Bu haber kez okundu.

Erdoğan: Türkiye'nin her meselesinin çözüm yeri TBMM'dir
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye'de her meselenin çözüm yerinin TBMM olduğunu söyledi. AK Parti'nin TBMM'deki grup toplantısında konuşan Erdoğan, "Türkiye'nin her meselesinin çözüm yeri TBMM'dir, her meselenin çözüm aracı siyasettir, ne eli silahlı terör örgütleri ne çeteler ne manşetler ne de sermaye çevreleri, hiçbir şart altında Meclis'in ve siyasetçinin çözüm iradesini gasp edemezler." dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti'nin TBMM'deki haftalık grup toplantısında yaptığı konuşmada, mili iradenin önemine değindi. 11 yıl boyunca daha ilk günden bugüne kadar milli iradenin sadece güç kazanması değil, milli iradenin tüm süreçlere tam anlamıyla hakim olması için en yoğun en kapsamlı mücadeleyi verdiklerini belirten Erdoğan, "Çok büyük projeler inşa edebilirsiniz, okullar, hastaneler, yollar, barajlar kurabilirsiniz, ekonomiyi büyütebilir, dış politikada ülkemizi aktif hale getirebilirsiniz. Ancak tüm bunları yapmaktan daha önemli olan bu inşa ve imar sürecini devamlı kılmak, yani sarsılmaz bir iktidarı ülkenize kazandırmak asıl yapılması gerekli olan budur. Bir zihniyet fikri dönüşümü gerçekleştirmek reform ve kalkınma süreçlerini istikrarlı sürdürülebilir hale getirmek, ortaya konulması gereken en büyük eserdir. Biz hepimiz faniyiz ama bu ülke inşallah insanlık var oldukça var olacak, bu millet, dünya var oldukça inşallah var olacaktır. Eğer biz ebediyete intikal ettiğimizde, göçtüğümüzde arkamızdaki eserler de göçüp gidiyorsa bu sağlam bir zemin inşa edilmemiş demektir. Zemin sağlam değilse üzerindeki binanın, eserin, yapının hiçbir anlamı yoktur." diye konuştu.

"MİLLET GAYRİ MÜMEYYİZ DEĞİLDİR"

Bir yandan Türkiye'ye büyük eserler bırakırken, bir yandan da bu eserlerin kalıcı olması, bu eserlere yenilerinin eklenebilmesi için sağlam bir zeminde inşa etmenin mücadelesini verdiklerini kaydeden Erdoğan, "Millet, gayri mümeyyiz değildir, yani millet kendi kararını kendisi vermekten, kendi istikametini kendisi çizmekten aciz değildir. Milletin vesayete ve vasilere hiç ama hiç ihtiyacı yoktur. Hatırlayın. Bu ülkede bir dönem tek parti, yani CHP; hiçbir eleştiriyi, hiçbir öneriyi, hiçbir tavsiyeyi dikkate almadan hiçbir feryadı duymadan, hiçbir itiraza kulak vermeden ülke yönetmiştir. Millete 'siz bilmezsiniz, siz anlamazsınız' denilmiştir, Millete 'devlet yönetmek önemli iştir' denilerek hiçbir konuda karar hakkı tanınmamıştır. Hala halkına 'bidon kafalı' diyen bunlardır. 1950-1960 arasındaki çok partili dönem 27 Mayıs darbesi ile ortadan kaldırılırken yine millete aynı hakaret yapılmıştır, millete 'siz beceremediniz, siz yapamadınız' böyle dediler. 12 Eylül 1980'de, 28 Şubat 1997'de aynı şekilde millet tahkir edilmiş, milletin kararı, tercihi hatta milletin bizatihi kendisi yok sayılmıştır. Milleti yok sayan sadece tek parti dönemi değil sadece müdahale dönemleri değil çok partili dönemlerde demokrasi dönemlerinde kimi çeteler, kimi karanlık odaklar, kimi zümre ve gruplar, bazı sermaye çevreleri, bazı medya kuruluşları aynı tahkir edici nazarla bakmış, milletin tercihini yok saymış milletin kararına dudak bükmüştür. Bunlar hükümetler kurmuşlardır, bunlar hükümetleri istedikleri zaman değiştirmişlerdir." şeklinde konuştu.

