, butik ve kapsamlı üniversitelerin kurulması gerektiğini belirtti.

Mesela Mustafakemalpaşa ve Karacabey’deki yüksekokulların birleştirilerek Gıda Teknolojileri üniversitesi gibi daha yeni ve detaylı bölümlerin bulunduğu bir üniversite.

Kılavuz üniversitenin ortadan ikiye bölünmesi hele ki arazinin ikiye bölünüp aynı araziye ikinci üniversitenin yapılmasına hiç sıcak bakmıyor.

Anlattığına göre Rektör Kılavuz’un bu son görevi, bu yüzden Uludağ Üniversitesi tarihinde hayırla yad edilmek istiyor ki güzel de projeleri var.

Üniversite’nin imkanlarını da bildiği için ona göre ayakları yere basan gerçekçi vaatlerde bulundu.

Umarız daha önceki dönemlerde yapılan yanlışlar tekrarlanmaz ve Uludağ Üniversitesi Türkiye’nin en büyük 4. şehri ve ekonomik alanda da en önemli ilk 3 şehrinden biri olan Bursa’ya yakışan noktaya varır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246