Bu haber kez okundu.

TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Taha Özhan:
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı ve AK Parti Malatya Milletvekili Taha Özhan, “DAEŞ nasıl bölgesel bir fantastik devlet kurma gayreti içerisindeyse, Fetullah Gülen de kendi ifadeleriyle defalarca altı çizilmiş bir şekilde fantastik dünya imparatorluğundan bahsetmektedir. FETÖ’nün küresel terörizm bağlamının dışında değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdik” dedi.
ABD ziyareti ve 5 önemli unsur
TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Özhan, CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı ve MHP Erzurum Milletvekili Kamil Aydın’dan oluşan heyet, 15 Temmuz darbe kalkışmasının ardından temaslarda bulunmak üzere ABD’ye gitmişti. TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Özhan, CHP İstanbul Milletvekili Salıcı ve MHP Erzurum Milletvekili Aydın, yapılan ziyarete dair bilgilendirme toplantısı yaptı. ABD’ye yapılan ziyaretin Dışişleri Komisyonu’nun farklı ülkelere organize ettiği ziyaretlerden sadece bir ayağı olduğunu söyleyen Özhan, ziyaretlerin 5 unsurunun olduğunu belirterek şunları ifade etti:
"FETÖ’nun gerçek yüzünü anlattık"
“FETÖ’nün gerçek yüzünü muhataplarımıza birinci ağızdan anlatma fırsatı bulduk. Bu anlatmayı yaparken bütün siyasi partilerimizin orada temsil ediliyor oluşu başlı başına bir değerdi. FETÖ liderinin ABD’de olması ve uzun yıllardır faaliyetlerini Amerika’dan yönetiyor olması bizim ABD’ye gitmemizin temel sebeplerindendir. Bu durumu detaylı bir şekilde kendilerine aktardık. Diğer yandan ise, sadece Fetullah Gülen değil, örgütün diğer unsurları ve üst düzey yöneticilerinin Amerika’da oluşunun anlamını, Türkiye’ye oluşturduğu sıkıntıyı, ABD’ye oluşturacağı yük ve tehdit ile küresel anlamda ki tehdidi çok net söyledik. ABD ile asra yaklaşan çok güçlü ve yoğun, siyasi ve askeri ilişkilerimizi, bölgesel, jeopolitik ortak çabalarımızı detaylı bir şekilde kendilerine hatırlatmak için orada olduk.”
İade kaçınılmaz bir süreç
ABD’de bulunan FETÖ lideri Fetullah Gülen ve örgüt üyelerinin iadesi konusunda görüşmeler gerçekleştirdiklerini belirten Özhan, “Bunun kaçınılmaz bir süreç olduğunu kendilerine ifade ettik. ABD ve Türkiye Cumhuriyeti arasında 1981 yılında imzalanmış olan, Suçluların İadesi Anlaşması gereğince 9. ve 10. maddeler başta olmak üzere bütün anlaşmanın bir kere bu sürecin hızla işletilmesinin temel zemini olduğu, yıllardır devam etmekte olan terörle mücadele iş birliği içerisinde defalarca ABD-Türkiye arasında suçluların iadesi, teröristlerin iadesi konusunda sıkıntı yaşanmamışken, Fetullah Gülen ve FETÖ üyelerinin de bu verimli çalışma dışında tutulamayacak kadar önemli bir konu olduğunu, tutulursa da ciddi anlamda sıkıntıların doğacağını kendilerine açık bir şekilde ifade edilmişti. Bu terör örgütü üyelerine hızla bilgiler ulaştığı anda anlaşmada yer aldığı gibi hızla gözaltına alınıp, dünya ve medyayla bağlantılarının kesilmesi gerektiği, dünyaya ve kendi örgüt üyelerine oldukça rahat bir şekilde mesaj verilmesinin kesilmesi gerektiği, bunun içinde gözaltına alınıp tutuklanması gerektiğini anlaşmada yer aldığı şekilde hayata geçmesi gerektiğini söyledik. İlgili suçluya dair belgeler ulaştığı andan itibaren taraflar hızla bu suçluyu gözaltına alıp tutuklarlar. Biz de bu beklentimizi geçmişte nasıl teröristlere ve suçlulara dair hayata geçmişse, FETÖ lideri ve üyeleri için hiçbir ayrım gözetmeksizin özel bir muamele yapılmaksızın hayata geçirilmesi gerektiğini kendilerine söyledik” açıklamasını yaptı.
“FETÖ’nün DEAŞ’ten farkı yok"
Küresel terörizm bağlamında FETÖ’nün mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini ilettiklerini söyleyen Özhan, şunları dedi:
“FETÖ ile yapılacak olan mücadelede ABD’den doğacak aksaklıkların küresel terörle yapılan mücadeleye doğrudan yansıyacağını, artık küresel terörün küçük bir yerde sorun olarak başlayıp önce ulusal bir soruna ardından bölgesel bir soruna daha sonra da uluslar arası bir soruna dönüştüğünü, bütün bunların birkaç yıl içerisinde olduğunu, El Kaide ve DAEŞ’in buna en güzel örnekler olduğunu, FETÖ’nün bunlardan farklı bir örgüt olmadığını altını çizerek söyledik. DAEŞ nasıl bölgesel bir fantastik devlet kurma gayreti içerisindeyse, Fetullah Gülen’de kendi ifadeleriyle defalarca altı çizilmiş bir şekilde fantastik dünya imparatorluğundan bahsetmektedir. FETÖ’nün küresel terörizm bağlamının dışında değerlendirilmemesi gerektiğini dile getirdik.”
