Yerel ekonomilerin korkulu rüyasıdır, istikrarsızlık. Son dönem siyasi söylemler bize gösteriyor ki, ekonomi adına 2019 yılını çoktan kaybettik. İş dünyasının sürekli istikrar çağrılarına iktidarın 'istihdamı güçlendirin' cümleleri ile cevap vermesi bile, var olan iletişimsizliği ortaya koyuyor. Elbette kent ekonomilerinin içerisinde en şanslı kentlerden birisi Bursa. Her ne kadar son yıllarda başta tekstil ve otomotiv sonrasında inşaat sektöründe yaşanan güçlü daralmalar ile karşılaşılsa bile Bursa, halen daha ayakta durmanın ötesinde yatırım yapmayı başarabilen nadir kentlerden.

Piyasaların en önemli beklentileri arasında son dönemde ve her alanda artan yüksek rakamlı cezaların minimize edilmesi geliyor. Otoyol ücretlerine eklenen 10 kat veyahut 6 kat ceza işlemlerinin makul değerlere çekilmesi şart. Esnaf vergi ödeyemez hale gelmişken, vatandaşta yerel yönetimlere yönelik emlak ve çöp vergilerini ödeyemez durumda. Telefon, elektrik, su ve doğalgaz gibi faturalarını yatıramayan ve bunlardan ötürü kapanma yaşayan esnaf ve vatandaş, açma kapama cezası altında uygulanan ekonomik ambargodan rahatsız. Elbette hükümetinde ekonomik dar boğazı aşmak için gösterdiği çabaları görmezden gelemeyiz. Her ne kadar Esnaf Kefalet Kooperatifleri üzerinden kredi desteklemeleri veriliyor olunsa bile, kredi sicil notlarının kötü olması nedeniyle esnaf kredi kullanamıyor. Nakit sıkıntısının yükselen dolar karşısında hızlı büyüme gösterdiği gerçekliğinin ötesinde, son 15 yılın en fakir Ramazan ayını yaşadığımızı herkes ifade ediyor. Milletvekillerinin yerel seçimler nedeniyle ortalama 60 gün çalıştırmadığı Türkiye Büyük Millet Meclisi ve Ankara siyasetinin gündeminde yine İstanbul seçimleri var. Heryerin ve herkesin İstanbul'a odaklandığı bir dönemde elbette Cumhurbaşkanlığı yönetim tarzı da vatandaşın olumsuz eleştirilerine maruz kalıyor.

İş dünyasının önümüzde ki süreci işyeri kapanışları, işçi çıkarmalar, yatırım durdurma gibi süreçlerle atlatması mümkün. Ancak ortaya çıkmakta olan olumsuz tablo sokağın karışması için bir kıvılcımın yeterli olduğu gerçekliğini gözler önüne seriyor. Ak Parti'de artarak güçlenen öfke siyaseti tabanda ciddi kopmalara neden olurken, vatandaş yeni bir siyasi parti ve lider arayışına çoktan girdi bile. Tek taraflı ve sürekli ben politikası güden siyasi yaklaşımın karşılığında hızla güçlenen bir muhalefet gerçeğini de unutmamamız gerekiyor.  Piyasaların yeniden nefes alabilmesi ve umutlanabilmesi için artık kabine değişikliği de tek başına yeterli değil. Türkiye'de siyasi istikrar için ne EYT hususu, ne vergilerin düşürülmesi, ne de ekonomik ve sosyal af artık çıkış noktası olarak görülmüyor. Halk ile esnafın ve iş dünyası ile bürokrasinin ortak noktada buluştuğu gerçekler arasında gasp edilmiş adalet, ayağa düşürülmüş siyaset ve herşeyden önemlisi çökertilmiş ekonomi olgusu var.

Türkiye'nin en güçlü ve dinamik kenti Bursa'da, her türlü eleştiriye kulaklarını tıkayan yöneticilerle ve yine bunları sahiplenen Milletvekilleri ile iktidar gemisinin daha fazla su alacağı gerçekliği kesinliğini korurken, siyasi üslubun yumuşaması şart. Bursa'da yeniden Milletvekilleri ile kenti kucaklayan bir diyalog sürecine girilmesi, İstanbul seçimlerinden öte ülkenin ekonominin gerçekliğinde bir bütünleşme modelinin hayata geçirilmesi elzem. Türkiye'nin en güçlü sanayi, ticaret, ekonomi ve yaşam kentlerinden olan Bursa'nın aynı zamanda Ak Parti'nin de en güçlü tek Büyükşehir Belediyesi olduğu unutulmamalı! Uzun lafın kısası, siyasetin bekası güçlü ekonominin varlığından geçiyor.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246