banner216

Bu haber kez okundu.

YAPTIKLARIMIZ YAPACAKLARIMIZIN TEMİNATIDIR…

-Sayın Başkanım, bizlere bu konu ile ilgili neler söylemek istersiniz?

1- SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMİ, HAKLARI KORUYAN VE GELİŞTİREN BİR YAPIYA DÖNÜŞTÜRÜLMELİDİR

 Sosyal güvenlik, evrensel bir hak olarak uluslararası belgelerde kabul edilmiştir. Anayasamızda da güvence altına alınan sosyal güvenliğin yürütümü için devlete de önemli yükümlülükler verilmiştir. Çalışma yaşamında türlü riskler ile karşılaşılmaktadır. İş kazası ve meslek hastalığı, engelli kalınma ve çalışma gücünün %60 ve üzeri kayıp durumunda malul kalınma veya ölüm gibi durumlarda sosyal güvenlik sistemi koruyucu ve gelir kaybını önleyici bir hak olarak devreye girmektedir. Sosyal güvenlik, aynı zamanda gelecek güvencesidir. Primli sistem ile kısa ve uzun vadeli sigorta kollarına ödenen primler ile yaşlılık, malullük ve ölüm sigortası ile gelir ve aylıklara hak kazanılmaktadır.

 Sosyal güvenlik; evrensel sözleşmelerde temel bir insan hakkı olarak görülmüş, demokrasi ile yönetilen ülkelerin anayasalarında en temel madde olarak değerlendirilmiştir. Bu bakımdan, anayasamızda vazgeçilmez temel bir insan hakkı olarak yer alan sosyal güvenliğin kapsamı genişletilmeli ve sağlanan haklar geliştirilmelidir.

2-İNTİBAK SORUNU GERÇEK ANLAMDA ÇÖZÜLEMEMİŞTİR

 2000 öncesi SSK emeklilerine 6283 sayılı Kanunla intibaklar yapılmış ve 1 Ocak 2013 itibariyle intibak farkları emekli aylıklarına ilave edilmiştir. 2000 öncesi emekli olanların intibak aylıkları ile 2000 sonrası intibak yapılmayan emeklilerin aylıkları, prim kazançları ve prim ödeme gün sayıları aynı olmalarına rağmen, emekli aylıklarında farklılıklar olmuştur. Sosyal güvenlik kuruluşlarının kendi içindeki objektif olmayan farklılıklar giderilmeli ve ortak standartlar oluşturulmalıdır. Taban aylıklar ve gelirler eşitlenmeli ve bu seviyenin tespitinde insan onuruna yaraşır hayat seviyesi dikkate alınmalıdır. Sosyal güvenlik kuruluşlarının standartlarındaki farklılıklar yasal düzenlemelerle intibak yapılarak giderilmelidir.

3-AYLIK HESAPLANMA PARAMETRELERİ DEĞİŞTİRİLMELİ

 Sosyal güvenlik sistemimizde, farklı statülere göre mevzuatın düzenlenmesi, norm ve standart birliğini bozan uygulamaya dönüşmüştür. Emekli Sandığı mevzuatında, emekliliğe esas alınacak derece/kademe ve göstergeler ile birlikte diğer hak edişleri üzerinden aylık bağlanmaktadır. SSK ve Bağ-Kur sigortalılarının aylıklarının hesaplanmasında çalışılan dönemlerde yürürlükte olan kanun hükümlerine göre, karma sistem üzerinden aylıklar hesaplanmaktadır.

 5510 sayılı Kanunun aylık hesaplanma parametrelerinde dikkate alınan güncellenme katsayısı ve aylık bağlama oranı yetersiz kaldığından, prim ödeme gün sayısını yerine getirenlerin istihdamda kalmaları durumunda emekli aylıklarında kayıplar öngörüldüğünden, çalışmama eğilimi artmaktadır. İstihdamda kalmayı teşvik eden ve çalışma süresi uzadıkça, emekli aylığını artıran değişikliklere gidilmelidir. Emekli aylıklarındaki düşmenin önlenebilmesi için, güncellenme katsayısında yer alan gelişme hızının %30’u yerine %100’ü benimsenmelidir. 4447 sayılı Kanun dönemindeki gibi, ilk 10 yılın aylık bağlama oranı her bir 360 gün için %3,5, sonraki günler için her bir 360 güne %2 aylık bağlama oranı getirilmelidir. Alt sınır aylığı aylık bağlama oranı %60 olarak benimsenmelidir.

