Bu haber kez okundu.

İTTİFAK MAĞDURUYUZ BELKİDE ...

Normalde Yıldırım ve Büyükşehir kazanılabilirdi...

     Kentimizin tanınmış simalarından, 31 Mart seçimlerinde Saadet Partisi'nden Yıldırım Belediye Başkan adayı olan Doktor Sadettin Sadi Sesli ile seçimlerin  analizini  ve daha birçok konuyu ele aldığımız güzel, detaylı bir röportaj gerçekleştirdik.

•   Öncelikle Sayın hocam  31 Mart seçimleri geride kaldı ve üzerinden de 10 günden fazla bir zaman geçti ,  bizlere kısa bir seçim değerlendirmesi yapabilir misiniz?

--- Tabii, elbette .  Öncelikle şunu söylemek istiyorum kesinlikle “mutsuz” değilim. Ben bu yola çıkarken ittifak yoktu ve de bir alternatif olması , doğrunun ne olduğunu anlatabilmek için iyi partiden aday olmuştum. Aslında iki kutuplu seçimin doğru kurgulanmadığı zaman ne kadar da zararlı olduğunu ülke çapında baktığımızda görüyoruz. Ayrıca bazı çevreler seçim kazanmak için ülke çapında türlü türlü  iftiralarla, yalanlarla , fotomontaj yapılmış evraklarla insanların algıları ile düşünceleri ile oynayarak özgür iradelerini ellerinden alındığına şahit olduk.  Şimdi bu seçimlere  özgür  irade yansımış diyebilir miyiz. Kesinlikle özgür irade yansımadı bence, özgür irade yansımadığı zaman bu işin sonunda hayırlı bir şey çıkar mı?   Benim inancıma göre çıkmaz! ve bunu Önümüzdeki aylarda  ve yıllarda yaşayacağız ve bir kez daha göreceğiz.  Şimdi sahaya çıktığımız zaman ne gördük?  Hep insanların  şikayetlerini dinledik ,hissettik ve yaşadık .  İnsanlar ‘biz yıllardır oy  verdik  ama vaad edilenler söylenenler tutulmadı, biz yıllarca oy verdik ama Yıldırım'ın halini görüyorsunuz, oy vermemize rağmen yaşanmaz bir ilçemiz var’ diyorlardı  . Peki ne oldu?  Seçimin sonunda yine çoğunluk aynı şikayetçi  olduğu tarafa oy vermiş oldu. Şimdi burada anormal bir durum var. Böyle olunca otomatikman sosyolojik ve ruhsal yapıda  problem arıyorsunuz.  Burada korkular  devreye giriyor  zaten dikkat ederseniz  demokrasilerde böyle bir şey yoktur . Korkular üstünden demokratik bir seçim olmaz , özgürlükler üstünden demokratik bir seçim olur. Korkuların üstünde ancak istemediğimiz tarzda seçimler meydana gelir o nedenle seçimin sonucunda hangi parti kazanırsa kazansın beni mutlu etmiyor. Çünkü iki tarafta korkular üzerinden oynuyor. Biri  iktidarın üzerinden yapacaklarıyla  korkutuyor, diğeri onlar bu işi beceremez ,çünkü musluğun başında biz varız musluğu keseriz  , o yüzden başarısız olurlar diyor ve ekliyor aman ha   yanlış yapmayın diyor, bunu dünya tarihinde çok ilginç zamanlarda bir çok örnekte görülmüş ve sonuçlarını da hepimiz biliyoruz aslında.

