Allah’a ibadet ve itaatle geçirilen bütün zaman ve mekânlar çok kıymetli ve değerlidir. Lakin Allah,  zaman içinde nice zamanlar, mekân içinde nice mekânlar yaratmıştır ki bunlar diğer zaman ve mekânlara göre daha anlamlı ve daha değerlidir. Bunlardan bir tanesi de şüphesiz içerisinde bulunduğumuz,  on bir ayın sultanı diye nitelendirdiğimiz ramazan ayıdır. Ramazan ayı Allah’ın lütuf ve ikramının rahmet ve mağfiretinin sağanak sağanak yağdığı bir zaman dilimidir. 

Bu aya değer veren bizzat Allah cellecelalühüdur.  Allah bu ayı bizzat kuranda zikretmiş, dikkatlerimizi bu mukaddes zaman dilimine yoğunlaştırmamızı istemiştir.

Yüce Allah bir ayetinde şöyle buyuruyor:

“(O sayılı günler, Ramazan ayı), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır. Öyle ise içinizden kim bu aya ulaşırsa onu oruçla geçirsin.”(2)

Bu ayın en önemli özelliği kurtuluş reçetemiz olan, insanlığın karanlık dünyasına bir güneş gibi doğan, dertlere şifa, hidayet rehberi Kuranı kerimin bu ayda inmeye başlamış olmasıdır. Kuranın indiği gece bir ömre bedel olan, içerisinde kadir gecesi bulunmayan bin aydan daha hayırlı olan bir gecedir. Bu nedenle o geceyi ihya eden ömrünü ihya etmiş, o geceyi ibadetle geçiren bir ömür ibadet etmiş gibi muamele görür. Yalnız kadir gecesinin saklanması yani tam olarak hangi gece olduğu bildirilmemesi her geceyi kadir gecesi anlayışıyla geçirmek gerektiği içindir.

Peygamberimiz(s.a.v.) buyuruyor ki:

“Ramazan ayının ilk gecesi olunca, şeytanlar ve azgın cinler zincire vurulur, cehennem kapıları kapatılır ve hiç biri açılmaz.  Cennetin kapıları açılır ve hiçbiri kapanmaz. Sonra bir ( melek) şöyle seslenir: ey hayır dileyen ibadet ve kulluğa gel.  Ey şer isteyen günahlarından vazgeç Allahın bu ayda ateşten azat ettiği nice kimseler vardır bu ramazan boyunca her gece böyledir” (Tirmizi, savm, 1)

Evet, bu ayda her şey adeta inanların lehine işlemekte, şeytanın hareket alanı iyice kısıtlanmaktadır.  Bu fırsatı değerlendirmeyen, ramazana özel muamele içerisinde olmayan, ondaki feyiz ve bereketten nasiplenmeyen insanlar kendilerine yazık etmiş olur, kınananların durumuna düşerler.

Peygamber Efendimiz (a.s.m) bir keresinde minbere çıkarken, her adımda "âmin" dedi: Bir adım çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."; bir adım daha çıktı, "âmin..."

Hutbesi bittikten sonra: "Yâ Rasûlallah! Minbere çıktığınız zaman 'âmin' dediniz, her adımınızda bunu neden söylediniz?" diyerek sebebini sordular.

Buyurdu ki: "Cebrail (a.s.) üç dua etti, ben de onlara “amin” dedim.  Birisi: Cebrail (a.s.): 'Annesine, babasına veya sadece onlardan birine ulaşmış bir evlat, (onlara güzel hizmet edip, onların hayır duasını alıp) cenneti kazanamadıysa, ona yazıklar olsun/burnu yerde sürtünsün!' dedi, ben de “amin” dedim.”

İkincisi: "Cebrail (as): 'Sen peygamber olarak bir insanın yanında anıldığın zaman, sana salat-ü selâm getirmezse; ona yazıklar olsun!.. Onun burnu yere sürünsün!' dedi. Ben de ona “amin” dedim."

“Üçüncüsü: "Cebrail (as): Ramazan’a eriştiği halde bir insan, buna Ramazan’ın feyzinden, bereketinden istifade edememiş, Ramazan gelmiş geçmiş de hâlâ Allah'ın mağfiret ettiği bir kul olamamışsa, Allah'ın affını, mağfiretini kazanamamışsa; yazıklar olsun o kula!.. Burnu yerde sürtsün!' diye  dua etti. Ben de ona “amin” dedim.” ( Buhari, Taberanî)

Her geçen gün bizim aleyhimize işlemekte, her kaçırılan fırsat bizi cehennem azabına adım adım sürüklemektedir.  Öyleyse bu mübarek ayın her gecesini ibadetle, gündüzlerini ise oruçla geçirmemiz gerekir

Ramazan ayında yapılan ibadetlerin diğer aylara göre mükâfatı daha fazladır. Özellikle oruç ibadetinin sevabını tartacak ne bir terazi, onu yazacak nede bir görevli söz konusudur. Öyle ki onun sevabını Allah bizzat kendi rahmet denizinden insanlara bahşetmekte onun mükâfatının sadece kendisine ait olduğunu bildirmektedir.

Hz. Peygamber ramazan ayı girerken ashabına hitap ederek ramazan ayının kutsiyet ve faziletini şöyle belirtmiştir.

Ey insanlar! Yüce ve mübarek bir ayın gölgesi üzerinize bastı, o ayda bir gece vardır ki bin aydan daha hayırlıdır.

Allah o ayda oruç tutmayı farz kıldı. Geceleyin ibadet yapmayı nafile kıldı.

O ayda bir farz işleyen diğer aylarda yetmiş farz işlemiş gibi sevap alır. O, sabır ayıdır. Sabrın karşılığı ise cennettir. O, yardımlaşma ayıdır. O ayda müminin rızkı bollaştırılır. O ayda kim bir oruçluyu iftar ettirirse bu, günahlarının bağışlanmasına ve cehennemden kurtulmasına sebep olur. Aynı zamanda oruçlunun sevabı kadar sevap verilir. Oruçlunun sevabından da hiçbir şey noksanlaşmaz. O öyle bir aydır ki evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden ateşinden kurtuluştur.”(Terğib ve Terhib, II, 430/13)

Bütün bu ve bunun gibi müjdeler nedeniyle bir mümin ramazana girdiğinde büyük bir heyecan ve sevinç içerisinde olmalı. Maddi ve manevi hazırlığını yapıp ramazan ayını en güzel bir şekilde geçirme gayreti içerisinde olmalı. Oruç ibadetiyle sadece midesini değil, bütün azalarını Allahın emrine amade kılıp her şeyiyle; malıyla infak ederek, eliyle yardımda muhtaç olana yardımcı olarak, diliyle kötü sözlerden uzak durup güzel sözler söyleyerek, kalbinde kin nefret gibi şeylere yer vermeyerek insanlara hüsnü zan besleyerek geçirmeye gayret etmeliyiz. Her şeyden önce niyetlerimizi doğrultmalı ihlas ve samimiyetimizi göstermeliyiz. O zaman, ramazan ayının hürmetine adetlerimiz ibadete dönüşür. Ziyafetlerimiz, ziyaretlerimiz, ibadet olur. Almamız, vermemiz okumalarımız dinlemelerimiz kısaca her davranışımız sevap almamıza vesile olur.

Selam ve dua ile…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234