"DEMOKRASİLERDE MEDYA ÇOK ÖNEMLİ"

Gazi Mustafa Kemal'in ilk meclis açılırken, Misak-ı Milli sınırları içindeki yetkili makamlara çektiği telgrafı okuyan Erdoğan, "Bu telgraf önemlidir. Çünkü bu telgraf TBMM'nin ne olduğunu, neden açıldığını en kısa en öz şekilde anlatan ifadelere sahiptir. Diyor ki Gazi Mustafa Kemal; 'Bütün sivil ve askeri makamların bütün milletin başvuracağı merci Büyük Millet Meclisi olacaktır.' Daha en baştan Türkiye'ye istikamet çizecek en büyük ve en önemli mercinin Meclis olacağı ifade ediliyor. Milleti temsil eden, millet adına orada bulunan ve karar veren vekillerin Türkiye'nin istikametini tayin edeceği ifade ediliyor. Meclis'in her türlü sivil ve askeri makamların üzerinde olduğu, daha en baştan en güçlü şekilde ortaya koyuluyor. İşte bu salon Türkiye ikili, yani bir tarafta milletvekili salonu olduğunda burası da Senato'ydu. Biz şu anda Senato salonunda AK Parti grubu olarak faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Bu da bize nasip oldu." dedi.

Demokrasilerde sivil toplum, dernekler, vakıflar sendikaların çok önemli olduğunu kaydeden Erdoğan, "Demokrasilerde medya elbette çok önemlidir. Onlar eleştirilerini yaparlar, tavsiyelerini ortaya koyarlar, meşru ve demokratik çerçevede istek ve taleplerini dile getirirler. Ama hakaret edemezler. Nihayetinde karar verecek olan TBMM'dir, milletin seçtiği vekillerdir, o vekillerin tayin ettiği hükümetlerdir. Meclis'i de hükümetleri de teşkil eden millettir, ona görev veren millettir. Millet beğendiğini orada tutar beğenmediğini alaşağı eder. Bu anlayış bu kültür sarsılmaz şekilde var olmalı ve korunmalıdır." ifadelerini kullandı.

"MİLLİ İRADEYE MUHALEFET DE SAHİP ÇIKMALI"

Milli iradeye, sandığa, demokrasiye en fazla sahip çıkması gerekenin bizzat TBMM'nin kendisi olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, "Milli iradeyi güçlendirme noktasında TBMM saygınlığını en üst seviyede korumak durumundadır. Meclis içindeki hiçbir vekil, her bir siyasi parti, saygınlığını en üst düzeyde korumalı, milli iradeye en güçlü şekilde sahip çıkmalıdır. Eğer bir vekil ya da bir siyasi parti yetkinin kendisinde değil Meclis dışındaki güçlerde olduğuna inanıyorsa, Meclis dışından medet umuyorsa, o vekil ya da o siyasi parti en başta kendisini inkar etmiş olur. Yani milli iradeye, demokrasiye, sandığa sadece iktidar partisi aynı oranda, aynı samimiyetle, aynı kararlılıkla muhalefet partileri de sahip çıkmalıdır. İktidar partisinin milletin tamamına duyduğu güveni aynı oradan muhalefet partileri de duymalıdır duymak zorundadır. İktidar partisinin milli iradeyi güçlendirmek için ortaya koyduğu gayreti muhalefet partileri de samimi bir şekilde desteklemelidir. Milletten başka sandıktan başka karar mercileri aramak Türkiye'nin bugününe özellikle de yarınına yapılmış en büyük haksızlık olacaktır. Meclis, iradesini Meclis dışındaki güç odaklarına teslim edemez. Medya, Meclis'in yerine geçemez, baskı grupları Meclis'in yerine geçemez, sermaye Meclis'in yerine geçemez özellikle de çeteler, mafyatik örgütler karanlık suç örgütleri kendilerini Meclis'in yerine koyamaz, kendilerini Meclis'in üzerinde göremez, millet adına karar veremez." değerlendirmesinde bulundu.

