Bu haber kez okundu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhtarlar toplantısında yaptığı konuşma özetle şöyle: "40 yıllık siyasi hayatımda gözüm hep milletimde oldu. Demokrasi sözü, hak ve özgürlükler meselesi birileri için sadece laftan ibaret olabilir. Ama biz tüm hayatımızı bu kavramlara adadık. Türkiye’nin son yıllarda yaşadığı sıkıntıları sizler de yakından görüyorsunuz. Tıpkı birinci dünya savaşı sonrası, ikinci dünya savaşı sonrası yapıldığı gibi yeni bir dünya kurulmaya, bize de rol biçilmeye çalışılıyor. Birinci dünya savaşı sonrasında, bize biçilen kefeni önce Çanakkale sonra istiklal harbiyle parçalayıp atmıştık. Aradan geçen uzun zamana rağmen, bugün görüyoruz ki ülkemizle ilgili kötü niyetler hala sürüyor. Hala her fırsatta eski hesaplar önümüze konmaya çalışılıyor. Kimi zaman terör, kimi zaman kardeş kavgası, siyasi kaos, ekonomik kriz, darbe görünümüyle ortaya çıkan bu hesaplaşma bugün sürüyor. Son üç yıldır yaşadığımız hadiseler, bu hesaplaşmanın birer tezahüründen başka bir şey değildir.

TERÖR ÖRGÜTLERİ MAŞADAN İBARET

Terör örgütlerinin sadece birer maşadan ibaret olduğunu, asıl mücadeleyi onların arkasındaki güçlerle verdiğimizi çok iyi biliyoruz. Eğer maşaları kırmazsak, arkadaki güç mücadelesini kazanamayız. Bölücü örgütü kıpırdayamaz hale getirmek için bütün tedbirleri aldık. 15 Temmuz ihanetinin müsebbibi olan FETÖ ile mücadelemizi bürokrasiden iş dünyasına uluslararası alana kadar tüm cephelerde sürdürüyoruz. DEAŞ denilen, en çok Müslüman kanı denen örgütü hem kendi topraklarımızda, hem bölgemizde bitirmeye kararlıyız. Meşrep farklılıklarını kaşıyarak kendilerine zemin bulmaya çalışan örgütlere aman vermedik, vermiyoruz.
Düne kadar DEAŞ çatısı altında kan dökenler, bakıyoruz bugün PYD YPG kimliğiyle karşımıza çıkıyor. FETÖ derseniz, ülkemize düşman kim varsa tüm imkanlarını onun eline veren, satılık bir örgüt hale geldi. Rabbime hamd olsun, bu örgütlerin her biri de attıkları her adımda gerçek yüzlerini ifşa ediyorlar. Yıllarca bize bu örgütleri, işbirliği yaptıkları meşru yapı olarak göstermeye çalışanların bile, hakikatler artık söyleyecek sözleri kalmadı.

ARTIK KARTLAR AÇIK OYNANMALI

Artık kartların açık oynanmasını umuyoruz. Kimsenin PYD için “Bunların PKK ile ilgisi yok” diyecek hali kalmadı. Bizzat NATO destekli yayınlarda bu ilişki tüm delilleriyle ortaya çıktı. Aynı şekilde artık kimsenin FETÖ’yü savunacak, bu örgütün mensuplarını masum STK temsilcileri olarak, bunları bu şekilde gösterecek imkanı da kalmadı. Bu örgütün, darbe girişimindeki rolüne tereddütle yaklaşanlar, Rusya federasyonu büyükelçisine yapılan suikastın ardından herhalde ikna olmuşlardır diye düşünüyorum. Bunları birer iyi niyet ifadesi olarak söylüyorum. Bu acımasız bir güç meselesidir. Bu mücadelenin birinci şarttı ayağa kalkmaktır. Düştüğümüz, düştüğünüz anda kardeş kavgasıyla bize kendi kendimizi imha ettireceklerinden hiç şüpheniz olmasın.

İHANET EDENLERİN YERİ YOK

Bu ülkede bu ülkeye ihanet edenlerin yeri yoktur, olmayacaktır. Eğer bu ülkenin evladıysan, vatandaşlık görevinin bilincinin içerisinde huzurumuzu bozmadan bu ülkede yersin, içersin, yatarsın, eyvallah. Her türlü hakkın da var. Bu ülkede cumhurbaşkanlığı makamına varıncaya kadar bu payeye ulaşmadılar mı? Ama illa terörist olmak gerekmiyor ki… Kürt olup cumhurbaşkanı olan büyüklerimiz oldu.

O KÜRSÜ ORAYA YIKMAK İÇİN KONULMADI

Kimseye bu yollar kapalı değil. Ama bakıyorsunuz şurada Meclis’te bir anayasadeğişikliği çalışması olacak. Bu çalışmalarda yaşanan tabloyu görüyorsunuz değil mi? Egemenlik kayıtsız şartsız milletinse Meclis'in çalışma üslubu bellidir. O kürsü yıkmak için oraya konmadı, sadece söylenecek veya söyleyecek sözü olanlar için oraya kondu. Öbür taraftan terör örgütleriyle, parlamentonun önüne gelip orada eylem yapmaları o da çok farklı bir şey. Bunlar iyi niyet göstergesi değildir. “Ne yapacağımızı göreceksiniz” diye tehdit savurmak bu anlayışta olanları bir yere varılamaz.

