Ramazan ayı, toplumun sosyal ilişkilerini değiştiren, toplumun bütününde daha saygılı ve huzurlu bir yaşam oluşturan bir özelliğe sahip.

Oruç tanım olarak; "dinsel ya da ahlaki amaçlarla, yiyecek, içecek ve cinsel araçlardan ya da bunlardan herhangi birinden uzak durma" anlamını taşıyor.

Tabii sanılanın aksine İslamiyet'le birlikte kabul edilen bir ibadet biçimi değil oruç.

 

ESKİ TOPLULUKLARDA ORUÇ

Oruç,  insanlık tarihinde çok eskilere dayan bir kültür, bir telepati ve bir ibadet biçimi.

Helenistik dönemin dinlerinde bile var. O tarihte oruç; tanrıların sadece oruç tutan insanlarla düşler yoluyla kutsal şeyleri öğrettiklerine ilişkin bir inanış nedeniyle tutulmaktaydı.

Ayrıca ölmüş olan bir tanrıyı (örneğin güz döneminde bereket tanrısını) diriltmek amacıyla inzivaya çekilir ve Tanrı'nın "bol yiyecek vermesi, ama büyük felaket vermemesi için" oruç tutulurdu.

Dünyanın çatısı olarak kabul edilen Himalayalarda yerleşik bulunan Buda Dini'nde oruç; keşişlerin dağlara çıkarak, fısıltılar  halinde günahlarını itiraf ederek bağışlanmayı diledikleri ve bu nedenle yiyecek içecekten uzak durdukları bir içerikte tutmaktaydı.

Çin de "Yung" orucu; kış döneminde doğa için tanrıdan yardım beklemek için tutulmaktaydı.

Caynacılıkta; meditasyona geçilerek aşka (tanrıya) ulaşma amacıyla tutulurdu. 

 

SEMAVİ DİNLERDE ORUÇ

Musevilik'de, kutsal sayılan "Yom Kippur" (Kefaret Günü)'nü için yılda birkaç kez günlerini aç geçirerek  oruç tutulmaktadır.

Hırıstiyanlık'ta ise; oruç şekli ve süresi çeşitlidir.

Katolik ve Ortodokslar; 40 günlük "Büyük Perhiz" adını verdikleri oruç ibadeti ile Noel'den önceki "Avdent Dönemi"nde oruç tutmayı kutsal saymaktadır.

Hırıstiyan Dini'nin büyük mezheplerinden olan, "Protestan Mezhebi" ise; orucu kişilerin vicdanına bırakmış, zorunlu bir kutsallık getirmemiştir.

İslam Dini'nde Ramazan ayında iki önemli ibadet girer günlük yaşama. Biri Teravih namazı, diğeri oruçtur. İslamda oruç; şekil olarak, gün doğumundan, gün batımına kadar; yememek, içmemek ve cinsel ilişkide bulunmamak olarak tanımlanır.

Hasta, yolcu, hamile ve emziren kadın gibi hallerin dışında olan herkesçe tutma zorunluluğu olan oruç, kaçırıldığında "kaza orucu" tutma ve "kefaret verme" zorunluluğu getirilmiştir.

Ne var ki, İslam Dini de zaman içinde yeni kültürlerle tanışıp, çeşitli mezhepleri doğurmuş, bu nedenle oruç konusundaki uygulama biçimleri ve süreleri mezheplerin yorumlarına ve toplumsal kültüre göre değişiklikler göstermeye başlamıştır.

***

Zerdüştlük oruca, bütün dinlerden farklı bir anlam yüklemektedirler.

Zerdüştler oruç tutmayı; "çilecilik" olarak yorumladığından, kötülükle mücadelesinde inananların iradesini zayıflattığı, yorgun düşürdüğü için, bu çileyi (orucu) yasaklamıştır.

 

ILIMANLIK, EMPATİ, TAHAMMÜL VE TEVAZU

Evet, ne bizimle başlayan, ne de bizimle bitecek olan bir ibadet biçimidir oruç. Ama toplumun biraz daha anlayışlı, birbirine tahammüllü olması, ılıman davranması ve ibadetin özüne uygun olan tevazu sanırım bize ait bir kültür.

Ancak bize ait bu kültürü bozan gelişmeler yaşamaktayız.

Biri;  almış başını giden şiddet kültürü, siyasal rakiplerin birbirlerine olan saldırı üslupları; diğeri görgüsüzlük düzeyine varan beş yıldızlı otellerdeki iftar masaları.

Acaba; çok şeyde olduğu gibi, en azından ramazan ayı içinde ortaya çıkan, anlayış, empati, ılımanlık, tahammül  ve tevazu gibi değerler kültürümüzden artık çıkmaya başladığını ve zaman içinde yok olacağını mı anlamamız gerekiyor...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192