Bu haber kez okundu.

MHP Grup Toplantısı
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, son zamanda yaşanan terör olaylarına değinerek, “Merak ediyoruz, bu istihbarat ne yapmakta, neyle meşgul olmaktadır? Türk milletinin canını alan hainlere hak ettikleri ders ne zaman verilecek, ihanetin başı ne zaman koparılacaktır? Beklemeye tahammülümüz kalmamıştır. Milletimiz infial halindedir” dedi.
MHP lideri Bahçeli, partisinin Grup Toplantısı’nda konuştu. Muharrem ayının 10’una tekabül eden Aşure Günüyle ilgili konuşan Bahçeli, acıların zaman içinde hem insanları hem de toplumları olgunlaştıran beşeri bir halin tezahürü olduğunu kaydetti. Olgunluğun unutmak, yok saymak, ihmal etmek anlamına gelmediğini belirten Bahçeli, olgunlaşmanın bilakis yaşananlardan zor da olsa ders çıkarabilmek olduğunu ifade ederek, “İslam akıl, adalet ve ahlak kadar hoşgörü dinidir. Bu değerler sayesindedir ki, İslam’ın mesajları evrensel boyut kazanmış, insanlığın ve inananların geleceğini güneş gibi aydınlatmıştır. Asırlar evvel, dünya karanlık çağa mahkumken İslam toplumları altın ve şahlanış dönemlerini yaşıyordu. Üstelik Asr-ı Saadet dönemi hala hasret ve hayranlıkla anılan emsalsiz bir devrin adıdır. İslam ne zaman iktidar kavgalarına alet edilip, ne zaman saltanat ve dünyevi mücadelelerin içine çekildiyse işte o andan itibaren Müslümanların ortak vicdanına kazınan acılar da ortaya çıkmaya başlamıştır. Geçmişte yaşanan ve yaşatılan acılar zamanın ruhuna işlemiş, manevi hayatımızın derinlerine inmiş ve hiçbir zaman unutulmamıştır. Mağdurların yürek atışı her dönemde yankı bulmuştur. Masumların ahı günümüze kadar ulaşarak hepimizin ortak sızısı, ortak hicranı, ortak hüznü haline gelmiştir. Elbette körpe umutlara kan kusturanlar, hikmet ve hidayetle pişen gönüllere ölüm saçanlar her zaman lanetleneceklerdir. Bundan şüphe yoktur” diye konuştu.
Hakk’a karşı gelenlerin, iktidar hırsı uğruna insanlıktan çıkanların ve nefsinin tutsağı olanların isimlerinin şerle, şirkle ve şirretle bir anıldığını, bundan sonra da anılmaya devam edeceğini anlatan Bahçeli, “İstisnalar olsa da, tarihin her döneminde makam ve mevki uğruna yaşadıkları dönemleri karanlığa gömen hasis, hırçın ve aşırı ihtiras sahibi kişilikler çıkmıştır. Özellikle Hicri 61. yılın 10 Muharrem Günü’nde Kerbela’da yaşananlar asla hatırdan çıkmayacak, hafızalardan silinmeyecektir. Kerbela’da İslam’a, Efendimizin torununa, ailesine ve arkadaşlarına kılıç çekenler, şiddet saçanlar, amansız düşmanlık edenler bugünlerde yaşadığımız kaos ve kargaşanın da mimarlarıdır. Şurası tartışmasızdır ki, Kerbela’de akan Ehlibeyt kanı ilk günkü kadar keder verici, can yakıcı, yürek yaralayıcıdır. Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt’in aziz büyüklerinin 10 Muharrem 61’de şehit edilmelerinden beri İslam aleminin gözyaşları eksik olmamış, acı ve kayıplarında azalma görülmemiştir” ifadelerini kullandı.