    Burada tabii kaybeden yine  aslında halk, niye kaybediyor?  Yıllardır süregelen  şeyin bundan sonra farklı bir şekilde ilerlemesini beklemek ne kadar mantıklı olur. Daha önce daha yetkin kadrolarla çalışıldığı halde,  şimdi daha az yetkin olduğunu düşündüğüm kadrolarla çalışırken daha iyi bir sonucun çıkmasını beklemek aslında saflık olur. Süreç nasıl ilerler bilmiyorum ama bu defa iyi ilerlemeyeceği kesin. Muhtemelen de, her ne kadar iktidar kendini başarılı oldum %52’yi korudum dese de şu anda yaşadıklarımızdan görüyoruz ki memnun değiller. Vatandaşın  seçimini takdir etmek yerine nerede ne yaparız nasıl bir durum ortaya çıkarırız ki bazı yerlerde olayı lehimize çeviririzi diye düşünüyorlar ve halen sonuçlanmayan yerler var bu normal değil. Ama diğer taraftan kazanmış olduğu yerlerde itirazlar  kafadan reddediliyor. Bu aslında onların da durumdan memnun olmadığını gösteriyor.

   Bursa yereline gelirsek ,  Bursa'da muhalefet kanadı genel olarak işbirliği içine girmesine rağmen kazanamadılar. Dikkat ederseniz Mustafa Bozbey de seçim öncesi ,gecesi ve sonrası yalnız bırakıldığı anlaşılıyor. O çok açık açık anlatamıyor ama, bunu sadece yalnız bırakılmak olarak  ifade ediyor .  Ama  ben onun kazanmaması için uğraşıldığı kanısındayım. Meclise yaptığımız ziyaretimizde genel değerlendirme ve konuşmalarda Mustafa Bozbey'in kazanması için değil de kazanmaması adına Büyükşehir'e aday edilmeye çalışıldığının kanaatindeydim. Ben o süreçte hem kişilerin vücut dillerinden hem de seçilen cümlelerden aslında onun kazanması yönünde değil de Nilüfer’de CHP genel merkezi kendi adayının kazanması ve Mustafa Bozbey'in de Büyükşehirde kaybetmesi üzerine pozisyon alındığı hissiyatına kapıldım. Bunu bizzat Mustafa Bozbey’e de kendim söyledim ve oradaki izlenimlerimi anlattım. Oda bana ilk söylediği ben Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olmayı  düşünmüyorum olmuştu ve bunun olmamasıyla  ilgili çok ayak sürttü fakat sonunda onu , ilçe belediye başkanlıkları ve tüm Meclis üyeliklerinin kendisinin oluşturulması yönünde verilen sözler ve baskılar neticesinde  ikna ettiler, fakat sonrasında verilen sözlerde  tutulmadı, sadece Nilüfer’de onun karar vermesine izin verdiler. Onun dışında diğer ilçelerin çoğunda genel merkez karar verdi. Bir ittifak yapıldı ,siz ittifakı niye yaparsınız?  Başarılı olmak için  , ittifakı öyle bir kurguda yaptılar ki başarısızlık üzerine neredeyse kuruldu. Böylece muhalefet olarak siz başarısız olunca , normal  olarak başka bir kanat başarılı oldu. Ben her seferinde bir ittifak mağduru olduğumu birçok televizyon programında ve röportajlar da  belirttim. İttifaklar için “Özgür iradeyi ortadan kaldırıyor” demiştim.  İttifak yapabilirsin ,ama herkesin kendi adayı olması lazım ,vatandaş bunun altında kendisi ittifak edebilir . Diyelim ki ; İlla ortak aday belirleyeceksiniz. O zaman kriter olarak neyi baz  alırsınız oradaki seçmen yapısını  baz almanız lazım  . Örnek veriyorum Osmangazi ve Yıldırım gibi muhafazakar ve sağ seçmenin % 80'lere dayandığı bir yerde siz Cumhuriyet Halk Partisi'ne karşı kodlanmış olan bir seçmen kitlesinin önüne tutuyorsunuz Cumhuriyet Halk Partisi adayı altında ittifak yapıyorsunuz.  Şimdi İyi Parti adayı altında muhafazakar bir aday altında ittifak yapsaydınız hem mutsuz Milliyetçi Hareket Partisi'nden oy alırdınız, hem şikayetçi ve mutsuz AK Parti seçmenlerinden oy alırdınız, ittifak olduğu için zaten Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçmenlerinden oy alacaktınız, ayrıca seçime giren diğer partilerden belediyeyi beraber yönetmek adına başkan yardımcılığı ve meclis üyelikleri verilerek temsiliyette adaleti sağlayarak genel bir konsensus oluşturarak Demokratik birliktelikten seçimi boykot eden bu düzene kızgın kitleden de oy alabilirdiniz . Ama siz ne yaptınız tam tersi taraftan aday gösterdiniz sonra meclis adaylıklarını da  her iki tarafın şiddetli bir şekilde kıracak hamleler yaptınız tabanlarını küstürdünüz . Ondan sonra seçimden başarı beklediniz, şimdi böyle baktığınız zaman  genel merkezlerin  iyi niyetinden şüphe eder hale geliyorsunuz.  Zaten milletvekili olan bir arkadaşımızı da Osmangazi'den aday gösterdiler. Kendisini severim de ama Mecliste olan bir arkadaşın dışında başka bir aday yok muydu. Sadece Belediye başkanlığına odaklanmış bir aday mı var gücüyle çalışırdı yoksa nasıl olsa vekilliğe dönerim rahatlığında bir aday mı?

