Bu haber kez okundu.

HEDEFİM BURSA’DA ANNE BABA OKULU AÇMAK...
  • Öncelikle Derya Hanım sizi tanıyabilir miyiz? Sonrasında çalışmalarınızdan bahsederseniz sevinirim?

 Üniversite Eğitimimi Psikoloji dalında, Yeditepe Üniversite'sinde tamamladım. İngilizce Psikoloji okudum, psikoloji zaten başlı başına zor bir dal olmasına rağmen bu meslek dalında ayrıca İngilizce olarak eğitimimi tamamladım. Daha sonra Türkiye'deki ilk Ana Baba Okulunu kuran ve ülkemizin en tanınmış Çocuk Psikologlarından Haluk Yavuzer Hocamızın Başkanlığını yapmış olduğu Ticaret Üniversitesi'nde de yüksek lisansımı tamamladım. Uzmanlığımı çocuk üzerine aldım. Orada çocuk psikolojisi, çözüm odaklı terapiler, çocuklara verilen testler vesaire onların eğitimini uzmanlıkta aldım. Biliyorsunuzdur psikolojide hiçbir zaman eğitim bitmez çünkü kültürler değişiyor, insanlar değişiyor, jenerasyon değişiyor, çocukların uyaranları farklılaşıyor. Bizim zamanımızda iPad veya telefon yokken şu an onlar var, belki de 5 sene sonra başka şeyler olacak. O yüzden sürekli eğitim almak zorundayız. Onun dışında aynı zamanda aile danışmanlığı eğitimi de aldım. O yüzden de başlıklarımın adı altında bir de aile danışmanlığı var. Sonrasında deneyimsel oyun terapisi eğitimini de aldım, bu deneyimsel oyun terapisi çok çok önemli bir terapi yöntemi. Bizim şu anda 2-12 yaş dönemi çocuklara en faydalı gelebilecek yöntem oyun terapi yöntemidir. Çünkü bu yöntemde bir nevi çocukların bilinçaltına “reset” atıyoruz. Yani geçmişte çocukların bir travması varsa, ebeveynleri ile ilgili bir problemleri varsa ki genelde %90 çocukların ebeveynlerle ilgili sorunları oluyor. Bizim amacımız ana baba okulları, yani anne babaları eğitmek en önemlisi, ben şöyle söylüyorum; Oyun terapide kanayan bir yaraya kabuk tutturuyorum ama ben onu kabuk tutturduktan sonra anne baba tekrardan o yarayı açarsa böylelikle kısır döngüye dönmüş oluyor, o yüzden öncelikle anne babaları eğitmek gerekiyor.

 Haluk Yavuzer’de Türkiye'de ilk anne baba Okulu'nu kurarak köyleri, şehirleri gezerek bu okulları anlatan bir kişi. İdollerim arasında olan hocam kendisi.

 Yüksek lisanstan sonra aile danışmanı oldum. Sonra IQ testleri, bilişsel davranışçı terapiler, tüm çocuklara dair testler ve bunun gibi daha birçok farklı eğitimler aldım, dediğim gibi herhalde saymaya kalksam 20'den fazla eğitim aldığımı ve hala da almaya devam ettiğimi söyleyebilirim. Kendi ofisimde 4 yıldır hizmet vermekteyim daha önce Odunluk tarafında bir ofisteyken bu yıl içerisinde buraya taşındık burada hizmet vermeye başladık, daha bilinen bir yer olduğundan burayı tercih ettik. 

  • Peki, bu mesleği seçmeniz de kimlerin etkisi oldu ve sonrasında kendinize İdol olarak gördüğünüz hocalarımız var mıydı?   

 Zaten daha önce de söylemiş olduğum gibi Haluk Yavuzer hocam bana yön veren idol hocamdır… Çocuklara olan sevgisi ve hem de aşırı tecrübeli olması bazı şeyleri öğrenmesi ve tecrübe etmek için şehir şehir, köy köy gezmesi onu benim gözümde idolüm yapmaya yetti. Yine Türkiye'nin önde gelen hocalarından Öget Öktem Tanör Hocamızı da idollerim arasında kesinlikle sayabilirim. Çok kıymetli bir hocamızdır. Birçok kendime örnek aldığım hocam olmakla birlikte bu iki hocam gerçekten diğerlerinden ayrılmaktadır. Benim idollerim şu an anlatırken aklıma geliyor hayatlarında işlerini aşkla yapan hocalarımız diyebilirim.

  • Peki, Derya Hanım genelde hangi tür hastalıklarla, hangi tür şikâyetler ile yoğunlukla karşılaşıyorsunuz? Bunlara karşı çözüm önerileriniz nelerdir?

