Bu haber kez okundu.

Darbe Komisyonu gazeteci Hande Fırat’ı dinledi
Gazeteci Hande Fırat, TBMM bünyesinde kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonuna bilgi verdi.
TBMM bünyesinde kurulan 15 Temmuz Darbe Girişimini Araştırma Komisyonu, 15 Temmuz gecesi CNN Türk’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Face Time üzerinden canlı bağlantı yapan gazeteci Hande Fırat’ı dinledi. 15 Temmuz gününü anlatan Fırat, o gün rutin işlerin yapıldığını belirterek, gündemde Fransa’daki terör saldırısının olduğunu ve Ankara’daki gündemin yoğun olmadığını kaydetti. Fırat, "Doğal olarak erken çıktık. Normal hayatlarımıza devam ettik. Kızımla yemeğe gittik. Eve geçtiğim an Whatsap gruplarıyla haberleşiyoruz ofis olarak. 40’a yakın personelle çalışıyorum ben. İlk mesajlar gelmeye başladı. Emniyet müdürleri Kızılay’a çağrılmış gibi. Sağı solu aramaya başladım, özel kaynaklarımı aradım. ’Askeri hareketlilik emir komuta zinciri dışında olabilir’ diye kaynağımdan cümle duydum" diye konuştu.
"’Kalkışma’ dememiştik henüz"
Teyit edilmeyen haberlerin verilemeyeceğini söyleyen Fırat, resmi kaynaktan bunun durumunu sormadan verilemeyeceğini ifade etti. Ortalığın karıştığını ve herkesin ofise geçtiğini kaydeden Hande Fırat, "Kızımı anneanneye bıraktım. Apar topar evden çıktım. Genelkurmay Kavşağı’nın kapalı olduğunu göndüm. Patronum Aydın Beyi aradım. ’Kalkışma’ dememiştik henüz. Başbakan da açıklama yapmamıştı. 1 saat sonra ofise geçebildim. Gazetecilerin her yerde haber kaynakları vardır. Kurumlardan resmi olan olmayan, kurum başlarındaki isimlerle görüşürler. Doğru canlı yayın noktaları ve peşpeşe düzgün yayıncılık çıkarmak zorundaydık" açıklamasında bulundu.
"İlk haber ’generallerin rehin olduğu’ haberiydi"
Siyasetçiler aradığında bir şey bilmediğini söylediklerini ifade eden Fırat, "Bazı isimlere ulaşamıyorum. Ortada şöyle bir durum vardı; Genelkurmaydan aradığımız isimlere ulaşamıyoruz. Genelkurmay önünde ateş açılmaya başladı. İstanbul’da aynı şeyler yaşanmaya başladı. Hem Başbakanlığı hem Genelkurmayı aramaya başladım. İlk haber ’generallerin rehin olduğu’ haberiydi. Generaller rehin haberi CNN Türk’te verildi" dedi.
"İlk son dakika ’Cumhurbaşkanı Marmaris’te güvende, gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor"
TSK’dan gelen açıklamalarda İletişim Daire Başkanının adının yer aldığını ve altında Ertuğrul Özkürkçü’nün adı olmadığı bir açıklama geldiğini söyleyen Fırat, şunları kaydetti:
"Yaptığım görüşmede generallerin rehin alındığını öğrendim. İlk bu haberi verdik. Cumhurbaşkanının Marmaris’te olduğunu biliyoruz. Hasan Doğan’ı da aradık. İlk son dakika ’Cumhurbaşkanı Marmaris’te güvende, gelişmeleri hassasiyetle takip ediyor.’ Bunların detayları, saatleri var. Benim iki tane telefonum var. Aramalar yapıp sürekli not tutuyorum. Bu aldığım notları ekranda anlatıyorum. İkinci son dakika Cumhurbaşkanı açıklama yapacak son dakikası. Derhal DHA’yı arayın, Cumhurbaşkanının kaldığı otele yönlendirin dedim. İstanbul’da frekanstan görmeye çalışıyor. Yaklaşık 1 saat sonra tekrar Hasan Doğan’ı aradım. ’Biz açıklamayı yaptık Periscop’a koyduk’ dedi. Biz alamadık dedim. Bana bağlayın dedim. ’Skype’ın var mı’ dedi Hasan, ’Face Time yapalım’ dedim. ’Beyefendiye sormam lazım’ yanıtından sonra sordu. Kabul ediyoruz diye geri döndüler bana. Hasan Beyin telefonunundan Face Time gerçekleşti."
"Tüm siyasi partiler tek tek bağlanmak istediler"
Gazeteci Fırat, komisyon üyelerinin sorularını da yanıtladı. 15 Temmuz gecesi önemli isim olarak kimlerle konuştuğunun sorulması üzerine Fırat, "AK Parti milletvekillerini çok fazla ağırlamıyorduk. Adı konulmamış ambargo vardı. İlknur İnceöz Hanım bağlandı. Aklınıza gelebilecek tüm siyasi partiler tek tek bağlanmak istediler. Pek çok isim, bakanlar, eski başbakan, eski cumhurbaşkanları, Ahmet Davutoğlu, Kemal Kılıçdaroğlu. Ayşe Keçir bize canlı yayın yaptı Face Time aracılığıyla ve telefonla tüm milletvekillerinin görüşünü yansıttı. Hemen herkes konuştu" ifadelerini kullandı.
Olayla ilgili siyasi tahlil yapan Fırat, "Birincisi gazetecilik, polis muhabirliğinden eğitim muhabirliğine, başbakanlık muhabirliğine hastalıklı şekilde işimi yapmaya gayret ederim. Sadece Hasan DoğanIı değil çok sayıda kaynağımı 20 defa ararım. İlk haberi verdikten sonra oh çekerim. Gazeteciliğin özü bu asılında. İkincisi vatandaş olmak, ülkem ne olacak, çocuğumu görecek miyim kaygısı. Biz küçüktük, kareler var gözümün önünde. Çocuğumun aynı şeyi yaşıyor olması, üzerinizde savaş uçakları uçuyor. İşimi yapıyorum gazeteciyim, vatandaşım, anneyim. Korkmadım demem. Ben korktum ülkemin, çocuğumun geleceğinden, millet için de korktum" şeklinde konuştu.
15 Temmuz gecesiyle ilgili kitabının iktidarıyla muhalefetiyle görüşerek yazıldığını belirten Fırat, "Liderler dinleyerek yazıldı. Hepsi için şunu söylemek açık, hepsi gayet kararlı durmuşlar ve açıklamalarıyla da bunu ortaya koymuşlar. İnsanlar kendi hayatlarına, geleceklerine, demokrasilerine sahip çıktılar. İnşallah hep güçlü bir demokrasi için beraber çalışır bu ülke, her açıdan güçlü bir demokrasi bırakabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.
"Cumhurbaşkanının sesli ve görüntülü açıklaması benim için büyük haberdi"
"Kimden haber alamıyorsanız, kimi görmediyseniz televizyonlar için haberdir bu" diyen Fırat, "Fısıltı gazetesi hayata geçmişti. Her şey televizyonun verdiği haber üzerinden gitmiyordu. Cumhurbaşkanı hayatta mı diye iddialar dönmeye başlamıştı. İlk açıklamayı almak habercilikte önemlidir. Cumhurbaşkanının sesli ve görüntülü açıklaması benim için büyük haberdi. O gece belli bir süre sığınakta kalmamızın güvenli olacağı söylendi. Sonik patlamalarla inanılmaz sallandık. Tepemize bomba yağıyor sandık. Yabancılar, ertesi sabah inanılmaz destek mesajları aldık Ortadoğu’dan cesur kadın ifadeleriyle" açıklamasında bulundu.
"Face Time kullanırken şunu düşündüm, eğer görüntü giderse ne yapacağım"
Fırat konuşmasına şöyle devam etti:
"Face Time kullanırken şunu düşündüm, eğer görüntü giderse ne yapacağım. Eliniz ister istemez titriyor. 21 yaşındaydım ilk mikrofonu tuttuğumda. O gece hem kameraya göstermem lazım, hem açıklama önemli, düzgün tutma gayesi vardı. İkincisi iki tane telefon çaldı o esnada. Normal hattan arama gelirse ekrana çıkar, acaba onları reddetsem bağlantı kesilir mi diye düşündüm. Abdulkadir Selvi teknikçileri çağırdı. Nuh Yılmaz da çok soruldu. Nuh Yılmaz aradı. Çocukluk arkadaşım o arada aradı. Onu kapatmak zorunda kaldım. Face Time’da görüntü ve bağlantı kopmaması için endişemiz var. Tüm televizyonlar bizden alıyor, dünya kanalları bizden alıyor dediklerinde bağlantının kopmaması gerektiğini düşündüm. İşinizi yapmak ve işinizde ısrar etmek, evime gidemezdim, bu bir vicdandır. Memleketine, geleceğinize saygıdır. Biz orada duygusal konuşmalarımızda var, eve gitseydik ömrümüzün geri kalanında vicdan azabı çekerdik."
Artık sadece TRT’nin olmadığını, TRT’nin ele geçirildiğinde işin bitmediğini söyleyen Fırat, "Devir ve dünya değişti. Bunların hiçbiri olmasa da cep telefonları var. Bunların tabi ki sakıncaları var. Sosyal medya tek başına elektronik medya değil" dedi.
“Gerçekten gazetecilik yapanlar, gerçekten gazetecilik yapmak çok sayıda televizyon ve gazetenin ne demek olduğunu hep beraber yaşadık" ifadesini kullanan Fırat, "2016 yılında kimse darbeye de destek vermez. İstemez de. Bu kültür, demokrasi kültürünün yerleşmesi çok önemli, sorgulayıcı eğitim ve bunun devam etmesi" diye konuştu.
Darbe gecesinde Türk milleti ve meydanın rolüyle ilgili konuşan Fırat, "Sahip çıkacak olan çıkıp sahip çıkardı demokrasiye. Normal insanlar evlerinde ne olduysa gördü. Canlı gördü herkes. Boğaz Köprüsü’nü, Genelkurmayı canlı yayında gördü" dedi.
Diğer darbelerde medyanın görevini yapıp yapmadığına değinen Fırat, "O günlere o günlerin koşulunda bakıp 2026 yılında hiç olmamalı" ifadelerini kullandı.
"98’den bugüne hepimiz hatalıyız"
15 Temmuz’a nasıl gelindiğiyle ilgili değerlendirmede bulunan Fırat, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Polis muhabirliği yaparken de sonrasında da Cevdet Saral, Osman Ak, polis raporları, asker raporları. Gülen cemaatinin TSK içine nasıl sızabileceği. Tüm bunların hepsini yaşadık. Bizler gazeteci, sizler siyasetçi olarak hep beraber yaşadık. TSK en büyük hedef olarak konulmuştu. 98’lerden bahsediyorum. Demek ki o günden bugüne yeterli önlem alınmamış. 98’den bugüne hepimiz hatalıyız. Bence sorgulayıcı eğitim. Çocuklarımız gözü kapalı bir örgüte teslim olabiliyorsa, ben ifadeleri okuduğumda dehşete düşüyorum neyin kafası bu diye. Bugünden itibaren yetişecek nesiller sorgulamalı. Yurt içinse yurt, başka bir şeyse başka bir şey. Sonuçta birimizin derdi hepimizin derdi oluyor. Şucu bucu olduğu için yükselmemek gerekiyor. Gazeteci öyle tepeden olunmuyor işte. Bir türlü ders alıp hayata geçirmiyoruz. Keşke geçirsek devleti liyakatı ön plana koysak. Eğitim demokrasiyi de getiriyor. Bu bir kültür, hem evinizde hem okulunuzda olacak."
İlk şokun Genelkurmayın önünde ateş açılması olduğunu, pes dedirtenin ise TBMM’nin bombalanması olduğunu söyleyen Fırat, "Bunlar her şeyi yapar diye konuştuk" değerlendirmesinde bulundu.