“Musul’u IŞİD’e bırakıp kaçan Irak’ın, Türkiye’ye rest çekmesi her şeyi özetlemektedir”
“Bugünlerde Türk askerine ahlaksızca işgalci suçlaması getirip topraklarında tüm sömürgeci güç ve terör örgütlerinin cirit attığı Irak’a bakınız” diyen Bahçeli şunları kaydetti:
“Musul’u IŞİD’e bırakıp kaçan Irak’ın, Türkiye’ye rest çekmesi, Başbakanından büyükelçisine kadar atıp tutması her şeyi özetlemektedir. Suriye’ye ve diğer İslam ülkelerinin perişan ve tükenmişliklerini söylemeye bile gerek yoktur. Geçmişin travmalarını, ızdırap verici vahim olaylarını günümüze taşıyıp yeni bir kavga ve kutuplaşma malzemesi yapmak elbette kimseye bir şey kazandırmayacaktır. Önemli ve asıl olan dünden ibret almak, sonuç çıkarmaktır. Ancak bu yapılıyorken, Hüseyni ahlak ve adanmışlık kılavuzumuz, Efendimizin tebliğ ve mesajları yegane başvuru kaynağımız olmalıdır. Yezitler her dönemde olacaktır ve olmuştur. Çünkü iblis günah mesaisine aralıksız devam etmektir. Mutlaka ki, kendisine uşak bulacak, masum canlara, tertemiz vicdanlara kast edecek bir günahkârı insanlığın ve de İslam’ın başına musallat edecektir. Kaldı ki bu zamana kadar olan da budur. Mesele Yezid’i lanetlerken, Hz. Hüseyin’i anlayabilmek, onun ve ashabının tarafında yer alabilmek, tefrika ve fitnelere kapalı durmaktır. Kerbela’yı anlamak için, Hz. Hüseyin’i tanımak, özümsemek ve idrak etmek lazımdır. Ve uğruna şehit olduğu adalet ve fazileti doğru kavramak gerekmektedir. Kerbela denilince haksızlığa eğilmeyen bir iman şuuru, yanlışa ve yozlaşmaya göz yummayan cesur bir irade sırrı anlaşılmalıdır. Tüm Müslüman toplumların karşısında aslında iki seçenek vardır ve bunlar her şeyiyle ortadadır. Bundan böyle ya Hüseyni ahlak ve asalet hâkim olacak, ya da Yezidi arsızlık ve alçaklık etki ve tesir alanını genişletmeyi sürdürecektir. Ya barış, anlaşma, uzlaşma ve kardeşlik egemenlik kuracak veya savaş, çatışma, kutuplaşma ve kanlı hesaplaşma kaldığı yerden, hatta yükseldiği noktadan değerlerimizi yutmaya devam edecektir. Hz. Hüseyin tüm mazlumların tercümanı, tüm masum gönüllerin efendisiydi. Şehadeti ise İslam alemini asırlardır kasıp kavurmuştur. Kerbela’da dökülerek sıcacık kumlarla karışan mazlum kanları bir bakıma bütün inananların, bütün iman edenlerin ahı, feryadı, yarım kalan özlemleridir. Ne üzücüdür ki, yüzyıllar geçse de bu kan kurumamış, bu hunhar olay akıllardan çıkmamıştır. Hz. Hüseyin vahdetin yanında duran, şehadetinin bile bunun için vesile olmasını dileyen kutlu bir nefer, Yezit ise kesrete umut bağlamış, ayrımcılığa kapılmış, bölünmeye heves etmiş, cepheleşmeye tutunmuş bir bozguncu olarak ilelebet anılacaklardır.
“İster Sünni, ister Şii olsun mezhepçi bakış ve yaklaşımlar İslamiyet’in iliğini kurutmakta, kanını emmektedir”
Kerbela’da kaybedenin zalimler olduğunu, aksini iddia etmenin de Yezitle bir olmakla aynı anlama geldiğini vurgulayan Bahçeli, eğer mezhepçiliğin bugün İslam coğrafyasının ufkunu kapatıp düşmanlıkları kışkırtıyorsa bunun müsebbibinin Kerbela’yı siyasileştiren, kangrenleştiren fırsatçılar olduğunun altını çizerek, “İster Sünni, ister Şii olsun mezhepçi bakış ve yaklaşımlar İslamiyet’in iliğini kurutmakta, kanını emmektedir. İslam Dünyası’nın şu anki durumu tam bir fecaati işaret etmektedir. IŞİD gibi terör örgütleri böylesi bir zeminden yeşermiştir. Şii de Müslüman, Sünni de Müslüman’dır. O halde paylaşılamayan nedir? Bu hazımsızlık, bu kan revan içindeki Ortadoğu’nun durumu nasıl izah edilecektir? Canlı bombalarla cana ve mala kast etmek Yüce Allah’ın hangi buyruğunda yazılıdır? Allah diyerek kafa kesmek, besmele çekerek harama ortak olmak nasıl bir aklın ve anlayışın ürünüdür? Tabiidir ki, bunları sormak ve sorgulamak en doğal hakkımızdır. İslamiyet mazisi çok eskiye giden bir operasyon sağanağı altındadır. Haçlı saldırılarıyla amaçlarına ulaşamayanlar, şimdilerde değişik senaryo ve oyunlarla Müslümanların varlık ve inanç haklarına saldırmaktadır. Mezhepçi aymazlık bu kapsamda silah gibi kullanılmaktadır ve çok tehlikeli aşamalara ulaşmıştır. Sırf Şii veya Sünni olduğu için insanlar katledilmektedir. Karşımızda