4-EMEKLİ ZAMLARI EŞİTLENMELİ

 İşçi ve Bağ-Kur emeklilerinin aylık artışları 6’şar aylık enflasyona bağlıdır. Memur emeklileri ise 6289 sayılı Kanunla; memurlarla yapılacak toplu sözleşmenin hükümlerine göre zam uygulanmaktadır. Bu durumda; emekliler arasında fark doğduğu takdirde bu farkı ortadan kaldıracak düzenleme yapılmalıdır.

5-GELİR VE AYLIKLARIN ARTIŞINDA REFAH PAYI DİKKATE ALINMALIDIR

 İşçi ve Bağ-Kur emekli aylıklarının, 4447 ve 5510 sayılı Kanunlarda sağlıklı olmayan ve Derneğimizin de karşı çıktığı; aylık/altı aylık enflasyon artışlarına endekslenmesi, emekli aylıklarının artışını sınırlı tutmuştur. Bu sistemin yetersizliği görüldüğünden, bazı yıllar farklı Kanunlar ile emekli aylıklarında seyyanen veya yüzdeli artışlara gidilmiştir.

 Gelir ve aylıkların artışından temel alınan Türkiye İstatistik Kurumu tarafından hesaplanan tüketici fiyat artışlarının koruyucu bir sistem değildir. Emekliyi temsil etmeyen birçok harcama kaleminin genel enflasyon içerisinde yer alması, emeklilerin harcamalarındaki artışı aşağı çeken bir uygulamaya dönüşmüştür. Sonuç olarak, 5510 sayılı Kanun’un gelir ve aylıkların artışını enflasyona endeksleyen hükmü değiştirmeli, emeklilere refahtan pay verilmelidir.

6-2002, 2006, 2008 YILLARINDAKİ ZAM FARKLARI ÖDENMELİDİR

 4447 sayılı Kanun’un geçici 4. Maddesine göre memur aylıklarının artışı ile işçi ve Bağ-Kur emeklilerine yapılan artışın kıyaslamasından oluşacak farkları öngören 1 Kasım 2002 Kararnamesi’nin uygulanmaması, 2007 yılında Bütçe Kanunu ile öngörülen 2006 yılı enflasyon farkının eksik hesaplanması Derneğimizce yargıya götürülmüştür. Keza 2008 yılında da Bütçe Kanunu ile engellenen aylık enflasyon farklarından doğan alacaklarımız da AİHM’e taşınmıştır. Emeklilerin, kanunlar ve kararnameler gereği alacakları yargı süreci beklenmeden ödenmeli ve emekliler daha fazla mağdur edilmemelidir.

7-VERGİ İADESİ KARŞILIĞI GETİRİLEN EK ÖDEME ORANLARI YÜKSELTİLMELİDİR

 Vergi gelirlerine bakıldığında, dolaylı vergilerin oranının %70 olduğu açıkça görülmektedir. Emekliler her türlü harcamalarında KDV, ÖTV gibi toplumda gelir eşitsizliği getiren ödemelerde bulunmaktadır. Emeklilerin ödediği dolaylı vergiler ile gelirlerin bir bölümü geri alınmaktadır. Önceki dönem uygulamalarında daha yüksek bir oranda vergi iadesi alınırken, 2006 yılından itibaren kaldırılan vergi iadesinin karşılığı olarak, emeklilere %4-5 arasında bir ek ödeme yapılmaktadır. Emekliler harcamalarında %8-18 arasında vergi öderken, kendilerine %4-5 arasında bir ek ödemenin yapılması yetersiz kaldığından, ek ödeme oranları en az %8-9 yükseltilmelidir.

8-EMEKLİYE ÖDENEN PROMOSYON ÖDEMELERİ İYİLEŞTİRİLMELİ

 2007/21 sayılı Başbakanlık genelgesi gereğince çalışanlara yapılan promosyonun ölçülerinin aynı şekilde emeklilere verilen promosyon ödemelerinde dikkate alınmaması büyük bir eşitsizlik örneği olmuştur. Sosyal Güvenlik Kurumu, bankalarla gerekli olan sözleşmeyi yapmış ve aylık seviyelerine göre üç kademe üzerinden promosyonların ödenmesi önemli bir başlangıç olmakla birlikte, tutarlar düşük kalmıştır.

 Bu nedenle, SGK ve bankalar arasında yapılan sözleşmeler revize edilmeli, 2007/21 sayılı Başbakanlık Genelgesi esaslarına göre promosyon ödemelerinde iyileştirmelere gidilmelidir.

9-EMEKLİDEN KATILIM PAYI ALINMAMALIDIR

 Sağlık hizmetlerinin tek elden yürütülmesi doğru bir uygulamadır. Emeklilerin, istedikleri kamu ve özel sağlık kuruluşlarına gitmesi olumlu olmakla birlikte katkı payı, reçete payı ve ilaç fark ücretinin emeklilerden alınmaması sağlanmalıdır. Çalıştıkları dönemlerde vergi ve sağlık sigorta primini uzun yıllara ödeyen emeklilerin içinde bulundukları koşullar ve yaşları dikkate alınmalı ve katkı paylarından muaf tutulmalıdırlar.

10-SOSYAL GÜVENCESİ OLMAYAN KIZ ÇOCUKLARI KORUNMALIDIR

 6111 sayılı Torba Kanunu ile 1 Ekim 2008 öncesi dönemlerde çalışmayan ve evli olmayan kız çocuklarının durumunda değişiklikler olması durumunda kesilen sağlık yardımlarını kaybediyordu. Torba Kanunu ile bu hak kaybı giderilmiş ve durumlarında değişiklik olan kız çocuklarının; iş bulması ve yeniden işsiz kalması, evlenmeleri sonrasında boşanmaları durumlarında anne ve babalarından aldıkları sağlık yardımlarına yeniden kavuşmaları olumlu bir değişiklik oldu.

 1 Ekim 2008 öncesinde anne ve babalarından aldıkları sağlık yardımlarının 1 Ekim 2008 sonrası sürece yeni dahil olan kız çocuklarının eğitimleri ve 25 yaş sınırı ile sınırlı tutulması, eşitlik ilkesine aykırı bir uygulama olmuştur. Bu nedenle, tarih ayrımı yapılmadan kız çocuklarının sağlık yardımlarında eşitlik sağlanmalıdır.

11-EMEKLİYE DESENDİKA HAKKI TANINMALIDIR

 Ülkemiz tarafından onaylanmış olan Uluslararası sözleşmelere uygun biçimde ve Anayasa’nın 90. Maddesi’ne eklenen son fıkra gereği; emeklilere de sendika hakkı tanınmalıdır. Çağdaş demokrasilerde öngörüldüğü şekliyle, emeklilere de toplu sözleşme yapabilme hakkı sağlanmalıdır.

12-EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY’DE EMEKLİLERE DE TEMSİL HAKKI TANINMALIDIR

 Demokrasinin vazgeçilmez yapılanmaları arasında yer alan Ekonomik ve Sosyal Konsey’in hayata geçirilmesi olumlu bir gelişmedir. Ancak bu demokratik yapılanma içerisinde sosyal grupların temsilcisi konumundaki sivil örgütlenmelere yer verirken emeklilerin bu platformda temsilinin gerçekleştirilmemiş olması doğru bir yaklaşım değildir. Konseyin yapısı yeniden düzenlenmeli ve temsil kapsamı genişletilerek emeklilerin de bu yapıda yer alabilmeleri sağlanmalıdır.

13-SOSYAL GÜVENLİK DESTEK PRİMİ EMEKLİ AYLIKLARINA YANSITILMALIDIR

 İş sözleşmesiyle çalışan emeklilerin prime esas kazançlarından kesilen ve sosyal güvenlik sisteminde karşılığı bulunmayan, sosyal güvenlik destek primi uygulamasıyla ödenen primler her yılsonunda emekli aylıklarına yansıtılmalıdır. Böylelikle, çalışan emeklilerin aylıklarında bir iyileştirme sağlanacak, ödenen primler karşılığını bulacaktır.

14-MEMURLUKTAN AYRILMIŞ EMEKLİLERİN İKRAMİYELERİ ÖDENMELİDİR

 Memuriyet görevinden herhangi bir sebeple ayrılarak bir başka sigorta kolundan emekliye ayrılmış olan kişilere, memuriyette geçen görev süreleri için Anayasa Mahkemesince uygun görülen ikramiyelerinin ödenebilmesi için gerekli yasak düzenlemeler en kısa sürede yapılmalıdır. Mevcut halde yapılmış olan düzenleme Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırıdır.

15-EMEKLİYE POZİTİF AYRIMCILIK UYGULANMALIDIR

 Yaşları itibariyle, hayatlarının son dönemini huzur içerisinde yaşamak durumunda olan emeklilerimize, referandumda getirilen koşullardan birisi olarak Anayasal çerçevesi belirlenen pozitif ayrımcılık ilkesi en kısa sürede hayata geçirilmelidir.

 Yasama, yürütme ve yargı süreçlerinde emeklileri ilgilendiren hususlarda süreçlerin en hızlı şekilde sonlandırılmasına yönelik yasal tedbirler alınmalıdır. Emeklilerimizin; yıllarca süren davaları, yasalaşmayı bekleyen tasarı veya teklifleri bekleyecek zamanları bulunmamaktadır. Emeklilerimizin davalarına öncelik verilmeli, emeklileri ilgilendiren yasa tasarıları ve teklifleri parlamento gündeminde öncelikli olarak ele alınmalıdır.

16-AKTİF YAŞLANMA POLİTİKALARI ÜRETİLMELİ

 2012 Yılı Avrupa Aktif Yaşlılık ve Nesiller Arası Dayanışma Yılı olarak ilan edilmiştir. Bu kapsamda, aktif yaşlanmayı içeren politikaların sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte belirlenerek uygulamaya konulması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Nesiller arası dayanışma açısından da, emeklilerimizin tecrübelerinden istifade edilecek istihdam şekilleri yaratılmalıdır. Yaşlılık Bakım Sigortası başta olmak üzere; yaşlılıkta insanca yaşamayı temin edecek sosyal güvenlik argümanları ve sosyal yardım düzenlemeleri geliştirilmelidir.

17-ANAYASA DA YAŞLILAR İÇİN ÖNGÖRÜLEN UYUM YASALARI ÇIKARTILMALIDIR

 Yaşlılar için Anayasamızla getirilen pozitif ayrımcılık içeren düzenlemenin uyum yasaları acilen çıkartılmalıdır. Bu kapsamda; yaşlıların fizyolojik ihtiyaçları dikkate alınarak, başta ısınma ve barınma ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde kira ve yakıt yardımı yapılmalıdır. Doğalgaz, elektrik, su, telefon ve ulaşım hizmetlerinde pozitif ayrımcılık sağlayacak şekilde özel indirimler sağlanmalı, yaşlı bakan ailelere sosyal destek ödemesi yapılmalıdır.

18-EVİ OLMAYAN EMEKLİLERİMİZİN KONUT SAHİBİ OLMASI

 Türkiye Emekliler Derneği’nin altın projesi olan evi olmayan emeklilerimizin uygun ödeme koşullarıyla TOKİ vasıtasıyla ev sahibi olma projesi, evi olmayan emeklilerimize yönelik TOKİ projesinin kapsamı genişletilmelidir.

19-1987-1995 DÖNEMİNDEKİ EMEKLİLERİN KEY ÖDEMELERİ YAPILMALIDIR

 3320 Sayılı Konut Edindirme Kanunu’nun kapsam maddesinde, KEY kesintilerinin sigortalılar için işverenlerin, emekliler için ise sosyal güvenlik kuruluşlarınca yatırılması düzenlenmiştir. Ev sahibi olmama koşulunun bulunmasının tespiti ile birlikte sosyal güvenlik kuruluşlarınca KEY kesintilerinin emekliler adına ödenmesi Kanun gereğidir. SSK, emekli olanların sınırlı bir bölümünün KEY ödemelerini yaparken, büyük çoğunluk listelerde ismi olmadığından KEY ödemelerini alamamışlardır. Bu konuda davalar açılarak emekliler yargıda hak aramaktadır. 3320 sayılı Kanun’un kapsam maddesine göre hak eden emeklilere KEY ödemeleri yapılmalıdır.

20-65 YAŞ ÜSTÜ ÜCRETSİZ SEYAHAT HAKKI

 6502 Sayılı Kanun gereği Belediyeye ait otobüs, tramvay ve metro hizmetleri ile gerekse Belediyece yetkilendirilen Halk otobüsleri tarafından verilen Şehir içi toplu taşıma hizmetlerinden ücretsiz ve sınırsız yararlanma hakkı olan 65 yaş ve üzeri TC. Vatandaşlarının bu faydalanma hakkının günlük 4 sefer ile sınırlandırılmaması, bazı ilçe ve hatlarda ücretsiz seyahat hakkı verilmesi, BUKART’lardan yıllık yenileme ücreti altında 15.00 TL. ücret alınmaması ve yasada açıkça belirtilen nüfus cüzdanı ibrazı ile seyahat hakkının kullanımının engellenmemesi.

-Sayın Başkanım son olarak neler eklemek istersiniz?

 26 Ağustos 2018 Pazar günü saat 10:30’da Kültür Park eski Nikah Dairesi altındaki Salon Medya’da yemekli Genel Kurul toplantımıza bütün üyelerimizi bekliyoruz diyerek sözlerini tamamladı.

HABER VE FOTOĞRAF: ÖZKAN YILDIRIM

Bursa Haber Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234