"MEDYA KURŞUNLARINA RAĞMEN"

Geçmişte milli iradenin, Meclis'in saygınlığının ve siyasetçilerin ünvanının defalarca sarsıldığını hatırlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Ama biz 11 yıl boyunca buna hiçbir şekilde müsaade etmedik, bundan sonra da müsaade etmeyeceğiz. Hiçbir gücün Meclis'e, siyasetçiye, milli iradeye boyun eğdirmesine izin vermeyeceğiz, göz yummayacağız. Kurtuluş Savaşı günlerinde Ankara'nın Polatlı ilçesinden top sesleri gelirken, TBMM vazifesini bihakkın yerine getirmiştir. Bugün de sermayesini, manşetlerini, kışkırtlamalarını adeta bir kurşun gibi Meclis'in üzerine çevirenlere rağmen Meclis'in ve siyasetin saygınlığından taviz vermedik. Türkiye'nin her meselesinin çözüm yeri TBMM'dir, her meselenin çözüm aracı siyasettir, ne eli silahlı terör örgütleri ne çeteler ne manşetler ne de sermaye çevreleri hiçbir şart altında Meclis'in ve siyasetçinin çözüm iradesini gasp edemezler. Biz siyasetçiler olarak milletvekilleri olarak, başbakan, bakanlar olarak, milletin emanetini omuzlarımızda taşıyoruz. Milletin kendisi dışında bir gücün Türkiye'ye istikamet çizmesine göz yumanlar, Allah korusun, milletin emanetine ihanet eder. Kirli komplolardan, sokak hareketlerinden, terör saldırılarından yurt içi ve dışında senaryolardan medet umanlar milletin emanetine ihanet ederler. Her meselenin çözüm yeri TBMM'dir, her meselenin çözüm aracı siyasettir. AK Parti olarak kurulduğumuz andan itibaren milli iradeyi ve siyaseti çok güçlü şekilde savunduk. Bundan sonra da savunmaya devam edeceğiz. Milli iradeyi bu topraklar üzerinde sarsılmaz ve tartışılmaz şekilde inşa etmeye devam edeceğiz. Meclis'in ve siyaset kurumunun itibarını muhafaza etmeye daha da güçlendirmeye devam edeceğiz. Biz milletimize inanıyor güveniyoruz. En iyi kararı vereceğine yürekten inanıyoruz. Biz başkaları gibi değiliz. Milleti küçümseyenlerden, hor görenlerden, milletin kararını hafife alanlardan değiliz. Tam tersine, millet ne derse o olur."

"MİLLET OY VERSE DE VERMESE DE DOĞRU KARARI VERMİŞTİR"

Milletin feraset ve basiret sahibi olduğunu, doğruyla yanlışı birbirinden ayıracak akıl ve iradeye sahip olduğunu dile getiren Erdoğan, "Millet bize oy verse de doğru karar vermiştir, vermese de doğru karar vermiştir. Biz başkaları gibi bize oy verenleri makbul, vermeyenleri bidon kafalı, göbeğini kaşıyan adam, makarnacı, kömürcü gibi sıfatlarla tahkir edenlerden asla olmadık ve olmayız. 11 yıl boyunca olduğu gibi bundan sonra da mili iradenin güçlenmesi için çok çalışacağız. Türkiye'ye bırakacağımız en büyük eser güçlü bir milli irade olacaktır. Milli irade istikrar içinde güven içinde kardeşlik hukukuyla Türkiye'yi büyütmeye devam edeceğiz." diye ifade etti.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254