Bu haber kez okundu.

Didem Engin: “Bu Kanun Toplum Vicdanında Silinemez Bir İz Bırakacak”
CHP İstanbul Milletvekili Didem Engin, TBMM’de görüşmeleri 04 Haziran sabah saat 06.30’a kadar devam eden Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin Genel Kurulda kabul edildiğini hatırlatarak, düzenlemenin toplum vicdanında silinemez bir iz bırakacağını belirtti.
Kanun teklifinin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak tarafından Meclise sunulan ilk kanun teklifi olduğunu söyleyen Didem Engin, teklifin Türkiye’nin geleceği için son derece önemli olan enerji konusunda, dışa bağımlılığı azaltacak ve kaynak çeşitliliğini sağlayacak vizyoner adımlardan yoksun olduğunu belirtti.
Didem Engin, gelecekte Türkiye’yi enerji alanında daha güçlü bir konuma getirecek, örneğin enerji alanında teknolojik yatırımları ve inovasyonu teşvik edecek, Ar-Ge yatırımları içinde enerji teknolojilerine ayrılan payın artmasını sağlayacak ve enerji verimliliğine öncelik verecek adımların hükümetin öncelikleri içinde yer almamasını eleştirdi.
Açıklamasında teknolojik gelişmelerin hızına değinen Didem Engin, Amerika’nın kaya gazı ve petrolü teknolojilerine yatırım yaparak, 40 yıl sonra sıvılaştırılmış doğalgaz ve petrol ihraç edebilen bir ülke konumuna gelmesini örnek olarak gösterdi. İktidarın ise bu gelişmeleri seyretmekle yetindiğini, yenilenebilir enerji ve nükleer alanında olduğu gibi, teknolojiyi ve bilgi birikimini başka ülkelerden ithal etmek mecburiyetinde kaldığını sözlerine ekledi.
Mersin ve Sinop’ta yapımı planlanan nükleer santrale de değinen Didem Engin, Türkiye’nin nükleer teknolojisi yeterli seviyede olmadığı için nükleer santralleri, ithal ettiği teknolojilerle yabancı şirketlere kurdurduğunu vurgulayarak, Bakan Albayrak’ın örnek verdiği Amerika, Fransa, Japonya, Çin ve Rusya’nın kendi teknolojileriyle, başka hiçbir ülkeye bağımlı olmadan bu santralleri kurabildiği söyledi.
“ENERJİ VERİMLİLİĞİ NEDEN ÖNCELİKLER İÇERİSİNDE DEĞİL?”
Teklifin enerji verimliliği konusuna hiç değinmediğini söyleyen Didem Engin, Avrupa Birliği’nin 2015 Yılı Türkiye İlerleme Raporu’nda, Dünya Bankası’nın ise “Türkiye Cumhuriyeti Enerji Verimliliği Kurumsal İncelemesi” raporunda enerji verimliliği konusunda Türkiye’yi uyardığını hatırlattı. AKP’nin enerji verimliliğini önemsemediğini söyleyen Didem Engin, "Halbuki inşaat sektörü odaklı bir kalkınma planı uygulayan AKP, son 14 senede, sadece yeni yapılan binalarda bile enerji verimliliğine önem veren bir vizyon geliştirebilmiş olsaydı, ülkemiz bugün enerji tüketiminde çok farklı bir noktada olurdu" dedi.
Yerli kömürden elektrik üretimi yatırımlarına öncelik verilmesi ve alım garantisi verilmesi konusunu da eleştiren Didem Engin, tüm ülkelerin elektrik üretim portföylerinde kömürün payını azaltmak için planlar yaptığını, AKP’nin ise tam tersine portföyünde kömürün payını artıracak adımlar attığını söyledi. Yerli kömürün kalitesinin düşük olduğunun, bu nedenle daha fazla yatırım gerektirdiğinin ve diğer kaliteli kömür türlerine göre insan sağlığına, doğaya, tarıma daha fazla zarar verdiğinin bilinmesine rağmen bu kararların alındığını kaydeden Didem Engin “Uluslararası sözleşmeler ve bu konudaki küresel duyarlılık sebebiyle, zaten artık ihracat kredi kuruluşları, Eximbank’lar bile bu tür kömür yatırımlarını ve projeleri finanse etmiyorlar. Hükümet bu projeler için sanıyorum Çin’den finansman isteyecek. Kömür yatırımları nedeniyle Çin şehirlerinin ne hale geldiği, hava kirliliği nedeniyle Çin’de ortaya çıkan sağlık sorunları herkesin malumu." diye konuştu.
