Garip günleri yaşıyoruz. Aslında, insan hayatı bir garip.

Dünya yönetiminde de gariplere alışmak zorunda kalıyoruz. Bir hastalık çıktı. “Tam iş bitti, hastalığı yendik” diye düşünürken şimdi de kurallara uyulmadığı için hastalığın bulaşmasında artış olduğunu konuşmaya başladık.

Gerçekten çok garip.

Bu hastalığın affı yok.

Bu hastalık, bizim eskiden olduğumuz, alıştığımız hastalıklara hiç mi hiç benzemiyor.

İnsana bir gelip yerleşti mi kurtulabiline aşk olsun. Çünkü, Pandemi salgını, gerçekten ilacı olmayan, değişik ilaçlar, deneme yanılma yöntemleriyle tedavi edilmeye çalışılan bir salgın. Bu işin de eskiden de sürekli yazdığım ve okurlarıma hatırlattığım gibi şakayı yok.

Çünkü, yaşayan herkes biliyor. Görüyor. Bu hastalıkla ilgili mücadelede en önemli iki kural var. Birincisi sosyal mesafe, ikincisi ise maske. Üçüncüsü temizlik.

Maske konusunda inanın yepyeni modaların yaratıldığına şahit oluyoruz. İnsanlar, eski cerrahi maskeler yerine, kıyafetlerine uygun maskeleri tercih etmeye başladılar. Bu nedenle de terziler, şimdi kişiye özel maskeler dikmeye başladılar. Özellikle ülkemizdeki pek çok kişiler, hanımlar dahil, maske ile uyumlu kıyafet konusunda ciddi vakit harcadıklarına şahit olmaya başladık.

Maske ile yaşamak zorunda kaldığımız için inanın üzgünüz. Ama, yapacak başka çözüm ve çaremiz yok. İnsanlar, maskeler nedeniyle birbirlerini tanıyamaz oldular. Sokaklarda yürürken, birbirlerini görseler bile “acaba o mu?” diye tereddüt ediyorlar.

Birde, insanların sosyal mesafe kurallarına uyum sağlamaları çok önemli.

Pandemi başladığı günlerde kapatılan kafeteryalar ve lokantalar açıldı. Açık alan parkları açıldı. Alış veriş merkezleri açıldı. Yani, insanların aylarca evlerinde kapalı kalıp, kendilerini karantinaya aldıkları dönemlerle ilgili biraz olsun yavaşlatılma yapıldı. 65 yaş üstü ile 18 yaş altındaki vatandaşlarımız içinde uygulanan sokağa çıkma kısıtlamasına yeni önlemler alındı. Kısıtlama gece saatlerine kaydırıldı.

İşte bu durum, cadde ve sokaklarda insan kalabalığına yol açtı. Pazar yerleri de aynen böyle dolup taşıyor. Kimin bu mikrobu taşıyıp taşımadığını kimse bilmiyor. Çünkü, insanların alınlarında, yüzlerinde “bu kişi mikrop taşıyor. Aman dikkat!” diye bir ibare yok. Belirti yok. İz yok.

Önlem almakta galiba biraz bizler iplerimizi ve kendimizi gevşettik.

Galiba bu işin ciddiyetiyle ilgili olarak aklımızca “tehlike geçti” diye düşünmeye başladık.

Galiba, “bana bir şey olmaz” düşüncesiyle insanlarla yakınlaşmaya, cadde ve sokakları kalabalıklaştırmaya başladık.

Evet, bütün bunlar da insanların yaşamları için tehlike oluşturmaya başladı. Toplum yaşamı için tehlike oluşturmaya başladı. Pandemi konusundaki araştırmalarda, sağlık hizmetlerinde ve rakamlarda yükselme oldu. Hani, rakamlar düştü diye sevinirken birden bire beklenmedik bir şekilde bu rakamların yükselmesi, bizleri şimdi tedirgin etmeye, daha fazla şüphe etmeye zorluyor.

İnsanlar uyarıyor. Uzmanlar uyarıyor. “Kalabalık yerlerde fazla dolaşmayın. Buralara zorunlu olmadıkça  gitmeyin” diye.

Ama, toplumda pek çok insanımız bu uyarıları duymuyor. Duymak istemiyor. Vurdum duymaz bir toplumda yaşamanın tehlikesinden habersizce yapmak istediklerini yapıyorlar. Bu kişileri bazı insanlarımız uyardıklarında ise ortalık kavga gürültüden geçilmiyor. Neden?

Çünkü, insanlar kendi yaptıklarını görmek istemiyorlar. Çünkü insanlarımız kendilerinin yaptığı hareketlerin toplumu ilgilendirdiklerinin farkında değiller. Çünkü, insanlarımız, “bana bir şey olmadı. Karşımdakine de benden zarar gelmez” mantığı ile hareket ediyorlar.

Yazıktır, günahtır.

Yapmayın etmeyin diye uyarılar galiba pek fazla fayda etmiyor.

En sonunda Bursa valimiz Yakup Canbolat, “kendimizdeki vaka sayısında artış var. Kurallara uyalım, uymayanları uyaralım” anlamına gelen mesajları yayınlamaya başladı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, pandemi süreci başladığı günden itibaren sürekli olarak sağlık konusunda bilgiler verip halkımızı, vatandaşlarımızı uyarmaya devam ediyor. En son yaptığı açıklamaya göre, halkımız maske ve mesafe konusunda beklenilen duyarlılığı göstermiyor. Tabi, kurallara harf1ien uyan, hastalıktan hem kendisini hem de çevresindeki koruma adına aylarca günlerce karantina altında kalan insanlarımız da yaşanılan bu olaylar karşısında, “biz neden günlerce evlerimizde kaldık” diye düşünüyorlar haklı olarak. Bazı insanlarımızın bu kadar sabırsız olmasına anlam veremiyorlar.

Neticeye geldiğimizde ise, pandemi, Covid-19 ve bilinen adıyla koronavirüs salgını tehlikesi hala devam ediyor. Bu yüzden, kendimize, ailemize, çevremize dikkat edelim.

Günümüz sağlıklı, işlerimiz bereketli olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner193

banner246

banner254