'NE YAPARSANIZ YAPIN NE EDERSENİZ EDİN'

Ve parlamentoda çalışmaları engellemek, süreci uzatmak bunlar hiçbir şey kazandırmıyor. Ne yaparsanız yapın, ne ederseniz edin, 15 gün değil de 1 ay. Ama parlamentodan bu, ben inanıyorum ki çıkıp milletin önüne gidecektir. Eğer millete saygınız varsa, eğer milletin iradesine inanıyorsanız, eğer gazi Mustafa Kemal’in egemenlik kayıtsız şasrtsız milletindir ilkesine inanıyorsanız o zaman bir an önce bırakın müzakereler bitsin, milletin önüne gitsin. Millet ne karar veriyorsa bu karara hep birlikte eyvallah diyelim.

'NE TEK ADAMCILIĞI YA'

İkide bir tek adamcılık, tek adamcılık. Ne tek adamcılığı ya? Olayı buraya götürmek istiyorsan, bunun kaynağında siz varsınız. Bu ülkede CHP’nin il başkanlarının, valilik yaptığı belediye başkanlığı yaptığı dönemleri biliriz biz. Eğer tek adamcılıksa bu. Eğer daha da gerilere giderseniz, asıl tek adamcılığı orada görürsünüz. Ben o kadar defterleri açmak istemiyorum. Ama zamanı gelirse o defterleri de açarız. Bunlar tereciye tere satmaya çalışıyorlar, kusura bakmasınlar. Artık bu ülkede bu aldatmacaları yutacak bir millet yok. Herkes yerini bilecek, haddini bilecek ve sandığa saygı duyacak. Millet ne derse o olacak, bunu bilin. İşte şimdi söyleyim, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Şayet bu dört sütunun biri dahi çökerse dengemizi koruyamayız.

TRUMP'IN BASIN TOPLANTISINDA YANLIŞLIK YAPILDI

Dün sayın Trump’ın basın toplantısında, yanlışlık yapıldı. O grubun muhabirine, onu orada benzetti. Demek ki böyle değil. Kusura bakmasınlar. Bölücü terör örgütü milli birliğimizi birlikte, bayrağımızı, vatanımızı da hedef aldı. FETÖ’nün 17-25 Aralık’taki hedefi devletimizi ele geçirmekti. 15 Temmuz’da PKK gibi, dört sütunun hepsine birden saldırdılar. DEAŞ derseniz, en başından beri islamın ruhuna düşmanlık üzerine kurulu bir örgüttür. DEAŞ bize islamı anlatmasın, bu millet islamla yoğrularak ayağa kalkmıştır. DEAŞ’tan islamı öğrenmek gibi bir derdimiz yok bizim.

'KENDİLERİ DOĞAL DEĞİL SENTETİKTİR'

Bu örgütü projelendirenler, Irak ve Suriye’deki dini etnik kültürel fay hatlarında zaten yaşanmakta olan kırılmaları çok iyi değerlendirerek, bölgeyi ateşe vermeyi başardılar. Bu terör örgütlerinin kullandığı araçlar yerli de olsa, kendileri doğal değildir, sentetiktir, kurgudur. Türkiye bölgedeki diğer ülkelerde farklı olarak, güçlü bir siyasi altyapıya sahip olduğu için dayanaklıdır. Eğer bugün Türkiye’de terör örgütleri taban bulamıyor, fitne çıkartılamıyorsa bunun sebebi hep birlikte tek millet, tek devlet, tek vatan, tek bayrak ilkelerine sımsıkı sarılmış olmamızdır. 

TOPLUMSAL HASSASİYETİMİZE HÜCUM ETTİLER

Terör örgütlerinin arkasındaki güçler, bu durumu gördükleri için senaryolarına daha ince bir ayar verme gereği duydular. Artık eylemler sadece kan dökmeye yetmiyor. Tıpkı İstanbul Ortaköy, yılbaşı gecesi yapılan o cani eylemin ardından olduğu gibi, hayat tarzı, meşrep, mezhep bu tür tartışmaları topluma takdim ederek toplumsal hassasiyet noktalarımıza hücum ettiler. Maalesef ülkesinin devletinin yanında saf tutması gereken bir takım siyasiler de bilerek veya bilmeyerek terör örgütlerinin değirmenlerine hala su taşıyorlar.

KİM REJİM TARTIŞMASI YAPIYORSA...