 Şöyle; şu anda en yaygın olan maalesef dikkat eksikliği ve hiper aktivite bozukluğu, disleksi, alta kaçırma, uyku problemleri, tikler, kekemelik, sınav kaygısı, öğrenme güçlüğü bunlar en çok karşılaştığımız durumlar. Bu durumlarla karşılaştığımız zaman ilk önce dediğim gibi anne baba bilgisi önemli, anne babanın geçirdiği hastalıklar, birbiriyle aralarındaki uyum, karakter yapısı, birinin evet dediğine diğeri hayır diyor mu, kararları ortak olarak alabiliyorlar mı? Kronik tedavide oldukları bir durum var mı? Çünkü bu fiziksel durum benim için muhteşem bir ipucu oluyor. Psikolojideki birçok alandaki kişiye göre tüm fiziksel problemlerin sebebi bizim düşünce yapımızdan kaynaklanıyor. Yani fıtığından tutun kanserine, beyin tümörüne, ağrılarınıza kadar Psikolojinin vücuda yansıması oluyor. Biz buna somatizasyon diyoruz. İşte bu somatizasyon ile ilgili bilgileri aldığımızda mesela o kişi “ bende fıtık var” diyor. Fıtığın bizdeki anlamı; “kopmuş ilişkiler, zorlanma, hayatın yükleri”  eğer fazla ise siz bunları dert edip düşünüyorsanız içinizde, o zaman fıtık olursunuz. Bunu değiştirmek için şu düşünce yapısını kullanmamız gerekiyor. Hafif uyumlu, kendimi seviyorum ve onaylıyorum kendim olmaktan özgürüm. O kötü düşünce yapısıyla bu yeni düşünce yapısını değiştirirseniz eğer,  fıtığında iyileşmesine yardımcı olursunuz. Şimdi ben görüyorum, anne ve baba bana bir hastalıklarını söylüyor o hastalığın düşünce yapısı bana diyor ki; “Örneğin yönetilmekten hoşlanmıyor” çıkıyor. Anne baba eğer yönetilmekten hoşlanmıyorsa, yönetmeyi seviyor demektir. Çocuğunu da yönetiyorlarsa peki, çocuğu yönetiyorsa ne oluyor?

 Çocuğun bu sefer vücudu tepki veriyor. ”Beni yönetiyorsunuz ama benim bir birey olmam lazım, kendimi iyi hissetmem lazım, özgür olmam lazım” diyor. Ama bunu başaramayınca ne oluyor?   Vücut tepki vermeye başlıyor, tırnak yiyor, altına kaçırıyor, tikler başlıyor, konuşma bozukluğu vesaire her çocukta farklı tepkiler görülüyor. Ben orada anne babanın fiziksel rahatsızlıklarının çocuğa nasıl yansıdığını görmeye çalışıyorum o yüzden ilk seansta sadece anne babadan bu bilgileri toplamaya çalışıyorum. En önemli seans bu seans aslında… Oyun terapide çocuk bana geçmişte her ne problem, travma yaşadıysa oyun metaforları ile, beden diliyle, göz temasıyla, gırtlak sesi ile ne yaşadıysa onu anlatıyor. Diyelim ki; havada eğer oyuncakları çarpıştırarak oynuyorsa ebeveynleri evde kavga ediyor demektir. Neden? Kendinden yüksek şeyler yukarıda çarpışıyor, ebeveynler. Eğer yerde oyun oynuyorsa emekleme ile ilgili problemleri olabilir, çadırla ilgili bir oyun oynuyorsa “down travması” olabilir,  gibi. Oynadığı her şey her detay benim için önemli. Ben de ona duygu geri bildirimleri vererek yardımcı oluyorum. Ama mesela evde ne yapıyoruz? Çocuklara oyununda bile yönerge veriyoruz. Özellikle bizim toplumumuz yönerge vermeyi çok seviyor. Özgün bırakmak, akışında olmak, anda kalmak pek yapabildiğimiz başarabildiğimiz şeyler değil maalesef. O yüzden “mindfullness” eğitimleri veriyoruz. Bu eğitimlerle kişilerin “anda kalmasını” sağlamaya çalışıyoruz anda kalmak ne işimize yarıyor kendimizi özgür bırakmamıza yarıyor, kendimizi özgür bıraktığımızda da etrafımızı özgür bırakmış oluyoruz. Çünkü ben şey diyorum bu hayatta hepimizin 4 rolü vardır. Nedir bunlar;

 İlk sırada olması gereken sağlıklı bir birey olmak… İkinci sırada olması gereken iyi, sağlıklı bir eş olabilmek. Bu ikisi olduğunda otomatikman sağlıklı bir ebeveyn oluyoruz zaten 4. sırada da evlat olmak geliyor. Bu hayatta başka hiçbir rolümüz yok ama, birinci sıraya genelde ülkemizde ben anneyim, babayım yemeyeyim içmeyeyim diye düşünülerek en başa ebeveynliği alıyoruz ama en başa ebeveynliği aldığımız içinde hep yanlış yapıyoruz. Elbette, anne-baba olmak dünyanın en büyük başarısı, en önemli şeyi, ama eğer sağlıklı olmazsan sağlıklı bir anne sağlıklı bir baba olamazsanız nasıl sağlıklı bir ebeveyn olacaksınız ki. O yüzden ülkemizde ana baba okullarının önemi çok büyük. Anne babalar iyi bir eğitimden geçmiş olduktan sonra sağlıklı çocuklar yetiştirsin, sağlıklı nesiller gelişsin. Yönerge ile eğitimleri bırakıp mutlaka yaparak uygulamalı eğitimleri geçmemiz lazım. Mindfulness eğitimini ülkemizde en iyi veren Nilüfer Devecigil hocamız var, sağ olsunlar bizleri kırmadılar. 15 Şubat'ta Bursa'ya geldiklerinde ofisimizde eğitim verecekler. Bunu da sırası gelmişken belirtmek istiyorum. Çok yoğun olduğundan ve ayrıca çok değerli bir hocamız olduğundan bizi kırmayıp gelecekleri için ayrıca onlara teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Yine 2 yıl önce Haluk Yavuzer hocamız benim tez danışmanım olduğu için ve aramızda güzel bir bağ olduğu için sağ olsunlar ofisimize gelmişlerdi. Bunun gibi böyle değer verdiğimiz birçok hocamızla iletişime geçip böyle eğitimler düzenliyoruz.   

