banner216

Bu haber kez okundu.

AVUKAT ECEM BACAZ İLE ÇOK ÖZEL

1993 İstanbul, Bakırköy doğumluyum. İstanbul’da doğdum ve büyüdüm. Aslen Karadenizliyiz ama ailem Bursa’da yaşıyor. Daha sonra tekrar İstanbul’a döndüm ama öncesinde lisans eğitimine kadar burada eğitim aldım. Tan Anadolu Lisesi mezunuyum. Daha sonra lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde bitirdim ve İstanbul’da kısa süreli bir çalışma hayatından sonra Bursa’ya kendi memleketime daha faydalı olabilmek adına geri döndüm. 2015 yılında geldim, 3-3,5 yıldır buradayım.

-Avukat olarak genelde Hukuk’un hangi gruplarında çalışmalar yapıyorsunuz? Hangi vakalara bakıyorsunuz?

  Genelde ticari uyuşmazlıklarla ve şirketlere danışmanlık hizmeti vermekteyiz ama takdir edersiniz ki hukuk dediğimiz şey o kadar iç içe geçmiş vaziyette ki birbirine, dolayısıyla örnek vermem gerekirse; bir hakaret boşanmaya sebep olabileceği, aile hukukunun konusu olabileceği gibi aynı zamanda ceza hukukunun da konusu olabiliyor, paralellik gösteriyor. Dolayısıyla sadece ticari uyuşmazlıklarla kalmıyor; boşanma, aile hukuku, yine benim kendi ilgi alanım Çocuk Hakları ve Sağlık Hukuku alanında da çok fazla çalışmalar yürütüyorum. Pek çok Sivil Toplum Kuruluşu’yla birlikte ortak çalışıyoruz ve normal, sıradan, bilgisi olmayan vatandaşları bu konuda eğitmek adına seminerler düzenliyoruz.

-Peki, sizce adalet ve hak nedir?

  Adalet ve hak kavramı aslında çok iç içe kavramlar, dolayısıyla hakkın gereği gibi yerine getirilebilmesi için adaletin çok önemi var ama genelde eşitlik ve adalet aynıymış gibi, eşitliğin her zaman adaleti sağlayacağı gibi yanlış bir fikir var. Ne yazık ki eşit davranmak her zaman adil olmayabiliyor. Örnek olarak; 10 yaşında bir çocukla 6 aylık bir bebeğin önüne aynı derecede bir yemek koyduğumuz zaman, belki eşit davranıyor olacaksınız, aynı koşullarda onlara yemek veriyor olacaksınız ama 10 yaşındaki çocuk kendi karnını doyurabilirken, 6 aylık bebek ne yazık ki karnını doyuramayacak. Dolayısıyla eşitlik kavramı her zaman adil olmak anlamına da gelmiyor.

-Bakıyoruz, birçok Hukuk Fakültesi var, birçok avukatlar var çalışan olsun, hizmet veren olsun… Sizce sadece bu eğitimler eğitim süreciyle mi özdeşleşiyor yoksa iyi bir avukat olabilmesi için sonrasında süre gelen bir süreç var mı?

  Ben en azından kendi adıma şöyle düşünüyorum; bazı meslekler ne yazık ki sadece lisans eğitimi almakla başarıyı getirmiyor, avukatlık da bunlardan biridir. Sanıyorum insanın doğuştan sahip olması gereken bir takım özellikleri var, bir kere asosyal bir insanın avukat olmasını bekleyemezsiniz. Girişken bir yapıya sahip olmanız gerekiyor, aynı zamanda çok yönlü de olmanız gerekiyor. Dolayısıyla ilk etapta, Hukuk Fakültesi seçmeden bile bu işi yapıp yapamayacağınızı, sevip sevmeyeceğinizi değerlendirmeniz gerekiyor. Çünkü; işini sevmeyen bir insanın kendini de onunla paralel olarak iliştirmesini bekleyemeyiz. Kişisel gelişim tamamen işini sevmekle alakalı bir durum, eğer severek ve isteyerek yapıyorsanız zaten başarı kaçınılmaz olacaktır.

-Ecem Hanım, Hukuk öğrenimi görmekte olan ve lise döneminde Hukuk’u düşünen öğrencilere aynı yoldan geçmiş bir kişi olarak neler tavsiye edersiniz, neler önerirsiniz?

  Hukukçu, aslında avukat olmanın yanı sıra genel itibariyle hukukçu olmak demek ciddi bir disiplini ve idealist olmayı gerektirir. Hukuk öğrencilerinin çoğuna bakarsanız, gözlemlediğiniz zaman bu çocukların çok erken yaşta ideallerini, amaçlarını ortaya koyduğunu ve ona yönelik çalıştıklarını görüyoruz ve gözlemliyoruz. O nedenle önemli olan, bir an önce hukukçu olmaya karar veriyorlarsa düzenli çalışma disiplininin kendine prensip edinmeleri gerekiyor, aynı zamanda hukukçu olmak demek fazla okumayı gerektiriyor. Hukuk aslına bakarsanız, derya deniz bir bilim ve ilerleyen zamanlarda müvekkiliniz sizden pek çok cevabı almak istediği zaman, ilk başvuracağınız şey okumak olacaktır. Okumayı sevmeyen bir insanın zaten dolayısıyla ne öğrencilik hayatında ne de akademik hayatında başarılı olmasını bekleyemiyoruz.

