Buraya geliş hikayem  ilk annemin karnında başladı;

Henüz doğmadan önce yani. Onunla.

Sonrasında sırasıyla,

Pusette, tay tay adımlarımla,çocukluğumla,ergenliğimle,delikanlılığımla,gençliğimle,

orta yaş halimle arşınladım yollarını.

Yaşlılığımda ise Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması finallerini izlemek için yılda bir kez olsa da halen sürüyor.( Sahne gösterisini izlerken takıldıklarımı bu makaleye sığdırmam mümkün olmayacağı için konuya ayrı bir yazı tahsis edeceğim)

Bilmiyorum bu kenti yönetenler de ömürlerinin her döneminde gelmişler midir buraya?

Eğer gelmişlerse bu yazım öncelikle onlara.

Burası dediğim,

Bursalı’nın nefes aldığı, yürüyüş yaptığı,çay bahçelerinde dostlarla hasbıhal ettiği,restourantlarında iki kadeh parlatıp stres attığı,her iki durumda da asla kazıklanma tehlikesi yaşamadığı toplumun hangi kesim ve  hangi gelir grubundan olsun burada ki mal ve hizmetlerden küçük bir servet ödemeden faydalandığı,iki adımda bir tanıdıklarıyla karşılaşıp selamlaştığı,ünlü şarkıcıları,komedyenleri sazendeleri canlı performanslarıyla izlediği,ağaç kayıklara binip küreklere asıldığı, yorulunca banklarında oturup etrafta dolanan ahaliyi  izlediği,semaverde çaydan ziyade anıları demlediği,Luna parkında ki oyuncakların (eskiden o aletlere oyuncak derdik)atlamaksızın hepsine binebilmek için babalarına türlü şaklabanlıklar yaptıkları,araç keşmekeşinden arınmış,hepsinin özellikle de çocuklarının bir magandanın lüks aracının altında kalıp ezilme tehlikesi yaşamadan koşuşturduğu,biz bize vakit geçirdiği yer;

Bursa Kültür Park yani.

Kültür Park idi demem daha doğru olacak.

Çünkü bu Kültür Park artık o yukarıda anlattığım Kültür Park değil.

Hatta Kültür sözcüğü bile artık yerini yadırgar duruma gelmiş.

Kültürsüzlük egemen olmuş.

Şimdi denilebilir ki,

‘Bu Dinozor elli yıl geride takılmış kalmış.Eskilerden dem vuruyor,bu günkü Bursa’dan haberi bile yok.Ha bire şikayet.Yazdırmayacaksın kardeşim bunun gibi moruklara…’

Denilsin;hiç mühim değil.

Mühim olan elli yıl öncesine dönülünce kültürel anlamda bu yıldan en az yirmi yıl öteye geçildiği…

Gerçeklerin kabul ile ilgili bir sıkıntısı yoktur. Çünkü ne kadar inkar edilirlerse o kadar gün yüzüne çıkarlar.

Deneyelim mi?

O zaman buyurun dün akşam gördüğüm Kültür Park’a.

Şimdilerde olmayan,aslında oradan girişi de olmayan inşaat cürufunun dağ gibi yığıldığı,patika benzeri bir yoldan girdik  parka.Eskiler buraya Stadyum kapısı derlerdi.

Bizi ilk karşılayanlar yaya yolunun ortası dahil olmak üzere gelişi güzel park edilmiş birbirinden modelli koca koca otomobiller oldu.(bunu da hiç anlamış değilim, insanlar yolları daracık bir kentte neden bu denli büyük araçlarla dolaşmak isterler ki;her halde kendilerini daha önemli hissediyorlar ya da en azından  önemli hissediyorlar da ondandır diye düşünüyorum)

Tam otomobillere  parkın bu girişinin şu anda ki durumundan dolayı geçici olarak izin verildiğini düşünüyordum ki, beş adımdan sonra  arkamızdan gelen korna sesi fikrimi değiştirdi.

