Çürümüş, kokuşmuş ve zehirlenmişlik; sanki şehirleri, köyleri, evleri ablukaya almış…

Bir anne, bu çürümüşlük ve zehirlenmişlik çukuruna, havuzuna düşünce; çıkmak için uğraşacağına “ortadan kaldır gitsin” diyor.

Kimi?

Evladını…9 ay karnında taşıdığı, doğurduğu, büyüttüğünü, beslediği, yani yavrusunu; pusu kurdurup katlettiriyor.

Sonra kalkıp gözyaşı döküyor! 

Bizler de boş gözlerle, sinir uçları kesilmiş bir şekilde “Allah’ım bu nasıl bir insanlıktır böyle?” diyoruz işte.

Karşıdan, çarşıdan, pazardan bakınca…

Veya “annelik” diyesi geliyor insanın ama…!

Hiç de öyle değil yani.

Demek ki, zehir vücudun her yerine sirayet etmeye başladı. Acımak, aman dese bile, gözünü kırpmadan öldürmek, tekmelemek sıradanlaştı artık!

Bir bakalım, hatırlayalım; Firavun denilen, kibir, inat ve sefillik abidesi insana karşı duruşunu bozmayan Hz. Musa’nın Rabbimize yalvarışına.  İçimizden sefihlerin, beyinsizlerin yaptıklarından dolayı, bizi helâk mı edeceksin. Allah’ım.?” Araf 155.

Ne diyeceğiz şimdi?

İnsanlıktan çıkmış, anne ve malum kişi, ‘Beraat’ mı edecek insanların gözünde. Gözlerde etse, göklerde edemez!

Öyle acayip işler oluyor ki; çağı yakalayayım, yeni olayım, yenileşeyim de hedefe varayım derken…!

Bir bakıyorsun, çukura düşmüşsün. Çıkmamak üzere, çıkamamak üzere…

Bakın Beratcan’ı boğan, insanlık rayından çıkmış olan sefil ve beyni zehirlenmiş ne diyor:

"Yolcuları bıraktıktan sonra Tuzla'ya gittim. Beratcan'ı stepnenin üzerine yatırdım. Nefes alamadığı için bilinci kaybolmuştu. Bacakları hareket ediyordu. Yaklaşık 15 dakika suda boğdum, ardından cesedini aynı yere attım."

Demek ki alnın secdeye gitmesiyle olmuyormuş sadece, ahlaklı olmak, karakterli olmak da gerekiyormuş. Kamil…

Şu da var ki alnı secdeye gitmek derken, Rabbimiz Müslümanım diyen herkesten hakiki namaz istiyor. Şartları yerine getirilmiş bir şekilde.

“Hakiki namaz insanı her türlü kötülükten korur” diyor bize Peygamberimiz. Ama hakiki olanı işaret ediyor.

Bu şartlar yerine getirilmeyince de ne yapsın namaz, kimi korusun!

“Namaz dinin direği.” Direk yıkılınca her taraf toz duman, gördüğümüz üzere.

Dileyen bu açıdan, dileyen başka açıdan, dileyen de pencereden bakar artık!

Neye mi?

İnsanlığa! İmkânsızlaştırılmaya ve insansızlaştırılmaya

İki cihanda çatlayan, patlayan, kokuşanlarla aziz olunmaz, olunmuyor da zaten. Tepinip durmakla, ‘biz biliriz’ demekle de olmuyor tabi! Ayşe abla.

Umurlarında olmayanlar, toplu taşıma araçlarında telefonla oyun oynayıp, oynanan oyunu göremeyenler, dönüp geriye bakamayacak duruma gelmeden, etrafa bakalım; teneşirde kafayı zaten kaldırıp tabuta koyuyorlar artık.

Unutmamak, hatırlatmak için yani, röveşataya kalkıp gol atmak istiyorsan, tabuta girmeden yapacaksın hani. 

Toprak kalmadı, altımızda; beyinler betonlaştığı için. Sefillik çoğaldığı için, Musa!

Umutsuzluk, susuzluk kadar kötü ve acı. Biz yine de umut etmeye, dua etmeye, insan olmak için direnmeye devam ediyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner192