Bu haber kez okundu.

Psikoterapide derinlik
Uzman Klinik Psikolog Sadık Cesur Depresyon, panik atak, panik bozukluk, Obsesif Kompulsif Bozukluk, kaygı bozukluğu gibi rahatsızlıkların nedenlerinden Bursa Haber’e bahsetti.

 

Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz Sadık Bey?

  1991 yılında Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi mezunuyum. Uzun yıllar 13-14 yıl kadar güneydoğuda Tunceli, Malatya, Elazığ, Erzincan, Şanlıurfa, Hakkâri gibi illerde çalıştıktan sonra, memleketim Bursa'ya döndüm, 5 yıl kadar Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesinde idarecilik yaptım. Daha sonra aile hekimliğine yöneldim. Acil Hekimliği, 112 Hekimliği gibi birçok kategoride çalıştığım halde Aile Hekimliğinden aldığım keyif ve hazzı hiçbirinde bulamadım. Ancak Aile hekimliğinde de sadece ilaçlarla ve geleneksel tıpla birçok şeyin çözülemeyeceğini gördüm. Gelen hastalarımın %60'ının psikolojik sorunlardan dolayı müracaat ettiklerini gördüm ve bununla ilgili çalışmalar yapmaya karar verdim. 4 yıl İstanbul Psikoterapi Enstitüsüne gittim. Orada bütün kuramların ele alınıp incelendiği bir yer olduğundan orada büyük birikimler edindim. Süreç içerisinde Klinik Psikolojisi alanında da kendimi geliştirmem gerektiğini gördüm ve İstanbul'da Esenyurt Üniversitesinde 2 yıl kadar yüksek lisansımı yaptım.

 

Hocam genelde ne tür şikayetlerle hastalarınız size başvuruyor?

Depresif Davranış Bozukluğu

Panik Bozukluk/Panik Atak

Yaygın Kaygı Bozukluğu

Obsesif Kompulsif Bozukluk

Fobiler/Özgül Fobi

Dürtü Kontrol Bozuklukları

Öfke Kontrol Bozuklukları

Kişilik Bozuklukları

Davranış Bozuklukları

Özgüven Sorunları

Cinsel İşlev Bozukluklar

Bağımlıkla İlişkili Bozukluklar

 

Peki,  hocam bunlardan en önde gelen bozukluklarla ilgili, okuyucularımızı bilgilendirebilir misiniz? Depresif Davranış Bozukluğu nedir?

Depresyon kendini, yaşam sevincinin kaybı, üzüntü, yetersizlik, değersizlik, suçluluk, umutsuzluk, hiçlik ve boşluk duyguları gibi birçok olumsuz duygu ile ifade ederken, diğer taraftan odaklanma güçlülüğü,  unutkanlık ve öğrenme zorlukları gibi mental fonksiyon yeteneklerinde gerileme bulgularıyla göstermektedir. Çok ağır seyreden depresyonda bunlara ilaveten yaşamın anlamsızlığı ve intihar düşünceleriyle birlikte algılama ve muhakeme bozukluğunun bir sonucu olarak da sesli veya görsel sanrılar eşlik edebilmektedir.

Depresyonda ruhsal sıkıntıların yanı sıra bedensel olarak sırt ve boyun ağrıları, eklem ve kas ağrıları gibi kas iskelet sistemi belirtileri baş göstermektedir. Depresyonda bütün hormonal aktiviteler etkilendiği için özellikle mide bulantısı, kusma, iştahsızlık ve kabızlık gibi sindirim sistemi bulguları sık eşlik ettiği için bunlara bağlı olarak kilo kaybı sık gözlenen diğer bir şikâyettir.

 

Peki, hocam yaşanmışlıkların, tutum ve davranışların depresyon üzerindeki etkileri nelerdir?