mahvın sınırında bir kültür ve inanç vardır. Ön tarafta Müslümanlar birbirini yiyip tüketirken, arka tarafta haritalarla oynanmakta, kaynaklar sömürülmekte, çocuklar öldürülmekte, bir medeniyetin ışıkları söndürülmektedir. Bir zamanlar Dünyaya yön ve nizam veren İslam alemi, şimdiler de düştüğü şiddet, cinayet ve tahammülsüzlük girdabından çıkabilmek için çare ve yollar aramaktadır. Vekâlet savaşları devamlı körüklenirken, Washington’da, Londra’da, Berlin’de, Paris’te Müslümanlar için defin merasimi hazırlığı hızla sürmektedir. Ortadoğu’daki petrol kuyularının etrafında vızır vızır dolaşan emperyalist acımasızlık, iç bölünmeleri kaşıyarak, tahrik ve teşvik ederek mesafe almaktadır. Maalesef İslam toplumları da buna sessiz ve seyirci kalmaktadır. Hz. Hüseyin ve muhterem ailesinin şehadeti asılarca kanayan bir yara olsa da, az evvel söylediğim gibi, bundan sonuç çıkartıp geleceğe bakmamız, Yezitlerin oyununa düşmememiz en samimi dileğimdir. Yeni Kerbelaların olmaması, yeni acıların doğmaması Müslümanım diyen herkesin hem ödevi, hem de boynunun borcudur. Ve de Kerbela’daki acılar üstünden iktidar kurmaya, güç devşirmeye kalkmak hem bugünümüze hem de geleceğimize büyük bir haksızlık ve günahkârlık olacaktır. Mezhepçi taassuptan kurtulmanın, birbirimize sımsıkı sarılmanın tam zamanıdır ki, gecikmemiz halinde ödeyeceğimiz bedeller çok fazladır. Ülkemizin ve gönül coğrafyamızın esenliğe, denge ve düzene kavuşması dileklerimle Peygamberimiz Hz. Muhammed’e salat ve selam ediyorum. Efendimizin; ‘reyhanım’ dediği, ‘cennet gençlerinin efendisi’ olarak gösterdiği Hz. Hüseyin ve Ehlibeyt mensupları başta olmak üzere, tüm Kerbela şehitlerini rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum. Rabbim onları sevenlerden ve sevdiklerinden olmayı cümlemize nasip etsin diyorum” değerlendirmesinde bulundu.
“Türk milletinin canını alan hainlere hak ettikleri ders ne zaman verilecek, ihanetin başı ne zaman koparılacaktır? Beklemeye tahammülümüz kalmamıştır”
Bahçeli, terörün Türkiye’yi her gün vurmakta olduğunu ve kanlı örgütlerin sırayla Türkiye’yi hedef aldığını ifada ederek, “Ülkemiz zorlu, kanlı, şiddeti sürekli artan ölüm-kalım mücadelesinin ortasındadır. Geçtiğimiz Pazar günü, katiller Hakkari Şemdinli’de bulunan Durak Jandarma Kontrol noktasına, lütfen dikkat buyurunuz, tam 5 ton bomba yüklü kamyonetle saldırmışlardır. Benzerlerine Ortadoğu’da tesadüf edilen bu eylem türünün son zamanlarda ülkemizde sıklaşması milletimizi kara kara düşündürmektedir. Bombalar ülkeye nasıl sokulmaktadır? Ve de patlatılmak üzere nerede saklanmaktadır? Türkiye’nin her yerine bomba yerleştirildiğini Oslo’da itiraf eden memurlar geceleri rahat ve vicdanen müsterih şekilde nasıl uyuyabilmektedir? Merak ediyoruz, bu istihbarat ne yapmakta, neyle meşgul olmaktadır? Türk milletinin canını alan hainlere hak ettikleri ders ne zaman verilecek, ihanetin başı ne zaman koparılacaktır? Beklemeye tahammülümüz kalmamıştır. Milletimiz infial halindedir. Şemdinli’deki hunhar saldırıda 10 Mehmedimiz şehit olurken, biri İranlı 5 kişi hayatını kaybetmiştir. Dün ise Diyarbakır Silvan kırsalında operasyona hazırlanan askeri time, PKK’lı hainler roketatar ve uzun namlulu silahlarla ateş açmış, 1 Mehmetçiğimiz şehit düşerken 5’i de yaralanmıştır. 20 Temmuz 2015’ten beri 516 askerimizi, 333 polisimizi, 52 korucumuzu, 31 memurumuzu, 600 sivil vatandaşımızı teröristlerin menfur saldırı ve suikastları neticesinde kaybettik. Bu süre zarfında 2 bine yakın askerimiz, bin 600’e yakın polisimiz, 4 bine yakın sivil vatandaşımız da yaralandı. Hiçbir vicdan ve insaf sahibi insan bu kara tablonun izah ve açıklamasını yapamayacaktır. Şehitlerimize Allah’tan rahmet dilerken, yaralı kardeşlerimize acil şifalar temenni ediyorum. Dün analar ağlamayacak diyorlardı, oysa bugün bir millet hüngür hüngür ağlamaktadır. Çözüm diyorlardı, barış türküleri söylüyorlardı, fakat ne çözüm oldu, ne de barışın sesi duyuldu. Terörizmin dehşeti 79 milyon Türk vatandaşına hayatı zindana çevirdi” açıklamalarında bulundu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.