Maalesef ittifakta  böyle sıkıntılar yaşandı ve Bursa kaybedildi, ittifak düzgün  kavranabilinseydi  ve doğru adaylar üzerinden gidilseydi çok daha başarılı olunabilirdi,  bu kadar iktidarın yıpranmış olduğu bir  ilde sadece bir belediye o da Gemlik fazladan alınabildi. Burada muhalefet partileri Genel merkezleri kendilerini çok iyi sorgulamaları lazım, ama öncelikle yerelde durumu doğru yansıtmayan il başkanları ve yöneticileri ve kaybeden ilçe yönetimleri topluca istifa etmeleri gerekir. Lütfen şunu öğrenelim imkanı doğru kullanmayıp başarısız olan yöneticilerin ayrılması ve başarıyı yakalama ihtimali olanlara yol açmalarını bir kültür olarak benimsememiz lazım. Yoksa hep aynı sonuç farklı bahaneler duymaya devam ederiz.

•  Sayın hocam  genel olarak yurt çapında sizce  seçimin galibi hangi partiler?

 ---Bence bütün büyük partiler kaybettiler öncelikle.

Örnek oy oranına bakarak oyumuzu koruduk diyen iktidar partisi birçok belediyeyi kaybetmiş durumda.  Çünkü diğer tarafta millet ittifakı, saadet Partisi,Demokrat Parti, diğer Partiler ve bağımsızlar oylarını artırdılar ve iktidarın istediği gibi iki kutuplu seçim olsaydı ve oyları topladığımız zaman iktidar azınlıkta kalıyor ve bir çok belediyeyi kaybederdi bu bir sonraki Cumhurbaşkanlığı ve genel seçim için hiç iyi bir işaret olmasa gerek.

Diğer taraftan muhalefet kanadına baktığınız da öncelikle Cumhuriyet Halk Partisi ve İyi Parti ittifakı daha iyi kurgulanarak çok daha fazla kazanabilecekleri belediye varken ellerinde olmayan belediyeleri de kazandıklarına göre başarısızlık içinde bir başarı sağladılar. Milliyetçi Hareket Partisi çok emin olmamakla beraber sayısına bakmak lazım o da  belediye sayısını artırdı sanırım karlılar arasında.

Asıl önemli başarı benim de dahil olduğum Saadet Partisi hiç bir ittifak yapmadan ve tek kuruş hazine yardımı almadan tamamen bağışlardan oluşan çok küçük bir bütçe ile algılar ile oynandığı bir ortamda ittifaklar arasından imkansızı başararak birçok irili ufaklı belediye kazandı. Duruşunu hiç bozmadı, hep barışçıl bir dil kullandı, çatışma değil bütünleşme ve hizmet odaklı söylemler kullandı. Bu da benim gözümde mücadele verenleri bu oy sayısına yansımasa dahi en başarılı konuma taşıyor partiyi. Bu sebepten dolayı gelecek seçimler için de en güçlü alternatif olma ve kesinlikle göz ardı edilmeyecek konumunu hem koruyor hem her geçen gün daha da artırıyor . Fakat bu bence partinin genç nesile hitap edecek şekilde dönüşmesi gerekliliğini değiştirmez bu da ayrı bir yazı konusu aslında.