-Peki, sizi süre gelen meslek hayatınızda etkileyen davalar ya da süreçler oldu mu?

  En çok etkileyen davalardan biri hiç şüphesiz çocuk istismarıyla alakalı bir davaydı. Henüz mesleğimin başındaydım o sıralarda ve engelli bir çocuğa karşı yapılan bir cinsel istismar fiili vardı, çocukla tabii ki iletişime geçmeye çalıştığımızda ‘Neden bu zamana kadar söylemedin, niye sakladın?’ diye sorduğumda bana verdiği cevap şu oldu; ‘Ya beni suçlu bulurlarsa, ya ben suçlanırsam…’ diye olmuştu. Dolayısıyla hala daha toplum kendine karşı işlenen cinsel istismar fiilini veya suç fiilinin ne yazık ki farkında değil, ki cinsel istismar gibi bir suç biliyorsunuz, hala daha bir tabu olarak görülüyor. İnsanlar kendilerinin suçlanacağını zannediyorlar, dolayısıyla beni etkileyen en önemli davalardan biri de bu olmuştu.

-Ecem hanım, meslek haricindeki zamanınızı nerede geçiriyorsunuz?

  Ben seyahat etmeyi çok fazla seviyorum, genelde değişik yurtdışı seyahat rotalarını tercih ediyorum. Onun dışında yine belki mesleğimle ilgili olacak ama iş dışında da mesleki seminerlere katılmayı çok fazla seviyorum, özellikle bunun için İstanbul’a çok fazla gittiğim oluyor, hatta iş içinde sürekli İstanbul’dayım, neredeyse haftanın 3 günü İstanbul’da, 4 günü Bursa’da oluyorum. Bursa ne yazık ki hala bu konularla ilgili bakir bir şehir, hukuki etkinliklerin de artması bizim için çok sevindirici olacak.

-Peki, bir hakkın yendiğini ya da gasp edildiğini düşünen halk kitlelerine, vatandaşlarımıza neler önerirsiniz?

  İlk önce hukuki olarak bir adım atmadan önce, insanların kendilerine yapılan fiillerin hukuka aykırı olup olmadıklarını biliyor olmaları gerekiyor, dolayısıyla da o konuda hak sahibi olup olmadıklarının farkında olmaları gerekiyor. Bizde baktığımız zaman toplumumuzda hala insanlar, herhangi bir konuyla ilgili olabilir bu, hak sahibi oldukları konulardan bile bir haberler, dolayısıyla ilk önce bir harekete geçmek için sizin aslında hukuka aykırı bir fiille karşı karşıya olduğunuzun farkında olması gerekiyor insanların, az öncede cinsel istismar suçunda bahsettiğim gibi; hala daha kendisine karşı yapılan fiilin bir suç olduğunun bile farkında değiliz, dolayısıyla ilk önce haklarımızın ne olduğunu çok net bir şekilde bilmemiz gerekiyor ki daha sonra bunu hukuki platforma taşıyabilelim.

-Son zamanlarda sosyal medya çok yaygın, bazen haberleşmeler olabiliyor, bazı zaman kavgalara kadar varabilen bir takım süreçler yaşanabiliyor, bazı deyimler ve terimler suç kapsamına da alınabiliyor. Mesela insanlar sosyal medyada iletişim kurarken veya haberleşirken nelere dikkat etmelidir?

  Normal hayatta suç sayılan fiillerin çoğu internet ortamında sağladığı kolaylıkla işlendiği için Türk Ceza Kanunu’nda nitelikli hal olarak yani cezanın daha ağırlaştırılmış şekilde verilmesine sebep oluyor. Görüyoruz ki; insanlar normalde kimden çok daha cesaretli olabiliyorlar suç işleme konusunda, sosyal medya biliyorsunuz kişilerin kimliğini çok kolay saklayabilecekleri bir alan, özellikle delillerin toplanması açısından sosyal medyada çok fazla sıkıntı yaşayabiliyoruz. Çünkü, içeriklerin çok çabuk silinmesi ve ortadan kaldırılabilmesi mümkün oluyor, hesapların çoğu sahte oluyor. Bu delillere ve bilgilere sosyal medyada ulaşmak normal hayattan çok daha zor oluyor. Dolayısıyla bana kalırsa, kendilerine karşı bir örnek vermem gerekirse; bir hakaret, bir teftiş suçu işlendiği konusunda bir şüpheye düştüyse eğer kişiler, dosdoğrudan ‘screenshot’ dediğimiz ekran görüntülerini almaları gerekir. İlerleyen zamanlarda dosyaya delil olarak koymaları gerekir.

  Böyle güzel bir röportaj için size çok teşekkür ediyorum. Sizi tanımak çok güzeldi.

Bizde size Bursa Haber Gazetesi olarak bizi konuk ettiğiniz için ayrıca teşekkür ediyoruz. Başarılarınızın devamını diliyoruz.

İLETİŞİM BİLGİLERİ

Adres: 23 Nisan Mh. 242. Sk. No:12 A Blok K:5 D:9 Nilüfer 16130 Bursa/TÜRKİYE

Gsm: +90 538 898 37 73  Tel: +90 224 443 45 15  Faks: +90 224 443 45 14

E-mail: ecem@bennarb.com

Web: www.bennarb.com

 

HABER VE FOTOĞRAF : ÖZKAN YILDIRIM

Bursa Haber Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner234