banner216

Bu haber kez okundu.

MUSTAFA SARKI BAŞKAN’DAN YENİ DÖNEMLE İLGİLİ ÖZEL AÇIKLAMALAR

  Türkiye, neredeyse 100 yıllık bir dönemin sonunda demokrasi yolunda güzel bir makas değişikliğine uğrayarak başkanlık sistemine geçmiş oldu. Biz bu sistemi, yeni sistem, yeni başkan, yeni bir Türkiye olarak özetleyebiliriz ve ya güçlü lider, güçlü ülke cümlesinin ardında kendimizi daha güzel bir şekilde ülke olarak değerlendirebiliriz diye düşünüyorum. Aslında yeni sistemde STK yeni sistemin neresinde diye sorabilirsiniz? Sivil Toplum Kuruluşu temsilcisi olarak, yıllarımı bu işe veren biri olarak söylüyorum; aslında bu yeni sistem Sivil Toplum Kuruluşlarının da izlediği bir sistem. Herkesin kendisini rahat bir şekilde ifade edebileceği, konumlandırabileceği, yönetişim denilen olay nedeniyle yönetime katkı sunabileceği,  kurumsal açıdan kendi konumlarını çok iyi değerlendirebilecekleri ve yönetimle ilgili alternatif düşünceler oluşturmada katkılar sunabileceği bir döneme girmiş oluyoruz. Bu nedenle Memur-Sen’i ilk defa Türkiye’de yetkiye taşıyan bir sendikanın Diyanet-Sen 1 Nolu Şube Başkanı olarak şunu özellikle vurgulamak istiyorum; biz yılların ötekileştirdiği ve ya toplum içinde derin makasların oluştuğu, oluşturulduğu dönemleri artık kapatmak üzereyiz. Herkesin birbiriyle çok iyi geçinebileceği, birbirlerine düşünce bazında katkı sunabilecekleri ve kardeşçe yaşayabilecekleri, aynı zamanda İslam coğrafyasının lokomotifi konumunda olabilecek yeni bir lider, ülke statüsüyle bu İslam coğrafyasına büyük katkılar sunabileceğimizi görebiliyoruz. Bu sebeple; STK’lar olarak bundan sonra bizim işimizin daha da arttığını, bizim STK olarak önlemimizin daha da arttığını, kamu çalışanlarının temsilcisi olmanın yanında bu ülkede yaşayan bir birey ve bir kurum olarak üzerimize daha büyük yük düştüğünü, kurumsal ve bireysel anlamda olmak üzere hem siyasete, hem de kamu bürokrasisine katkı sunabileceğimizi, yeni oluşabilecek bu ofisler, kurullar kendi düzeyinde bizim de düşüncelerimizin olacağını ve bu konuda katkı sunabileceğimizi düşünmüyorum. Çünkü; şunu hiçbir zaman ıskalamamak gerekir; Türkiye’de yaşayan bireyler şimdiye kadar kendilerini hep ifade etmekte zorlanıyorlar. Sivil Toplum Kuruluşu olarak birçok anlamda yorumlar yaptığımızı, yapabileceğimizi, artık Türkçe’nin eski Türkçe olmadığını görüyorum. Aslında buna da ihtiyaç var. İnsan ne zaman değerlidir, önemlidir? Bir şeye katkı sunarsa, yeni düşünceler oluşturma anlamında kendisine pay kaparsa, o zaman önemlidir insan. Yoksa kendi başında, hiçbir şeye dokunmayan, suya sabuna dokunmayan insanın ne kadar faydası var bizim toplumumuza... Bir de böyle düşünmek gerekir. Biz yerel siyasetten, belediyecilik anlamında mahalli kuruluşlara, çalıştırdığımız kurumlara, ilçe ve il müftülükleri dahil olmak üzere bütün bunlarda yaşanılan herhangi bir olumsuzluklar oluştuğunda kendi fikrimizi çok açık bir şekilde söylüyoruz.