• Peki İyi Parti'nin hiçbir  şehri kazanamamış olmasıyla ilgili neler söylersiniz?

-- İyi Parti  ,aslında  ivmesini almış yükselişte olan yeni alternatif iktidar partisi görünümündeydi, Cumhuriyet Halk Partisi’de her geçen gün güç kaybeden sürekli yanlışları yaparak güç kaybeden bir parti görünümündeydi seçimlerden aylar önce. Neden? Çünkü son cumhurbaşkanlığı seçimlerinde gerek Cumhuriyet Halk Partisi adayının seçim sonrasındaki duruşu ,gerek partinin duruşu , oyların arkasına düşmeyişi seçmende ciddi bir küskünlük yaşatmıştı .Aslında ben birçok seçmenin bu seçimlerde sandığa gitmeyeceğini düşünüyordum ama ittifakla beraber insanlarda bir hesap sorma  dürtüsü  gelişti ve tekrar gidip insanlar en demokratik hakkı olan oylarını kullandılar. Fakat Parti liderleri bence bu süreci çok  iyi okuyamadılar ya da bu şekilde olması için gayret sarf ettiler küçük olsun benim olsun tasasıydı belkide bu.

• Sayın  hocam, şimdi de siyaset  harici birkaç soru sormak istiyorum, seçimler sona erdi, bundan sonra sizi  nerelerde göreceğiz?  Ne gibi çalışmalarınız olacak?

 ---Seçim öncesinde de ben çok aktif bir insandım ama seçim sürecinde öncelikle İyi Parti'den adaydım sonrasında ittifak konusunda Cumhuriyet Halk Partisi'ne bırakılmasıyla  Cumhuriyet Halk Partisi kendi adayını gösterince Saadet Partisi'nin teklifini kabul ettim ve Saadet Partisi'nin adayı oldum.  Saha çalışmalarında, genelde diğer partilerin  yöneticileri, idarecileri, meclis üye adayları  ve Muhtar adayları bana bu seçim ne olursa olsun bu yolda devam etmem  gerektiğini hep ifade ettiler, bana sizin gibi çok yönlü kişilere siyasetimizin ihtiyacımız var dediler sürekli tabii bu durum beni fazlası ile mutlu etti. Seçim sonrasında  olağanüstü fazla mesaj aldım. Bu mesajları değerlendirdiğimde, gelecekte siyaseten ne yapacağımı çok net olarak bilmiyorum ama daha öncesi gibi ülke için çalışmaya devam edeceğim biliyorum.Belki biraz daha çok ön plana çıkarak çalışmaya ve daha kendimden daha çok örnekler vererek çalışmaya devam edeceğim sanırım .Yani aslında biraz daha kendimi insanların tanımasına izin vereceğim, insanlara bir kişinin isterse neler yapılabileceğini ve nasıl çok yönlü olabileceğini daha fazla göz önüne çıkararak onlarında kendi kalıplarını kırmaları için çalışacağım. 

Çünkü 48 yıl  içerisinde öyle şeyler yaşadım öyle bir bilgi birikimi, eğitimi ve tecrübesi bir fiil uygulama alanları oluştu ki ben de bunun  boşuna olmadığını düşünüyorum artık.  Bunun bu topraklarda milletimiz için bir ışık olabileceğine  bu bilgi birikiminin boşa harcanmaması gerektiğine , bunun için gayret etmem gerektiğini düşünüyorum.