"Benim darbe için bir B planım yok"
"Benim darbe için bir B planım yok" diyen Fırat, "Bir daha aynı şeyin yaşanacağını düşünmüyorum aklıma getirmiyorum" diye konuştu. “Sayın Cumhurbaşkanım” ifadesiyle ilgili Fırat, "Genelde ek kullanmadan yaptım yayınlarımı. Demokrasiden yana tavır koydum ve Sayın Cumhurbaşkanım dedim. Sürekli yayın talebi hiç kimseden gelmedi. Ama kaç tane gazeteciye konuştuğumu hatırlamıyorum. Hemen hemen hepsinin taleplerini kabul etmeye çalıştım. Olanı doğru anlatabilmek için" dedi.
"Medya normaline dönmeli"
Medyanın yeniden yapılanmasına ilişkin Hande Fırat, "Medya normaline dönmeli. Gazeteciliği gazeteciler yapar. Biran da gazeteci olunmuyor. Cumhurbaşkanı neden CNN’e konuştu. Orada bir iş mi var. İnsanlar gerçekten mesleğini yapmadığı için bunlar konuşuluyor. Yeniden yapılanmadan öte buna saygı duymak lazım. Devlette, özel sektörde her yerde liyakat gerçekten gazeteciler bu işi yapmalı. Bir gazeteci yalan yanlış yapıyorsa kaynağı onunla konuşmaz. Tam tersi içinde geçerli. Zaten nasıl işlediği belli. Saygı göstermek hepimiz adına faydalı. Demokratik evrensel ilkelerle yapılması önemli. Ben konuşmaktan zarar gelmeyeceğini düşünüyorum. Medyada siyasetçiler konuşsun. İyi ki medya var, gazeteciler var, yeter ki gerçekten gazeteciler bu işi yapsın" açıklamasında bulundu.
"Yenikapı ruhu binlerce insan sokakta, en çok buna sahip çıkması gereken AB idi"
AB’nin darbe girişimine ilişkin geciken tepkileri ve samimiyetsizliği konusunda Fırat, "Ben aynı zamanda Demokrasi Platformu’nun üyesiyim. Brüksel’e gittiğimizde şunu gördük. Türkiye sivil toplum örgütleriyle lobi faaliyetlerini yürütmemiş. O boşluğu da FETÖ ele geçirmiş. AB şunu göremedi. Yenikapı ruhu binlerce insan sokakta, en çok buna sahip çıkması gereken AB idi. Neredeydin. Raportörü bu konuda yanıt vermiyor. Bunları söyledikçe haklısınız demeye başladılar" şeklinde konuştu.
MİT’e gelen binbaşının günün en önemli ismi olduğunu söyleyen Fırat, "Binbaşının verdiği istihbarat önemli. Bir toplantı yapılıyor Genelkurmay karargahında. Yapılan toplantı örgütün mensuplarının gözlerinin önünde yapılmış. Eğer gece 3’te yapılsaydı başka bir sabaha uyanabilirdik" dedi.
"Meslek hayatım öncesinde de, sonrasında da çok az sayıda gazetecilerden biriyim yönetici olarak Fethullah Gülen’e gitmemiş olan"
Öğrencilik yıllarında FETÖ ile yolunun hiç kesişmediğini bildiren Fırat, "Şuan gözaltında olan tutuklu olan gazeteci arkadaşlarımız var, onlarla beraber çalışmıştık. Her meslektaşım gibi tabi ki kesişti" açıklamasında bulundu.
Kendisinin uçaklara davet edilmezken, başka gazetecilerin davet edildiğini söyleyen Fırat, "Meslek hayatım öncesinde de, sonrasında da çok az sayıda gazetecilerden biriyim yönetici olarak Fethullah Gülen’e gitmemiş olan" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanının CNN’e bağlanmasına ilişkin Fırat, "Gazeteci arar, bayar ısrar eder. Karşısı aramaz. En az 5 kez aradım Hasan Doğan’ı ben, açıklama ne oldu diye aradım. İşinizi yapmak asıl olan. Bunun dışında bir şey olduğunu düşünmüyorum" değerlendirmesinde bulundu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.