Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından 27 milyon TL harcanarak aslına uygun bir şekilde restore edilen Yıldız Hamidiye Camisi, geçen hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın da katılımıyla kılınan cuma namazının ardından ibadete açıldı.

Sultan İkinci Abdülhamid Han tarafından yaptırılan bu önemli camimizin hak ettiği değeri bulması çok sevindirici ancak Osmanlı’nın kurulduğu Yenişehir’deki tarihi camilerimizin durumu içler acısı. 

PVC pencereli Osmanlı camileri!

Son yıllarda giderek artan Osmanlı ilgisi, TRT'de yayınlanan 'Diriliş Ertuğrul' dizisiyle birlikte zirve yaptı. Herkes, Osmanlı'nın kurulduğu toprakları ziyaret edip, o günlerden günümüze kadar kalan eserleri görmek istiyor.

Osmanlı İmparatorluğu’nun ilk tohumlarını Yenişehir’de atan Osmangazi’nin ilçede çok sayıda eseri bulunuyor. Şüphesiz bunların arasında en çok öne çıkanı da Kumluk Camisidir. Osman Gazi, Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun mührü anlamına gelen ilk hutbeyi Hicri 697 yılında (1297) burada okuttu.

Şimdi bu bilgiyi öğrenen ülkemizde ya da yurt dışında yaşayan bir vatandaşımız kalkıp da Yenişehir'e gelse, Osmanlı'nın devlet olma hutbesinin okunduğu camiyi görmek, onun havasını teneffüs etmek, 700 küsur yıllık tarihi hissetmek istese ne görecek? Hemen söyleyeyim, orijinalliği kalmamış pimapenli bir cami.

Yetkililer ne iş yapar?

Osmanlı'nın dibacesi Yenişehir'de, bir başka camimizden de bahsedeyim. Balibey (Çarşı) Cami 15. YY sonlarında inşa edilen bir mabet. Yenişehir'in de en görkemli camilerinden birisi. O da aynı Kumluk Camisi'nin başına gelen pvc pencere kıyımına tabi tutulmuş. Tarihi camileri görmeye gidiyorsunuz ama sizi daha girişte pvc kapı ve pencereler karşılıyor.

İnsan ister istemez 'birader bu pvc doğrama tekniğini Osmanlı mı buldu?' diye sormadan edemiyor. Bu kadar önemli bir tarihi olan camileri hangi aklı evveller mazisi üç gün olan pvc malzeme ile donatmış, bir yetkili bile (Vakıflar Bölge Müdürlüğü, Anıtlar Kurulu) çıkıp 'kardeşim siz ne yapıyorsunuz?' dememiş mi? Vatandaşın eskimiş 100-200 senelik evlerinin tadilatı için çok maliyetli projeler çıkaran, içerisinde hiç bir değişiklik yaptırmayan ve çivi bile çaktırmayan bu yetkililer, iş tarihi camilerimize geldiğinde neden üç maymunu oynuyorlar?

Sorun Bursa'da olması mı?

Yıldız Hamidiye Camisi'nin banisi Sultan Abdülhamid sağ olsa, tıpkı saltanatı zamanında yaptığı gibi önceliği atalarının yaptığı eserlere verir, kuruluş döneminde yapılan tarihi eserlerin onarımını öne alırdı.

Yıldız Hamidiye Camisindeki muhteşem onarıma imza atan İstanbul Vakıflar Bölge Müdürlüğünün başında, Bursa Vakıflar Bölge Müdürlüğünden transfer olan Mürsel Sarı bulunuyor. Değerli bir bürokrat olan ve yıllarca Bursa’da görev yapan Yıldız, acaba bu işlere neden el atmadı? Acaba her işte olduğu gibi, İstanbul için kesenin ağzı sonuna kadar açan Ankara, iş Bursa’ya gelince ‘bugün git yarın gel’ mi diyor? 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161