      İlk işim  atlarıma geri döndüm .  Bir buçuk iki aylık süreçte onları ihmal etmiştim tam 8 saat boyunca İnegöl'ün dağ köylerinde at sırtında bir gezi yaptım, bunu sosyal medyadan da paylaştım. Bunun dışında diğer sportif faaliyetlere  ağırlık vereceğim. Yıldırım halkı bana çok güzel bir hediye vermiş aslında,  bana kendi hayatımı biraz daha yaşamaya izin verdiler, inşallah bu hayatın tadını çıkarmaya ve umut aşılamaya devam edeceğim. 

Yoksa ben şimdi  akşam 5’lere 6’lara  kadar normal belediye mesaisi yapacaktım sonra 5 -6'dan sonra tebrikler özel görüşmeler ve projeler için gece 12'den önce evime gidemeyecektim.Bu böyle belki yıllar sürecekti, birikmiş dünya kadar sorun var o belediyede ve yapılması gereken olağanüstü hizmetler var. Bunlar normal mesai saati içinde yapılacak bir  iş  değil.  Ben de dolu dolu şu anı yaşıyorum yaşadıklarımı gazetelerde köşe yazısı olarak  aktaracağım yarın öbür gün birkaç televizyon programında program çekimlerim olacak bu yıllara kadar biriktirdiklerimi yine insanlarla paylaşmaya devam edeceğim.  Sportif faaliyetler ,ekonomi, para piyasaları, uzman olduğum konularla  uğraşmaya devam edeceğim  . Mevsimi geldi bahçelerimde çiftçilik yapmaya devam edeceğim ,onun dışında hayvancılıkla uğraşıyorum o devam edecek, bir taraftan iş yeri eğitimleri ve iş yeri sağlık hizmetlerini devam ettireceğiz. Belki ileride bir iki faaliyet konularını daha devreye sokabiliriz yani olması gerektiği gibi yaradanın  bize  yazmış olduğu yolda boş durmadan sürekli üreterek durmadan koşmaya devam edeceğiz.

•     Peki Başkanım Tayınız “Yıldırım” büyüyor mu?

     --Evet yeni doğan tayım Yıldırım'a şu sıralar  kimlik çıkartma başvurusu yapacağız. Çok hızlı bir şekilde büyüyor. Yıldırım isminde bir sorun olmazsa Yıldırım olarak tescil ettireceğiz. Çok güzel bir at , maşallahı var.

•    Son olarak neler eklemek istersiniz  başkanım , röportajımız da bayağı bir uzadı?

    ---Önümüzdeki süreçte sıkıntılı zamanlar yaşayacağınızı tahmin ediyorum ,Bursa olarak ,ülke olarak , dünya olarak. Ama kesinlikle insanlarımız umutsuz olmasın, mutsuz olmasın. Bizim inancımız gereği her şey bir yazgıdan ibaret. Ama bu yazgıda çalışan insanlar için  güzel oluşan , çalışmayan insanların aleyhine kötü oluşan bir yazgıdır. Ben buradan  insanların  çalışmaların da  dürüst olmalarını, helalin peşinde koşmalarını, adil olmalarını ve özgür birey olduklarını hiçbir zaman unutmadan gayret etmelerini öneriyorum .Çünkü bunları gerçekleştirdikleri zaman asıl  varmaları gereken yere varacaklarını , gerek ülkemizin gerek milletimizin, gerek ümmetimizin hak ettiği yere varacaklarına  adım gibi eminim ama oraya varabilmek için şartları az önce saydım, biz bilime ,eğitime, aileye, doğaya, hayvanlara, okumaya, sanata, resime, müziğe  inancımızdan dolayı önem vermemiz lazım. Bunları yaptığımız vakit yazgımız çok güzel olur bunları yapmadığımız vakit o güzellik ertelenir büyük buhranlar üzüntüler yaşaya yaşaya o yazgıya varmak daha engebeli ve sıkıntılı süreç sonrasında gerçekleşir. Bunu öne çekmek, ya da ötelemek bizim elimizde. Diyerek sözlerini tamamladı.

HABER VE FOTORAF ÖZKAN YILDIRIM

Bursa Haber Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234