“FETÖ’nün ABD’den tasfiye edilmesini istedik"
Darbe sonrası ortaya çıkan ortam ile ilgili de bilgilendirmelerde bulunduklarını kaydeden Özhan, “Darbe sonrası ortaya çıkan ortama yönelik batı basını ve batılı resmi ağızlardan verilen demeçlerin neredeyse darbe yapma özgürlüğü noktasında değerlendirildiğini gördüğümüzü, bunun çok trajik ve dramatik olduğunu, kabul edilemez olduğunun altını çizdik. Darbe sonrası ortaya çıkan ortamın aslında bir temizlenme, arınma, kurumların çok daha güçlenmesi anlamına geldiğini, eğer darbe girişiminin hayata geçmesi düşünüldüğünde bugün bizim Fetullahçı cuntanın altında yaşayacağımızı ve 1980’de yaşananları kendilerine hatırlattık. Görüşmelerimizde, özellikle darbeyi planlayıcısı ve hayata geçiricisi Fetullahçı Terör Örgütüne dair akıllarında hiçbir şüphe olmaması gerektiğini, Pensilvanya’da küçük bir kasabadan da Fetullahçı Terör Örgütü’nün bu kanlı darbeyi ordu içerisine sızmış yüzlerce elemanı, diğer kurumlara sızmış binlerce elemanı ile hayata geçirdiğini ve maliyetin çok büyük olduğunu söyledik. FETÖ liderinin ABD’de yaşamaya devam ettiği sürece darbeyle ABD arasındaki ilişkinin sürekli sorgulanmaya devam edeceğini, ABD açısından büyük bir yük oluşturacağını, hem darbeyle ilişkinin sorgulanmanın bitirilmesi hem de Türkiye’de ki ve bölgedeki terörle mücadeleye katkı verilmesi için hızla FETÖ’nün ABD’den tasfiye edilmesi gerektiğini ifade ettik” diye konuştu.
"İş birliği yapacaklarını’ söylediler"
ABD’de bulunun Fetullah Gülen ve FETÖ üyelerinin iadesi meselesinin hukuka boğdurulmaması gerektiğini de ilettiklerini kaydeden Özhan, konuya ilişkin yapılan görüşmelere dair şu bilgileri verdi:
“Zamanında tıpkı nasıl diğer terör örgütü mensupları geçtiğimiz sürede ABD ile Türkiye arasında iade süreci hayata geçmişse aynı hızda hiçbir ayrım gözetmeden bu iade sürecinin hayata geçmesi gerekmektedir. Görüşmelerde bu talebimize iş birliği yapacaklarını söyleyerek cevap vermişlerdir. Hukuki sürecin işlemesi gerektiğini söylediler. Biz de kendilerine hem hukuki sürecin işlemesi gerektiğini hem de teamülün ortada olduğunu ve bu teamülün de hukuki süreçten çok daha önce ve defalarca Türkiye-ABD ilişkileri bağlamında terörizm ve suçlarla mücadele bağlamında hayata geçtiğini, teamülün hukuki süreçten çok daha yaygın bir şekilde kullanıldığını dile getirdik. Biz bu sürecin zamana yayılması değil zamanında yapılmasını, yasal sürece boğdurulmasını değil hukuki ve ivedi hayata geçirilmesini bekliyoruz.”
" New York Times’ı uyardık"
Diğer yandan New York Times ile görüştüklerini ifade eden Özhan, “New York Times, bu süreçte oldukça ön yargılı yayınlar yaptığından dolayı hem bilgilendirme hem de eleştiri ve endişelerimizi kendileriyle paylaştık. Yaptıkları yayınların taraflılığını, yanlışlığını kendilerine ifade ettik. Bu yüzleşmeyle yaşamaları onlar açısından verimli olduğunu düşünüyoruz. Tek taraflı, hiçbir cevap hakkına fırsat vermeden, manipülatif yayınlar yaptıklarını açık bir şekilde söyledik. Bizim yaptığımız görüşmeyi sağını solunu budayarak çok kısaltılmış ve 1 saatlik görüntüyü 1-2 dakikaya bile sığmayacak bir kısmını manipülatif bir şekilde yayınladılar. Taraflı yayını aşacak şekilde hakaret edici yayınlar yapıyorsunuz dedim. Türk milletine doğrudan hakaret eden bir başlık vardı. Bunu kendilerine hatırlattım. “11 Eylül sonrası Bush taraftarları koyundur, ne derse yaparlar diye bir başlık attınız mı?” diye sordum. Sustular ve bu ifade hürriyetine girer dediler. Durum çok önyargılı ve tarafgir. Niyetlerini de okumalarını da değiştirecek sıhhatte ve ahlakta görmediğimi söylemem lazım” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.