Sadece yayalara ayrılmış bir yolda adam bize yoldan çekilelim de o geçsin diye korna çalıyordu iyi mi?

Geçti tabii.Yoldan çekilen biz olduk.

Bu durum Açık Hava Tiyatrosuna gidene kadar kaç kez tekrarlandı saymadım.

Saymadım çünkü,gözüm ay çekirdeği kabuğu istilasına uğramış bankların önlerine ve

Çimenlere yayılmış çoluk çocuk bağıraşan turistlere takılmıştı.

Turistten kastım malum.

Yalnız şunun da altını çizmeden geçemeyeceğim; Bursa’da müşteri ağırlama yarışması yapılsa parkta ki işletmelerin garsonları muhakkak ilk üçe girerler.

Turiste bir itibar bir itibar sormayın gitsin.Ama haksız da değiller,biz bir çay burada kaç lira acaba diye düşünürken o turistler bir batında on beş çay,on pizza,beş kola,yedi dondurma siparişi veriveriyorlar.

Gel de sevimli olma di mi ama?

Bu turistlerin Kültür Park’ın fiyat listelerine de çok olumlu (!)etkiler yaptıklarını çay bahçelerin kapılarında ki fiyat listelerinden öğrenmek mümkün.

Liste dediğime bakmayın öyle hiç birinin girişinde ürünlerinin fiyatlarını gösterir bir tabela filan yokta,yıkanılırken üşenilmişte ‘amaaan bu da böyle olsun’ denilmiş çay bardaklarında verilen çay gibi görünen Doğan görünümlü Şahin misali koyu renkli ılık  sıvıları üç buçuk liraya,kaşarlı tostu altı,tek bir çiğ böreği beş buçuk liraya içip yiyince anlıyorsunuz vehbinin kerrakesini.

Malumunuz bu turistlerlerin bir yatılı olanları var.Ancak onların çay bahçelerinin içi ile ilgileri yok,kapılarından giren çıkanlarla meşguller.Çoluk çocuk erkek kadın parkın her tarafına dağılmışlar (kendi ırklarından olanlardan pek yüz göremeseler de) gruplar halinde dileniyorlar.

Bizim zamanımızın çiçekçi kızlarının,sigaracı Alilerinin,Bademci Hakkılarının, Kavurmacı Hilmilerinin,Tansiyoncu Ekremlerinin sepetlerinin,askılarının,tepsilerinin asılı kaldığı anılarda kimi görseler dilenerek fink atıyorlar.

Dillerini bilmiyorsanız da  para vermediğiniz zaman vücut dillerinden hakkınızda hiçte  hayır okumadıklarını rahatça anlayabiliyorsunuz.

Hakim dil de Türkçe değil artık Kültür Park’ta.

Abarttığımı düşünen varsa gidiversin bu akşam görsün.Hem görsün hem duysun.

Şimdi vayy ırkçılık yapıyorsun diye efeleneceklere sorarak yazayım son satırları da;

Bizim dilimizi öğrenmekte ısrarla direnen,öğrenipte konuşmamakla bu ısrarı sürdüren,aynı köklerden gelmelerine karşın birbirlerinden asla hazetmeyen,biri aşırı paralı diğeri aşırı yoksul olanların halleştikleri,yine birinin parasıyla diğerinin konumuyla dayattıkları kalitesizlikle bize ait değerlerin üzerinde tepindikleri bir ortamda ırkçılık kimin heybesinde?

İnsanın yaşadığı, doğup büyüdüğü ve ölümümün de kuvvetle muhtemel burada olacağı kentinin  böylesi bir kültür yozlaşması içerisinde olmasını sineye çekmesi çok mu kolay?

Hiç mi bir şey demesin,sussun mu yoksa başını kuma mı gömsün?

Ya da ‘durum bu’ yu kabullenip  her ne hali varsa görsün mü?

Neyse;

Uzun lafın kısası

Park El Mafiş…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234

banner246