Şimdi  gazeteden arayıp,

’’Seni genel yayın yönetmeni yaptık, yarın gel başla’’deseler,

Muhabirlikten, mizanpaja, grafikten,söyleşiye,özel haberden köşe yazısına,televizyon programından,youtube kanalıma bir sürü yaşanmışlığım olmasına üstelik bir dönem basılı gazete de  çıkartmışlığıma rağmen

 ‘Hadi geleyim bari’ diyemem.

Diyemem çünkü ben hiç günlük yayınlanan bir gazetede genel yayın yönetmenliği yapmadım ve bu konuda donanımlı da değilim. Dolayısı ile bu iş bana iki numara büyük gelir.

İçinden ‘hele bir teklif gelse görürüz seni de’ diyenler olursa diye yazıyorum,

Gazeteciliği çok sevmeme karşın, vallahi teşekkür eder, gitmem.

Beceremem de rezil olurum diye ödüm patlar ki büyük olasılıkla da beceremem zaten.

Bu yazı ödü patlamayanlar üzerine.

Haberi okuyanlarınız vardır;

Bir Üniversitenin  Rektörü  on yıl şoförlüğünü yapan kişiyi  fakülte sekreteri olarak atamış.

Atamakla da kalmamış  "Bu atamanın liyakatli olduğunu düşünüyorum, liyakatsız olduğunu düşünseydik atamasını yapmazdık. Bu konuda şüphem yok" sözleriyle de atamasını savunmuş.

Buraya kadar diyecek bir şey yok. Rektör yetkim var atarım demiş; atamış.

Şoför de ’Ben ne anlarım fakülte sekterliğinden ?’diye sormadan ‘eyvallah abi’ demiştir diyerek kolları sıvamıştır. Fakülte sekterliğini, telefonlara bakmak sanarak’’eee bi telefona da bakamayacak mıyız birader;kolay iş’’demiş olması da kuvvetle muhtemel tabi.

Bu nasıl bir öz güvendir anlamak mümkün değil.

Benim şaşkınlığım o şoför arkadaş özelinde atandıkları yerler hakkında en ufak bir bilgi ve deneyimi olmayan tüm atanmışlara.

Gerçi artık bu tepeden inme atamalara alışmış olmamız gerekir, her gün liyakatı çırak çıkartan bir sürü atama haberi okuyoruz.

Alenileşen meşrulaşır sözünün gereği şaşmamamız lazım da, insan yine de bir tuhaf oluyor işte.

Özgüven patlaması bu olsa gerek.

Geçenlerde bir firmanın (sanırım Milli takıma) ‘Özgüven Sponsoru’ olduğunu vurgulayan reklamını görmüştüm.

Ben daha bu özgüven sponsorluğu meselesini bile anlayamamışken özgüvenin patlamasını nasıl anlarım yahu?

Sahi;

Atayanlar bir punduna getirip  atıyorlar da ,atananlar hiç mi ‘’Ülen bu işten hiç çakmıyoruz netcez şimdi’’demiyorlar?

Demiyorlar ki, şimdiye dek ‘bilmem kimin bilmem nereye atadığı bilmem kim ben bu işe uygun değilim diyerek görevi kabul etmedi’ mealinden bir habere rastlamadım.

Rastlayanlarınız varsa benden şanslıdırlar.

Demek ki atanan yer neresi olursa olsun atanan derhal onun gerektirdiği liyakate sahip oluveriyor. Atama işleminin bir efsunlu tarafı olduğu muhakkak.

Tahsil, deneyim,donanım hiç mühim değil.İstim arkadan geliyor zaar.

Hamili kart yakinimdir bu coğrafya da her zaman oldu.Olmaya da devam edeceği aşikar da bazen kantarın topuzu fena kaçıyor.

Hz. Muhammed’in ‘’İş ehline verilmezse kıyamet yaklaşmış demektir.’’Hadisi Şerifi ninin  bile kaale alınmayarak yapılan atamalar artıkça da kurumlar fena halde yara alıyor.

Şöyle bir baktım bu adamı damdan aşırma becerisi sadece bize mi ait diye;

Değilmiş.

Dünya da pek çok memlekette geçerli akçeymiş ‘’gel birader bu koltuk senin’’meselesi.

Değilmiş ama,koltuğu her istediğinin altına sürmekte bizde ki kadar kolay değilmiş.İş meydana çıktığında koltuğu sürenin de altından koltuğunu alıveriyorlarmış.

Koltuk biz de kutsal mesele.

Gaptırmamak uğruna neler yaşanıyor ve yaşatılıyor bir baksak yetecek meselenin derinliğini anlamaya da,’bakacak hal mi kaldı birader’ derseniz işte onun yanıtı yok.

 Özel sektörde de kamuda ki kadar yaygın olmasa da uygulanan bu atama sevdası sanırım ‘’amman bir yerlerde adamım olsun,varsın işten çakmasın’’hezeyanından kaynaklanıyor,bazen de diyet ödemenin ödeme aracı oluyor.

İster cahil cesareti deyin,ister mühim olan makamlar değil adamı olanlardır deyin olur olmaz yerlere atananların bu konuda ki ben hallederim tavırları bir sendrom gibi.

Hani adı konsa özgüven sendromu tabiri cuk oturacak.

Aslında Ellen gelen düğün bayram atasözünün geçerliliğini koruduğu bir ülke de atananların ‘ben bu işin ehli miyim ki atandım’ diye düşünmeleri beklenemez.

Hele her atanma atananın hayatında maaşından,harcırahına,sosyal statüsünden, yetkilerine kadar efsunlu bir değişime neden oluyorsa hiç beklenemez.

Küçüklüğümden beri sıkça duyarım;

‘’Bir yerlerde dayın olacak arkadaş, yoksa işin yaş’’ derler.

Haklılar galiba…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner251

banner193

banner246

banner254