  Şuan biz Memur-Sen ve Diyanet-Sen olmak üzere 18. yılda yetkinlik taşıyoruz. Ben daha önce Diyanet-Sen çalışanı olarak gittiğim yerlerde kendimi çok rahat bir şekilde ifade etmekte zorlanıyordum. Bireysel olarak belli bir alt yapımız var bu ayrı bir şey tabii de siz gittiğinizde size hep farklı bir mizaçlarla bakıldığını, farklı gözlerle bakıldığını gördük, maalesef bunları yaşadık. Bugün yeri geldiğinde yumruğunu masaya vurabilecek, kimseye karşı diklenmeden gurur içinde olmadan ayakta gidebilecek bir yapımız var, öyle bir yapı içerisindeyiz ve bunu herkese de söylüyoruz. STK olarak Türkiye’nin en büyük Sivil Toplum Kuruluşuyuz. Memur-Sen, 1 milyon üzerinden üyemiz var. Diyanet-Sen olarak 82 bin üzerinde üyemiz var. 2 yılda bir yetkili sendika olarak toplu sözleşme yapıyoruz. 2019’da yine olacak. Düşüncelerimizi, çalışanlarla ilgili, vatandaşlarımızla ilgili, çalışanın yanında emeklilerle de ilgili bütün her şeyi gündeme getirerek bir araya geliyoruz. Diyanet-Sen olarak yıllardır lisans düzeyinde İlahiyat anlamında ön lisans eğitimi almış, daha önce öğretmenlerin, sağlık kuruluşlarındaki memur çalışanlarının, Diyanet çalışanlarının da elde ettiği hak gibi DGS’ye girmeden sınavsız bir şekilde lisans tamamlanabileceğini, bu anlaşmanın çıktığını biliyoruz. Mecliste yasa da çıktı bu konuda. Özellikle bu lisansı tamamlama konusunda Sayın Cumhurbaşkanımızın yardımları çok olmuştur, yardımlarını esirgememiştir, ondan dolayı kendilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz. Milli Eğitim Bakanı, YÖK Başkanı, Memur-Sen Genel Başkanımız, Diyanet-Sen Genel Başkanımız illerde ses getirsin diye çalışma yapan başkanlarımızın çok katkısı olmuştur. Bundan dolayı teşekkürlerimizi iletiyoruz.

-Başkanım, bizlere ve okuyucularımıza 15 Temmuz’un ikinci devriyesiyle ilgili neler söylersiniz?

  Türkiye’nin başında Cumhurbaşkanımız olmasaydı maalesef büyük bir felaket yaşayacaktık biz. Bu felakat yaşanmasın diye, “Milletimi, tüm şehirlerin meydanlarına davet ediyorum!” demesiyle bu millet Cumhurbaşkanının sesine kulak verdi ve biz Memur-Sen ve Diyanet-Sen olarak Cumhurbaşkanımızın davetiyle hemen meydanlara çıktı. Çok da duygusal bir ortam oluştu ve şunu görmüş olduk; 15 Temmuz Darbe girişimiyle ilgili bu hain Feto denilen yapının ülkeyi nereye kadar getirebileceğini hepimiz gördük. Ülkenin sistemindeki, memleketin sistemindeki kurumların bütün kılcal damarlarına kadar girmişler. Hala daha temizlenmek için uğraşılıyor ve hala daha temizlenemedi ama iyiye gidiyoruz. 15 Temmuz aslında bu toplumun haklarını, özgürlüklerini kullanmada bir miattır. Artık eskisi gibi vesayitçi bir sistem olmayacak. Bu millete, ülkemize daha çok hizmetler yapılması konusunda herkes kendi alanında hizmet etmeye çalışacak. Allah, bu topluma bir daha böyle 15 Temmuz’daki gibi darbe girişimine vesile olacak ve halkta, memleketi diz çöktürecek bize bu şekilde çalışmalar yapan hain kuruluşlara, yapılara fırsat vermesin.

  Bundan sonra bireysel, kurumsal, Diyanet-Sen, Memur-Sen olarak biz artık her yerde elimizden geldiği kadar olacağız, elimizi taşın altına koyacağız. Bunun için illa ki yönetici olmaya gerek yoktur. Ben bu toplumda yaşıyorsam, bu toplumda yaşamanın bir gereği olarak milletime faydalı olabilmek için elimden geleni yapmak zorundayım, bu düşüncedeyiz, böyle de olmak zorundayız. Biz hiçbir zaman birilerinin yandaşı da olmadık.

 Şuanda Diyanet’te sendikalaşma oranımız %70 civarında, daha da yükselir. Memur-Sen’in Türkiye’ye getirdiği durumları da görüyorsunuz. Daha da güzel günlere geleceğimize inanıyorum, böyle inanç ve kanaat içerisindeyim. Rabbim, memlekette her birimize güzel hizmetler yapmayı nasip etsin inşallah… Sizlere de teşekkür ediyorum.

Bizler de bizi konuk ettiğiniz için, Bursa Haber Gazetesi ailesi olarak Diyanet-Sen’e ve bütün memur çalışanlarına teşekkür ediyor ve başarılarınızın devamını diliyoruz.

HABER VE FOTOĞRAF : ÖZKAN YILDIRIM

Bursa Haber Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner161

banner193

banner202