   Yakın birinin kaybı, eş ve iş kaybı, arkadaşlık ve dostlukların yitirilmesi, önem verilen maddi ve manevi değerlerin yok olması, yoğun hayal kırıklıklarının yaşanması kişiyi depresif duruma sürükleyebilir. Bu durumların üstesinden gelebilecek uyum sağlayıcı mekanizmaların uygun bir şekilde kullanılmaması veya yetersiz kalması sonucunda depresyon gelişmektedir. Mutluluk getiren ve haz veren eylemlerden uzak kalınması depresyona zemin hazırlayan tutum ve davranışlardandır. Depresyonda olanlar hareketten uzak ve içe kapanık bir hayat tercih ederler, sosyal yaşamdan kendilerini soyutlarlar, mutluluk veren yürüyüş ve spor gibi fiziksel aktivitelerden uzak dururlar. Yaptıkları işlerde kendilerini iyi hissettirecek yaratıcılıktan uzak monoton yaklaşımları tercih ederler. İkili ilişkilerinde olumlu tavırlar yerine şikâyetlerde bulunmayı tercih ederler, yalnız kaldıklarında kendilerini geliştirecek faaliyet ve düşüncelerden uzak olumsuz düşüncelerle zihinsel geviş getirme durumuna geçerler.

Depresyonun tedavisi mümkün mü? 

   Depresyon tedavisi mümkün bir ruhsal bozukluktur. Antidepresan ilaçlarla ve psikoterapi desteğiyle oldukça başarılı sonuçlar alınmaktadır. Depresyonun türüne ve spektrumuna göre, bütüncül ve duygu odaklı psikoterapiler, davranışçı bilişsel yöntemlerin yanı sıra dinamik yönelimli psikoterapilerden ve farkındalık üzerine odaklı terapi yöntemlerinden faydalanılmaktadır.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk nedir?

  Obsesif-Kompulsif bozukluk (OKB) tekrarlayıcı, ısrarlı ve zorlayıcı düşünce ve veya davranışlarla kendini ifade eden ruhsal bir bozukluktur. Obsesyon veya saplantı kendiliğinden bilince gelen, yineleyen ve sıkıntı yaratan, kişinin saçma ve yanlış olduğunu bildiği kontrolsüz düşünce, dürtü veya düşlemlerdir. Kompulsiyon (zorlantı) genelde takıntılı düşüncenin yarattığı kaygı ve sıkıntıdan kurtulmak için geliştirilen ritüel benzeri tekrarlayıcı hareketlerdir. Kompulsiyonlar obsesyonların yaratığı kaygı ve anksiyeteyi geçici olarak durdurur ancak bir müddet sonra obsesif düşünceler yineler ve kişi kompulsif hareketleri tekrar yapma ihtiyacı duyar. Bu döngü zaman ve güç kaybına neden olur, kişinin günlük rutin işlerini yapmasını engeller, aile ve arkadaş ilişkilerini zedeler, meslek ve sosyal yaşantısını kötü etkiler.

 

Obsesif Kompulsif Bozukluk nasıl tedavi edilir?

   Obsesif Kompulsif Bozuklukta farmakoterapiyle çeşitli ilaçlardan fayda sağlanabildiği gibi psikodinamik psikoterapilerden ve davranışçı bilişsel psikoterapiden de oldukça iyi sonuçlar alınmaktadır. Bazı dirençli vakalarda Elektro Konvulsif Tedavi yöntemiyle sonuca gidildiği bilinmektedir, tedavide daha radikal bir yaklaşım olarak bilinen psikoşirurji yönteminde cerrahi müdahaleye başvurulmaktadır.

 

Hocam Panik Bozukluk nedir acaba?

     Panik bozukluk ruhsal bir rahatsızlıktır ilaç veya psikoterapi ile tedavisi mümkündür. Panik bozukluğu olan kişiler panik atak denen yoğun ruhsal sıkıntı nöbeti geçirirler. Panik atak çarpıntı, terleme, nefes alamama ve boğulma hissi, göğüste sıkışma bulantı, baş dönmesi el ve ayaklarda uyuşma, titreme, bedensel duyumlarda aşırı algılama, delirecekmiş hissi ya da ölüm korkusu ile kendini gösterir. Panik atak aniden hiç bir sebep olmaksızın ve genellikle hızlı bir şekilde gelişir, kısa bir sürede doruk noktasına ulaşır. Panik atak nöbeti genellikle yaklaşık olarak 15-20 dakika sürebilir.