2015 yılında küresel yenilenebilir enerji yatırımlarının 286 milyar dolara ulaşarak, 2004 yılına göre 6 kat arttığını söyleyen Didem Engin, yine 2015 yılında küresel anlamda elektrik üretimindeki yeni kapasite artışının yarısından fazlasını yenilenebilir enerjilerin oluşturduğunu sözlerine ekledi. Yenilenebilir enerji alanındaki teknolojik gelişmelerin maliyetleri de hızla düşürdüğünü söyleyen Didem Engin “Uluslararası danışmanlık şirketlerinin küresel enerji trendlerine yönelik raporlarında rüzgâr enerjisi maliyetlerinin yüzde 32, güneş enerjisi maliyetlerinin de yüzde 48 azalacağı öngörülüyor." ifadelerini kullandı.
Yenilenebilir enerjilerle ilgili patentlerde Amerika, Japonya, Almanya, Kore ve Tayvan’ın kıyasıya bir rekabet içerisinde olduğunu söyleyen Didem Engin, Almanya’nın 2050 yılında elektrik enerjisinin yüzde 80’ini güneş ve rüzgârdan elde etmeyi hedeflediğini, bu sebeple temiz enerjiye büyük yatırımlar yaptığını, özellikle yenilenebilir kaynaklardan ürettiği enerjiyi depolamak için yeni teknolojilere teşvik verdiğini belirtti. Hükümetin ise bu gelişmeleri yalnızca seyretmekle yetindiğini, bu nedenle birkaç sene sonra bu sefer de yenilenebilir enerjiyi depolama teknolojisini Almanya’dan ithal etmek durumunda kalacağını söyledi.
Düzenlemede nükleer santrallerin bahane gösterildiğini ve askeri bölgelerin, kıyıların, sahillerin, zeytinlik alanlarının imara ve yapılaşmaya açılmak istendiğini ifade eden Didem Engin, ayrıca nükleer santral için gerekli olup, üretim tesisiyle doğrudan ilgili olmayan yapıların inşasına üretim lisansı alınmadan önce başlanabilmesine olanak verilerek; izin, onay, lisans, ruhsat ve benzeri belgelerin sonradan alınabileceğini kaydetti. Engin “Diğer taraftan yenilenebilir enerjiler bahane edilerek, acele kamulaştırmayı yaygınlaştırmaya yönelik bir madde var, bu da AKP’nin rant odaklı yaklaşımının bariz göstergelerinden biridir." açıklamasında bulundu.
“KAYIP KAÇAK BEDELİNİN VATANDAŞA İADESİ ENGELLEMEYE ÇALIŞIYOR”
Teklifin bütün vatandaşları yakından ilgilendiren kısmının, elektrik faturalarındaki kayıp-kaçak bedellerinin vatandaşlara iadesini engelleyen bir dizi düzenleme içerdiğini de iddia eden Didem Engin, her elektrik faturasında vatandaşın kayıp-kaçak bedeli ödediğini söyledi. "Örneğin 50 TL’lik elektrik kullanan bir abonenin faturası, vergilerle, TRT payıyla, kayıp-kaçak bedeliyle birlikte toplamda yaklaşık 100 TL’ye yükseliyor." diyen Didem Engin, bundan bir süre önce bazı vatandaşların “Elektriği kaçak kullanan biz değiliz, niye bunun parasını bizden alıyorsunuz.” diyerek dava açtığını ve Yargıtay tarafından haklı bulunduklarını hatırlattı. Didem Engin "Tabii Yargıtay’dan böyle bir karar çıkınca, dağıtım şirketleri son derece rahatsız oldular. Çünkü 2006-2010 yılları arasında bizlerin, vatandaşların dağıtım şirketlerine ödediğimiz kayıp-kaçak bedeli 33 milyar TL. Dolayısıyla böyle bir bedeli vatandaşa geri ödemek istemiyorlar." diye konuştu. Bu düzenleme ile mahkemelerin vatandaşın lehine verdiği tüm iade bedellerinin ve mahkeme masraflarının tekrar tüm abonelere faturalarda yansıtılmasını istendiğine dikkat çeken Didem Engin, "Dikkatinizi çekiyorum, mahkeme masraflarını bile abonelere, yani bizlere ödetmek istedi Hükümet." şeklinde konuştu.
Hükümetin getirdiği kayıp kaçak elektrik düzenlemesinin, anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Didem Engin “Anayasamızın 2’inci maddesindeki ‘Sosyal Hukuk Devleti’ ilkesine, 5’inci maddedeki ‘devletin temel amaç ve görevlerine’, 38’inci maddedeki ‘ceza sorumluluğu şahsidir’ hükmüne, 172’inci maddedeki ‘devlet, tüketicileri koruyucu ve aydınlatıcı tedbirler alır, tüketicilerin kendilerini koruyucu girişimlerini teşvik eder’ hükmüne açık aykırılık vardır" dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.