  • Mesleğiniz haricinde ne tür aktivitelere zaman ayırıyorsunuz?

 Çocukları çok sevdiğim için bazen abartabiliyorum. Sabah 10.00’da geldiğim halde akşam 21.00’de ofisten çıktığım çok oluyor.  Mesela sabah 10’dan geç vakitlere kadar problemli çocuklar geliyor bunları görüyorsun sıkılmıyor musun? dendiğinde, çocuklarla iletişim kurmak, çocukların dilinden anlayabilmek o kadar güzel ki... Henüz daha ben bu işi, iş olarak görmediğim için mesai saatleri arasına sıkıştırmıyorum. O yüzden geç çıkıyorum ama yine de ben de sağlıklı bir birey olamazsam tabii sonuçta sağlıklı da çalışamam.

 O yüzden yurtdışında yeni yerleri gezmeyi yeni yerler keşfetmeyi çok seviyorum, bunun yanı sıra boncuk yapmak, kafamı dağıtmak maksatlı elbise dikmek, yeni tasarımlar yapmak, dikiş makinası ile kıyafetler dikmek Koza Han’a gidip oradan boncuklar alıp onlarla güzel şeyler meydana getirmek beni oldukça dinlendiriyor.

  • Derya Hocam, gelecek planlarınızla ilgili bizlere ve okuyucularımıza neler söylemek istersiniz?

 Şimdi şöyle; gelecek hedefim ile ilgili Haluk hocam bana “Sen benim en güvendiğim öğrencilerim arasında ilk üçe girersin. Ana baba Okulu Eğitimlerinde ben sana el vereyim sen de bunu Bursa'da aç ve devam ettir” demişti. Benim amacım ana-baba okullarını başlatıp sadece belli bir kesime hitap etmek değil, aynı Haluk Hocam gibi, Öget Hocam gibi daha geniş yelpazede bu bilgilere ulaşamayacak insanlara bu bilgileri ulaştırmak, çünkü ülkenin en büyük problemi ana babalık aslında, sağlıklı birey olamamak sağlıklı birey olamadığımız içinde sağlıklı ebeveyn olamamamızdır.

 Bu süreçte tabi ilk eğitimin ailede başladığı unutulmamalıdır. Çocukları pırlanta gibi düşünün, pırlantada ilk olarak yer altından kömür gibi çıkartılır ama işlendikten sonra bir emek verdikten sonra ortaya mükemmel güzellikte pırlanta çıkabilir. Ben şöyle anlatıyorum mesela kısa boylu olduğumdan kollarımda kısaydı, kulaç atma yüzmede pek başarılı değildim. Fakat babam beni yüzdürür çok güzel yüzüyorsun deyip bana geçilirdi. Okulda yüzme kursuna katıldım herkes benden çok uzun boyluydu buna rağmen ben üç kere üst üste birinci oldum. Bu boyumla fiziksel becerim dolayısıyla değil o özgüvenim olduğundan aşırı çabaladım ve bunu başarabildim. Tabii ki genler çok önemli ama o genleri daha da güzelleştirebilirsiniz daha aşağıya da çekebilirsiniz. O yüzden benim hedefim ana baba okullarını hayata geçirmek ve birçok insana erişebilmek demek istiyorum. Diyerek sözlerini tamamladı.

Yapmış olduğu çalışma ve uygulamalarla kısa zamanda Bursa'da adından oldukça fazla söz ettirmiş olan Uzman Psikolog Derya Soy Zümbülova’ ya bizlerde Bursa Haber Gazetesi ailesi olarak çalışmalarında ve gelecekte hedeflemiş olduğu ana baba okullarını hayata geçirme sürecinde kolaylıklar diliyor ve yanında olduğumuzu eklemek istiyorum.

İletişim Bilgileri: Cumhuriyet Mahallesi, Fatih Sultan Mehmet Bulvarı,  Cadde 224 Sitesi No:4 Kat:2 Daire:4 Nilüfer/Bursa

Telefon: 0536 641 15 94


HABER VE FOTOĞRAF ÖZKAN YILDIRIM

Bursa Haber Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234