 

Panik Atak sırasında ne yapılmalı?

     Panik atak çok ciddi bir durum gibi hissedilmesine rağmen ciddi bir sağlık sorunu oluşturmadığı bilinmelidir. Panik atak geçirildiğinin farkına varmak nefese odaklanmak durumun kontrolüne sahip olunduğu hissini yaratacak ve endişeli düşüncelerden uzaklaştıracaktır.

 

Panik Bozukluğun tedavisi mümkün müdür?

  Panik Bozukluğu tedavisi mümkün olan bir rahatsızlıktır. Panik bozukluğu olan kişilerin etkili bir tedaviyle panik atak geçirmeleri %80 azaldığı görülmektedir. İlaçlar ve psikoterapi yöntemleri seçilebileceği gibi her iki yöntemin uygulanması da mümkündür. İlaçlar kaygı düzeyini düşürürken psikoterapi duygu düşünce, davranış ve belirti ilişkisini anlaşılmasına ve panik atağın üstesinden gelinmesine yardımcı olmaktadır.

 

Kaygı bozukluğu nedir?

     Kaygı bütün canlıların sahip olduğu bir duygudur. Günlük yaşamın bir parçasıdır. Hepimiz günlük yaşantımızda gerektiğinde bir ölçüde kaygı duymaktayız. Normalde bu kaygı hafif ve baş edilebilirdir. Kaygı düzeyi baş edilemez ölçüde olduğunda sosyal yaşantımızı etkiler ve süreklilik arz ettiğinde çeşitli fiziksel sağlık problemlerine yol açar. Bu durumda yaygın kaygı bozukluğundan bahsederiz. Yaygın kaygı bozukluğundan muzdarip kişiler anlam veremedikleri bir tedirginlik ve sürekli kötü bir şeyler olacakmış hissi yaşarlar.

 

Yaygın Kaygı Bozukluğu nasıl tedavi edilir?

 

  Öncelikle yapılması gereken bir psikiyatrist veya klinik psikoloğa başvurmaktır. Yaygın kaygı bozukluğunun fiziksel bir rahatsızlığa bağlı olup olmadığını tespit edilmesi gerekir. Bunun için bazı tetkik ve incelemelerin yapılması gerekebilir.

Tedavi gören yaygın kaygı bozukluğu hastaları tedaviden genellikle yarar görürler. Tedavi psikoterapi ile olabileceği gibi ilaçla da yapılabilmektedir. Bazen her iki yöntemi beraber yürütülmesi gerekebilir. İlaçların etkilerinin iki hafta gibi bir sürede başladığı ve etkilerinin altı ay gibi sürede tam gösterdikleri göz önünde bulundurulmalı. Kronik seyirli bir rahatsızlık olduğu unutulmamalı ve bazen ilaçların iyileşme sağlandıktan sonra iki yıl daha kullanılması gerekebilir. Psikoterapilerle kalıcı iyileşmeler sağlanabilir.

Ve unutulmamalıdır ki bütün vakalarda mutlaka derinliklere inilmelidir, Psikoterapi, duygular üzerinden derinlerde onarım sanatıdır.

 

Bu güzel bilgiler için değerli hocamız Uzman Klinik Psikolog Sadık Cesur'a Bursa Haber Gazetesi Ailesi olarak teşekkürü bir borç biliriz.

 

İLETİŞİM

 

ADRES: Cumhuriyet Mah. FSM Bulv. No:75 Selin Sitesi D-Blok Daire No:12 Nilüfer/Bursa

TEL: 0 538 034 9898

EMAİL: info@klinikpsikologbursa.com

WEB: http://www.klinikpsikologbursa.com

 

HABER VE FOTOĞRAFLAR: ÖZKAN YILDIRIM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.