Bu ülkede kim rejim tartışması açıyorsa, biliniz ki bunların derdi rejim değil başka bir şeydir. Türkiye’de böyle bir meselenin olmadığını onlar da gayet iyi biliyor. Hassasiyeti istismar ederek, siyasi muhalefet eksikliğinin üstünü kapatmaya çalışıyorlar. Dünya değişirken, her şey olduğu gibi kalsın demek bağnazlığın dik alasıdır. Ana muhalefetin başındakiler de öyle demiyor mu? Öyle diyorlar. İstanbul’a belediye başkanı oldum, daha koltuğa yeni oturdum. Hemen siyaset medya şunu söyledi. “bunlar şimdi kadınerkek ayrımına gidecekler. Kadınlar bir tarafta erkekler bir tarafta oturtacak. Trenleri ayrıştıracaklar” Sene 94, sene 2016. Böyle bir şey gördünüz mü? Yaşandı mı? Ama hep tezgah bu. Bunlar avara kasnak gibi dönüp durdular. Esasen normal şartlarad iktidarı elinde bulunduranlar, mevcudu muhafaza etmeye çalışır. Bizde çok uzun sürexdir işler tersine dönmüş durumdadır. İktidarda olanlar reform için mücadele ederken, muhalefetten bir kısmı statükoya gardiyanlık yapıyor. Hadi bu tavrı bir kenara bıraktım. Çünkü demokrasiyle yönetildiğine göre bu hesaplaşmanın yeri neresidir? Sandıktır. Peki terör örgütlerinin ülkeyi köken ve meşrep farkı üzerinden ayrıştırma çabalarına destek verme neyin nesidir? Kalleş bir terör eylemi üzerinden, hayat tarzı tartışması açmak, terör örgütünün sağlayamadığı başarıyı kendi ellerinizle ona sunmak demektir ya. 

HAYAT TARZIYLA İLGİLİ BİR SORUNUMUZ YOK

Bu ülkede yaşayan, gözünü gerçeklere kapatmayan insaf ve vicdan sahibi herkes, kimsenin hayat tarzıyla ilgili bir sorun olmadığını çok iyi bilir.  Eğer bu konuda ileri gidecek olursanız, bu konuda en rahatsız olan biziz. Benim yavrularım, bu ülkede başları örtülü olduğu için üniversite okuyamadılar. Ama hamd olsun, şimdi artık kızlarımız rahatlıkla özgür şekilde gidebilir hale geldiler.

SİYASAL TERBİYE İLE BÜYÜDÜK

Cumhurbaşkanı sıfatıyla, 79 milyon vatandaşımın her birinin temsilcisi olduğumu aklımdan çıkarmadım, çıkarmayacağım. Başbakanlığım, belediye başkanlığım sırasında aynı anlayıştaydım. Acaba garip gurebanın fakir fukaranın sessiz yığınların sesi olabilir miyim, hep bunun gayreti içerisinde oldum. Siyasi farklılıklar başka bir şeydir, seçim dönemindeki yaşananlar farklı şeylerdir. İcra makamına oturduğunuzda, bunların hepsi geride kalır. Biz bu siyasi terbiyeyle büyüdük, bu anlayışla da görevlerimizi yürüttük. Başkalarının meseleye bakış tarzı yöntemi farklı olabilir, ama biz buyuz.

ESKİ CUMHURBAŞKANLARI GİBİ YUMURTA KEFESİ TAŞIMIYORUM

Milletimiz bizim neyi yapacağımızı, neyi yapmayacağımızı 40 yıllık siyasi hayatımız boyunca tartmış ve hükmünü vermiştir. Türkiye’de uzun süre başbakanlık yaptım. Kurduğum parti, diğer partililere başka nasip olmayan yüksek oy oranlarıyla, kesintisiz şekilde 14 yıldır iktidarı elinde bulunduruyor. Doğrudan milletin oyuyla göreve gelen ilk cumhurbaşkanı olma şerefine nail oldum. Rabbime hamd olsun. Eğer bu kadar zamandır, demokrasiyle laiklikle hayat biçimleriyle sorunumuz olmamışsa bundan sonra niye olsun? Eski cumhurbaşkanları gibi sırtında yumurta küfesi taşımayan birisi de değilim. Hep onunla yürüdüm ki bir tane yumurtayı kırmayayım, çok dikkat ettim. Attığım her adımın, söylediğim her sözün hesabını kamuoyuna vermek mecburiyetindeyim. Geçmişte yol açtıkları tartışmalarla, krizlere sokan cumhurbaşkanları kimseye hesap vermeden köşelerine çekilirlerdi. Benim böyle bir şansım da niyetim de yok.

ÇALIŞMA, TERLEME SÖZÜ VERDİK

Bugüne kadar Ankara ve İstanbul’da özellikle yaptığım ziyaretler ortada. Fakat cumhurbaşkanlığı görevine başladığım günden beri, bu programların dışında 82 kez il ziyareti yaptım. Kimi illerimize bir defa, kimilerine üç dört defa gittim. Bu da demektir ki her ay üç il ziyaret ettim. Görev sürem tamamlanmadan 25 ilimize de mutlaka gideceğim. Bunlar yurtdışı ziyaretlere, uluslararası zirvelere, toplantıya devlet işlerine rağmen yürüttüğüm programlardır. Önümüzdeki hafta, dört afrika ülkesine gideceğim, oraları dolaşacağım. Çünkü biz bu göreve gelirken, farklı bir cumhurbaşkanlığı yapma, çalışma terleme sözü verdik. Alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağız dedik.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.